Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Hayatın Pratiği Hassas Bir Terazidir

  • 10 Ocak 2019 Perşembe


Tartışma, özü itibariyle ikiye ayrılır:
1.- Kavga, itişme ve kakışma kargaşası.
2.- Fikir sahibi insanların düşüncelerini birbirlerinin yardımı ile sorgulama faaliyeti.
Görüldüğü gibi 2.şıkkın temel şartı, öncelikle “özgün” bir düşünceye ve hemen ardından bu düşünceyi sorgulama yeteneğine sahip olmaktır.
Ayrıca bir düşünceyi eleştirmek, o düşüncenin sahibini eleştirmek değildir.
Kültür katsayıları belirli bir düzeyin altında gezinen insanlar çoğu zaman işte bu yanlışın içine düşerler…
Her şeyi kişiselleştirir, kendilerine yönelik her hangi bir eleştiriyi kişiliklerini hedef alan bir saldırı olarak algılarlar.
Oysa bu noktada önemli olan algı değil, düşüncedir.
Çünkü algı, duyu organları ile ilgilidir.
Oysa düşünce; dimağla, akıl-fikir-kültürle ilintili bir hazinedir…
Ulaşılması emek isteyen hummalı bir çalışmaya, sabır gerektiren, özveri ve tevazu biriktiren bir kimliğe gereksinim duyar.
Düşünce üretilen bir kıymettir.
Oradan buradan “kopyala-yapıştır” yöntemi ile aktarılarak çeşitli renklerle üstü-başı boyanan, çerçevelenip yeniden reklam pazarına sunulan süsleme motifi değil…
Düşünce sahibi kişi, insanları küçük gören değil, küçüklükleri önemseyen ve ellerinden tutarak büyümelerine zemin oluşturmaya çalışan kişidir.
Düşünce ortamında yaşamını sürdürmeye çalışan gerçek bir aydın, öncelikle okur…
Çok okur.
Bir daha, bir daha, daha fazla okur…
Tüm düşüncelerle yüzleşir. Sorgular… Eleştirilere açıktır, hoşgörülüdür.
Esasen sıraladığımız bu hasletler, aydın olma değerinin en başta gelen nitelikleridir.
Kendinizle yüzleşemiyorsanız, düşüncelerinizi ve yapıp-ettiklerinizi acımasız bir ciddiyetle sorgulayamıyorsanız; istediğiniz kadar süslenin, sıradan bir kişisiniz.
Lay/lay/lom bir kimliğin boyası bile değil, ince sürülmüş bir astarısınız…
İnsanın yaşam karşısındaki duruşu; düşüncelerinden oluşur, sorgulama cenderesinin rahlesinde pişer, kişisel çıkar ve beklentilere karşı gösterdiği dirençle zenginleşir…
Önemli olan o duruşun niteliğidir; sürekliliği değil.
Hatalar içinde yüzen bir insanın bu çizgide ısrar etmesi [yani duruşu] bir marifet değildir.
Hayatın pratiği hassas bir terazidir.
İnsanın kaç okka çektiğini sürekli olarak ölçer.

Ne demiş Ziya Paşa:
“Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde...”
Özetleyecek olursak, işte mesele bu kadar özlü, basit ve yalındır!

@farukhaksal42
farukhaksal@gmail.com
www.akceder.com
www.haksal.av.tr