Selma Erdal

Tüm Yazıları


Hep mi Corona Muhabbeti?...

  • 26 Mart 2020 Perşembe


Geçmiş yıllarda kar dinlencesi, kirli hava çöktüğünde sis dinlencesi... Bu da Corona dinlencesi... Bu gidişle olacağız özgürlük dilencisi... Dolayısıyla canımız sıkılmasın diye, kaygılarımız doruk noktasına çıkmasın diye; sürekli hekimlerin önerilerini dinlemekle kalmıyoruz, arası magazin programlarına da bakıyoruz. Meğer silikonlu dilberler; sürekli şişirdikleri dudakları için evlerine estetik cerrahlarını çağırsalar da... Biz de canımız sıkılmasın diye yaptığımız sütlü tatlılar ve bademli keklerle; balkon sefaları yaparken, göbeklerimizi şişireceğiz bu gidişle...

Bu arada kitap önerenler de girdiler sıraya; hani canımız sıkılmasınmış diye... Örneğin; Sağlık Bakanı okumak için Tolstoy'u önerdi, bir de Mustafa Kutlu'yu...Tolstoy'u 17 yaşımdan beri okurum daMustafa Kutlu'yu hiç duymamıştım, duymadığım için de okumamıştım.Wikipedia'ya başvurdum, Dergahcı olduğuna ilişkin bilgiyi verince bana...Ne okuyacağımı sormayacağım elbette ki kimseciklere dedim. Siyasal otoritenin öneride bulunması onların amaçladıkları bir geleceğin gereği de... Yıllar önce okuduğumuz kitapları 7 ve 17 yaş gurubu öğrencilerine öneren kimileri, bugünlerde bizlere önerdiğinde de olmayan bıyıklarımın altından gülüyorum.Bizim öğretmenlerimiz ana, babalarımıza göre çok daha bilgiliydiler de... Günümüzde en az bir üniversite bitirmiş ve daha da ötesine geçmiş olan yetişkinler varken...Sonuç olarak geçmişte öğretmenlik görevi yapmış olanlar bir yana öğretmenliğe soyunanlar var ya işte onlar bir türlü vaz geçmiyorlar "toplumun kitap okuyan bölümünün 7 ve 17 yaş gurubu öğrencilerden cok daha ileriye gitmiş oldukları" gerçeğini görmekten...Ve her şeyi biz biliriz tavrıyla, vara yoğa ahkam kesmekten...Sakin olun, birazcık yavaş; bilimsel alanda ayrı, ayrı uzmanlıklar var.
Uzmanlıklar demişken; tüm televizyon kanallarında gece-gündüz hekimler, eczacılar, özetle sağlıkçılar var. Halkı bilgilendirmek için bilimsel bilgilerini paylaşıyorlar; kimisi içtenlikle, kimisi de "en iyisini ben bilirim" kasıntılığıyla... Ne amaçla olursa, olsun; halk bilgilendirilsin de kimsesiz yoksul halkımız kırana uğramasın, şu görünmeyen düşman nedeniyle...
Günlerden 25 Mart 2020 günü; Fox tv'de, İsmail Küçükkayalar'ın yine sağlık dünyasından, üstelik de iyi tanınan bir siyasetçi vardı. O konuk; CHP Manisa Milletvekili ve Eczacı olan Özgür Özel'di.Yaşadığımız koşullar içinde partizanlık yapıp, hükümetin tutum ve davranışlarını anlamsızca eleştirmek ya da baltalamak yerine, Ulusal Bir Savaşım verdiğimizin bilinciyle Cumhuriyet Halk Partisi olarak birlikte çalışmaktan, olağanüstü koşullarda doğru olan ne varsa onları desteklemekten söz ediyordu. Bununla birlikte salgından etkilenenlerin hangi illerde olduğunun açıklanması gerektiğini, bu gizliliğin olumsuz etkilerinin daha çok olacağını ileri sürüyordu.Ola ki yapılan yanlışlara değinen bir konuşmaya başlasa ki işte o an İsmail Küçükkaya; Özel'in sözünü "Peki" diyerek kesip, konuyu değiştiriyordu. Gerçi bunu kim konuğu olursa ve"demokrasi meydanı" olarak tanımladığı stüdyosunda kim AKEgemenler'i eleştiren tümceler kurmaya başlasa, hemen "Peki" diyerek konuşanı engelliyor, bunu sürekli yapıyor. Demokrat maskesi altından, sürekli AKEgemenler'e göz kırpıyor, onlara şirinlik yapıyor.Kim gibi?... Tıpkısının aynısı, Hürriyet'in Ahmet Hakan'ı gibi...Yıllardır "imam hatiplilik kompleksiyle" Nişantaşı kafelerinde oturup, entel artiz kızlarımızla fingirdeşip, kendini demokrat, aydın olarak pazarlamaya çalışırken, her durumda sözü evirip, çevirip menşei/orijini/ilk mahallesi olan dünyaya selam çakıyor.Onun bu tutum ve davranışlarını da , TELE1'de her sabah gazeteleri ve Ahmet Hakan'ın köşesini yorumlarken; Can ATAKLI bıkıp, usanmadan eleştiriyor ve Ahmet Hakan'ı TANRI YAZAR olarak tanımlıyor.İşte Fox'un Peki İsmail'i de, her sabah programında sergilediği tavırlarıyla; bir başka Ahmet Hakan vakası desek yeridir bu anlamsız ve olumsuz tavrıyla...Değil mi ki konuşturmayacaksın, değil mi ki eleştirilere izin vermeyeceksin; neden konuklarının sözlerini "Peki" diyerek tıkıyorsun ağızlarına be hey İsmail?...Kimileri seviyor, bayılıyor, demokrasi silahşörleri sanıyor; hem "Peki" İsmail'i, hem de ekürisi Portaka Fatih'i... Ama... Nedense unutuveriyorlar; Okyanus ötesinde yaşıyor onların gerçek patronu, abisi...
Ve bu arada Can Ataklı'nın "Tanrı Yazar" kullanımına gelince...Kuşkusuz okurlarının çok iyi bildiği gibi "Tanrı yazar" kavramı ya da "kendini Tanrı gibi gören yazar olmak" kullanımı Tolstoy'undur, daha sonraları toprak sahibi varsıl bir efendi olan yazarın dünya görüşlerinin değişmesiyle, neyi varsa mujik'leriyle paylaşmasının ardından, yazdığı anılarında geçer "Tanrı Yazar" kavramı...Ve yine bu arada bilindiği gibi "mujik" varsıl efendilerin topraklarında çalışan Rus köylüsüdür.
Corona Virüsü, pandemik salgın, ekonomik vurgun, bildiğimiz dünyanın sonu (mu?) yoksa bu yaşananlar doğanın intikamı mı tartışmaları sıkmasın içimizi diye bugün de böyle; daldan, doruktan girdik söze... Sağlık Bakanı'nın kitaplarının okunmasını önerdiği bir yazar olarak ve Can Ataklı'nın da Ahmet Hakan'ı "Tanrı Yazar" olarak nitelemesi sonucunda Tolstoy düşüverdi dilimize... İyi de oldu sanırım.