Filiz Korkmaz

Tüm Yazıları


Herkesin işine yaradığın kadar iyisindir bu hayatta!

  • 28 Mart 2018 Çarşamba


Hiç dikkat ettiniz mi?
Kaliteli insanlar çoğunlukla yalnızdır.
Neden mi?
-Çünkü ; Çizgisi sabittir, yaranmak uğruna çizgisinden sapmaz. Yapmacık değildir. Kimsenin oyuncağı olmaz. Menfaate göre samimiyet kurmaz.
Hayat insanları bazen istemediği kulvarlarda koşmaya mecbur eder. Bazen memnun oluruz, bazen olmayız. Memnun olsak da olmasak da bu kulvarlarda arkadaşlıklar/dostluklar oluşur. Kendimiz gibi olanı dost diye kenara ayırırız, bir kenara da arkadaşlarımızı koyarız. Dost bildiğimiz ayrı yere koyduğumuz bizim için çok kıymetli özel insanlardır. Arkadaş olarak da ayırdığımız kişilerle paylaştığımız şeyler farklıdır.
İnsanın hayatında birçok arkadaşı, çevresinde pek çok yakını bulunur. Ancak bu insanların hepsi dost değildir. Dost dediğin bizi karşılıksız sever, bizde onu. Dost yanımızda olmasa da varlığını bildiğimiz, yanımızda hissettiğimiz kişilerdir. Ancak gerçek bir dostunuz varsa üzgün bir durumda iseniz o sizi alıp aydınlıklara çıkarır, sıkıntılarınızı paylaşarak içinizi rahatlatır.
Dostluk kolay elde edilen bir şey değildir. Uzun zamanda karşılıklı ve çıkarsız bir arkadaşlığa ihtiyaç duyar...
Peki bana dostunuzu tarif edin desem ne dersiniz? Hadi içinizden gelenleri sıralayalım.
Birisinin hep zor zamanda yanımda olurdu dediğinizi duyar gibiyim,
"O benim sır küpümdür, sırdaşımdır" diyeni de.
“O güldüğüm, eğlendiğim bana sırt verendir" diyeni de duydum.
Peki bu yazdıklarımızı ve kalbinizden geçenleri de düşünerek etrafınızda kaç dostunuz var?
Bir düşünün bakalım...
Benimde böyle içten samimi dostlarım var diye biliyordum! Epeydir görmediğim kardeşim gibi sevdiğim, değer verdiğim, üzüldüğünde üzüldüğüm dostlarımdan biriyle tesadüfen karşılaştık ve beni görmemezlikten geldi. Beraber çoğu şeye göğüs gerdiğimiz zamanları düşündüm ve aklıma sadece seninle işi bitmiş veya senden alacağı bir şey kalmamış geliyor. Ama şimdi işleri bitti sanırım yollarını ayırmışlar. Keşke benimde haberim olsaydı bu dostluğun bittiğinden. İşte bunlarda siyasi amaçlı kurulmuş dostluklar... Şairin dediği gibi “Dostlar vardır çiçek gibi, Yüreğinizi ferahlatır, alır götürür bütün yüklerinizi, Dostlar vardır kor gibi, yüreğindeki ateşle ısınır. Dostluklar vardır erken dolar vadesi,” bizim dostluğumuzda gerçek dostluk değilmiş erken dolmuş vadesi demek ki; Üzüldüm! Onlarla harcadığım zamana aslında.
Eskiden dostluk/arkadaşlık kavramları vardı yazdığım gibi... Günümüzde bu kavramın da içi boşaltıldı, özü gitti posası kaldı…
İnsanlar hayatlarında dekoratif figür olarak değerlendirmekte dostluğu. Arkadaşlığı ve arkadaşı da canı sıkılınca can sıkıntısını gideren, kendisini eğlendiren eğlence aracı olarak görmekte, öyle tanımlamakta öyle hissetmekte…
Ekonomik olarak darda kalınca da banka gibi kullanıp, devreye sokmakta dostluğu! Dostluk artık esnek hesaplar gibi bir hizmet aracına dönüştü. Başı sıkışınca kullanılan, su istimal edilen bir anlayışa büründü. Tek taraflı keser gibi hep bana, hep bana diye yontulur oldu dostluk. Oysa testere gibi bir sana bir bana olmalı, kim dardaysa öteki ona koşmalıydı. Bu yüzden azdır insanın dostu. Bir insan çok dostum var diyorsa burada bir muamma, bir tuhaflık var demektir. Durup düşünmeli...
Dostluk önemli elbette! Arkadaşlık da öyle! Günümüzde değişime yenik düştü bu kavramlar. Çıkar ilişkisi ne dönüşmüş. Şimdi çıkarların örtüştüğü yerde dostluklar/arkadaşlıklar gelişiyor. Çıkar bittiğinde ise herkes kendi yoluna gidiyor. Dostun, dostluğun, arkadaşın özlemini duyacağız.
Ama bulamayacağız ne yazık ki! Her iki kavramın da anlamı değişti. Bir hedefe, gayeye dönük ilişkiler çerçevesinde şekillenmeye başladı. İhtiyaçların çok çeşitlenmesi ve teknolojinin hayatımızda olması gerekenden fazla yer kaplaması hız verdi bu anlam kaymasına belki de. Artık dost/arkadaş denildiğinde çok farklı şeyler geliyor insanın aklına. Dostun adı oldu Kanka… Ve kısa ömürlü oldu o da… Bakmayın sosyal medyada on binlerle olan arkadaşlığınıza, adı üstünde sanal… Arkadaş sandıklarımız yani… Gitgide yalnızlaşıyor insan… Dost olarak görülüp dertler anlatılır oldu psikologlara… Bir düşünelim bakalım bizlerin kaç dostu/arkadaşı var? Eğer varsa çok şanslısınız. O zaman ben çok şanslıyım değer verdiğim dostlarım var diye. Ben değerini biliyorum. Sizde değerini bilin o dostunuzun/arkadaşınızın…

Bir kalemde silebiliyorsanız eğer;
Kusurunu silin dostunuzun, Dostluğunu değil...