İlter Gözkaya Holzhey

Tüm Yazıları


Hayata Hazırlanma

  • 25 Eylül 2018 Salı


İlter Gözkaya-Holzhey Berlin, 7 Eylül 2018
eMail: iltergh@t-online.de


Almanya’da Berlin ve diğer birçok eyaletlerde 2018/19 Ders Yılı başladı. Türkiye’de merkezi başlama Eylül ayında.
Zaman çok hızlı akıyor. Uzun bir ders yılı sonunda tatil heyecanıyla başlayan Yaz bitmek üzere veya bitti. Öğretmen ve öğrenciler dinlendi ve tatilde yeni bir başlangıca enerji topladılar.
İlk okula başlayan veya ilk defa lise veya ortaokula geçen öğrenciler için alışma oldukça zaman alıyor. Yeni öğretmenler, yeni sınıf arkadaşları olacak.
Annebabalar çocuklarının sorunlarını iyi dinleyip, ciddiye almaları gerekir. Çocuğun evde iyi bir çalışma ortamına hazırlanması gerekiyor.
Sahilde konuştuğum aileler, öğrencilerin hayata hazırlanması gerekirken, Türkiye’de sınavlara hazırlandığını söylüyorlar. Sınavlar öğretici olmazsa ezbere dayanır, faydalı olmaz.
Neden, niçin ve nasıl sorularıyla öğrenilen bilgiler unutulmaz. En büyük sorun öğrenci nasıl öğreneceğini bilmezse ortaya çıkıyor.
Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk umut verici açıklamalarına lâikliği, Atatürk ilkelerine inanmış kesimleri oldukça sevindirdi. Reform sinyalleri verdi, millî bayramları müfredata aldırması çok olumlu karşılanıyor.
Berlin’de İtalyanca grubunu seçen bir lise öğrencisi bu sınıf gürültülü, keşke lâtince seçseydim, diye ağlıyor. Çözüm en kısa zamanda dil dersini değişmesi tavsiye edilebilir.
Yeni başlayan çocuklarla veliler değişimin getirdiği olumlu şeyler konuşmalıdır. Endişeler de açığa çıkarılır, çözüm önerileri getirilir. Zayıf olduğu bir derse ilâve kurs imkânı aranır. Ev ödevlerini Arkadaşının zayıf olduğu başka bir derste yardım ederse, karşılıklı yardımlaşma içerir.
Yeni okul döneminde davranışlar, hedefler koyarak niyet belirleme çocuğa güven verir. Değişiklik ve yenilik herkes için, tedirgin edicidir. Fakat minikler için daha da zordur.
Öprencilerin duyguları anlaşılmalı, küçük ve önemsiz görülmesi yetişkinleri de üzer. Duygular üzerinde konuşabilmeyi öğrenme de bir beceridir. Bunu çocuk ailede öğrenir.
Bugün ne öğrendin sorusundan önce, sınıfta kandini nasıl hissettin, öğretmen ve öğrencilerden hoşlandın mı, diye sormak gerekir.
Sınıf öğretmenini sevmeyen bir öğrenci öğrenmede zorluk çeker. Başarıya huzur ve mutluluk olursa ulaşılır. Duygu en fazla ihmâl edilen bir ortamdır okulda.
Anne baba olarak çocuğun hislerini reddetmek, yargılamak, önemsizleştirme veya hafife alınırsa işler kötüye gider. Daha başlamadan başarısızlığa yön verir.
Artık internet kullanma okul programına alındı, yasak etme iyi netice vermez. Doğru kullanılırsa derslerine yardımcı olur.
Gençler teknolojiyi yetişkinlerden daha iyi kullanıyorlar. Bilmeden eleştirip, yasaklama bir çözüm getirmez. Çocuğa güven duygusu verilmelidir.
Gençleri hayata ders kitapları yanında yapacağı kazanacağı deneyimler hazırlar. Bu nedenle çocuklara iyi örnekler, modeller gerekir.
Zayıf öğrencilerimi cezalandırmaktan ziyade, başarılı öğrencilerimi ödüllendirmeyi tercih ettim. Onlara başaran insanların hayat hikâyelerini anlatmak çok iyi bir yöntem olur. O zaman görülür ki zorlukları yenmeden yükselmek, başarmak kolay değildir.
Avrupa’da göçmen çocukları bilhassa Türk adıyla, müslüman olarak başaranların diğer yerlilerden daha fazla zorlukları yendiğini gözlemliyoruz. Bilhassa bu durumda başaranların hikâyesi anlatılıp, eşit paylaşım zorlanmalıdır. Okullara Avrupa’da yetişmiş göçmen kökenli öğretmenlerin görev yapması hiç bugünkü kadar önemli olmamıştı.
Politikacılara, öncü düşünürlere sorunları ileterek duyurmak çözümde tek bir öğrenciye değil, başka öğrencilere de faydası olur. Öğretmen de insandır, hata yapabilir. Yanlış anlaşılma olabilir, diyalog sırayla yapılmalı. Önce öğretmenle, daha sonra okul müdürüne iletme daha akıllıca bir davranış olur. Elbette gerekirse ilgililere duyurulmalıdır.
Yeni ders yılında gerek Avrupa’da yaşayan öğrencilere, gerek Türkiye’de okula giden çocuklara canı gönülden her şeyden önce sağlık, huzur ve başarılar diliyorum.

Hoşça kalın!