Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Her şeyin başı bilim

  • 30 Temmuz 2020 Perşembe


Neden bilimden uzaklaşıyoruz bilmek güç. Günümüzde yaşanan salgın hastalığın bile çözümü bilimle eşdeğerdir. Henüz daha çok yeni olarak bilim insanlarının yaptıkları araştırmalarda ölümlerin en büyük nedeninin kan pıhtılaşmasından kaynaklandığını söylemişler. Yani kan içinde bulunan trombositler üzerinde etki göstererek kalp krizi ile biten bir seyir olduğu üzerinde yoğun çalışmalar yapılmış. Bunların hepsi bilime dayalı konular.

Bilim insanları, kan hücrelerinin aktif halde tutulması ve kanın sulandırılarak akıcı hale getirilmesi bu hastalığın insan üzerinde tahrip konusunu azaltacağı anlaşılıyor. Peki bu tür çalışmalar madem dünyada var, bizlerde neden yapılmıyor diye düşünceler içimizde dolaşıyor. Ben kendimce koruyucu önlemleri kendim almaya çalışıyorum. Yeşil ve kırmızı renkli yiyeceklerden kullanmaya çalışıyorum. Bununla kalmıyorum elbette. Narenciye üretiminde dünya lideri olup da, bugün dünyanın en pahalı limonunu satan bir ülke durumundan kurtularak, elimden geldiğince kanımın pıhtılaşmasını engelleyecek limonu çok tüketmeye çalışıyorum.
Bakın size en önemli olan bazı sorumluluklardan kısaca söz etmem gerekiyor. Bir canlının sağlıklı kalabilmesinin en önemli faktörü, sağlıklı gıda almasına bağlıdır. Tek tip gıdalar almak da insanın sağlığını bozacaktır. Her gıdanın gerektiği şekilde ve miktarda ama hepsinden alması gerekiyor. Etin fazla tüketimi insanın sağlığını bozduğu gibi, diğer gıdalarda da bu böyledir.
En önemlisi ise stresli hayat kişilerin erken hastalanmasının en önemli nedenidir. Canlının yaşaması için sadece gıdaya ihtiyaç duyulmaz. Ekonomisi, yaşam tarzı, geçim sıkıntısı, güvenli yaşamak gibi bir çok sorunlarından arınması gerekir. Bu sayede daha güvenilir bir hayat içinde bu tür hastalıklardan kurtulmasının büyük bölümünü tamamlamış olacaktır. Yani parasal sorunlarını, çocuklarının sağlığı, işi ve geleceği de insan üzerinde olumsuz etkileri sağlıyor.
Çevrenizde bulunan ve kalp damar sisteminden hastalanarak sıkıntı yaşayanlara bir bakınız. Bazıları kısa zamanda hastalığını atlatsa da, bazıları felç olur ve hayatının geri kalan bölümünde ilaçlara, aparatlara, başkalarına bağımlı yaşamak zorunda kalırlar. BU hastaların tamamına kan sulandırıcı ilaç verilir. Bu ilaçlar sayesinde felç hastalarının kan düzeylerinin pıhtılaşmaması önlenmiş olur. Bana göre bu hastalar risk taşıyor denilmiş olsa da, sağlıklı kişilerden daha önleyici tedbirleri yaşayan kişilerdir. Sağlıklı insanlara üç şekil söyleniyor. Temastan uzak, mesafeli hayat, maske. Bunlar elbette olacak. Asıl konunun bilim insanlarının üzerinde çalışacakları konu, hastalığın insana bulaşmaması riskinin azaltılmasıdır. Bu da sadece bu üç unsurla değil, sağlıklı gıda ile, sağlıklı ilaç takviyesiyle ve sağlıklı doğal vitaminlerle olacaktır diye düşünüyorum.