Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Hangi bedel olursa olsun senden çıkıyor

  • 24 Şubat 2018 Cumartesi


Kalkacaksın vatandaşın elektriğini özele vereceksin. İki sente üretilen bedeli, on iki sente satın alacaksın. Bundan sonra acısını garibanlardan çıkaracaksın. Bu olacak iş değil. Bu konuyu birilerine anlatmaya çalışırken, oldukça üzülmüş olacak ki, sayın hocam, yine sizinkiler için döktürmüşsün, ama ne çare, olanlar oldu ve elektrik bedellerindeki kaçak kayıpları yine onlar ödeyecek.”

Sizi bilemem ama ben şaşkınım. Böyle bir kaçak bedel varsa, ben bunları yazımda paylaştımsa, insan ayrımı yaptığıma inanmıyorum. Böyle düşünen varsa bunun adı ahmaklıktır. Yani ben fakir fukara ile ilgili, geçim derdiyle ilgili yazı yazacağım ve sadece bu yazım sol kesimde bulunan insanlara hitap edecek. Böyle bir gerekçe olabilir mi? Ben ekmek bedellerine % 15 zam geldi. Garibanın yediği bir ekmek, gramajdan çalarak gizli zam yapılarak insanların cepleri boşaltılıyor diye yazacağım. Adam kalkacak bana, sen bunu senin gibi düşünenler için yazıyorsun diyecek. Yok böyle bir şey.
Bizim insanımız, kendisini bahsedilen kişilerin arasında görmediği müddetçe bu kafalar düzelmez. Ben her yazımı kişi ayırmadan yazıyorum. Açlık, sefalet, ırza tecavüz, çocuklara taciz ve küçük yaşta evlilik gibi önemli olan her konuyu insanları ayırmadan yazıyorum. Aklı başında olan herkes böyle yazar. Hiçbir gazetecinin de bunun aksini düşüneceğini sanmıyorum.
Kayıp kaçak elektrik konusunda da ben bu ülkede yaşayan ne kadar tüketici varsa onların adına ve onların cebini düşünerek bu yazımı yazıyorum. Benim için hacı da bir hoca da bir. Benim için solu da bir sağı da bir. Benim için insan olmak önemli. Benim standardımda, bu ülkede dürüst olan herkesi ilgilendiren, eşitlik ilkesine sahip her vatandaş için yazıyorum. Aldığın ücret ile, harcadığın paraların karşılığı dengesi seni üzüyorsa ben onu dile getirmeye çalışıyorum. Yoksa bana ne senin parandan, yaşamından.
İlk olarak sen kayıp kaçak ne demek onu öğrenmelisin. Enerji üretildikten sonra, tüketiciye yapılan satış arasında ortaya çıkan enerji miktarıdır. Bu miktar yani aradaki fark olan kısım, harcanmış gibi senin cebinden alınıyor. Teknik koşullar veya teknik olmayan koşullar sonucunda ortaya çıkan bedeller değil, eksik ve hatalı ölçümden doğan açıklar, hiçbir şekilde ölçüm yapılmadan tüketilen elektrik bedellerinin de kayıp kaçağa ilave olarak, bunların bedelinin sizlerden faturalara ilave edilerek alınmasıdır. Yani anlayacağınız bana girip çıkan bir bedel yok.
6446 sayılı yasa gereği, elektrik piyasasının fiyatlandırmaları EPDK yani elektrik piyasası denetleme kurumu tarafından sağlanarak, ayarlanır. Buna göre tüketiciye sunulan perakende satış bedelleri belirlenerek faturalara yansıtılması sağlanır. Bu bedellerin hazırlanmasından sonra faturada başka bedelleri de görmektesiniz. TRT payı mesela. Ben TRT’yi çok zor olmadıkça izlemiyorum. Yani senede sadece belki bir veya iki kere. Ben TRT için neden pay ödeyeyim. Veya kafası basmayıp, benim sadece kendim gibi düşünenlere verdiğim destek diye niteleyen vatandaşın da neden bu paradan bir kısmını TRT için ödemek zorunda bırakılıyor? İşte bunu anlatmaya çalışıyorum ama haspam bir anlasa. Ayrıca enerji fonu diye bir madde daha var. Bu fona senden benden herkesten kesilen bedeller nereye gidiyor merak ediyorum. Kendi adıma değil, sizin adınıza. Bunları ben bir taraftan uydurmuyorum. İnternete girin ve kendiniz görün. Devletin kendi imkanlarıyla hazırlattığı sayfalarda göreceksiniz. Diyecek başka sözüm yok. Kesilen bedellerin hayırlısıyla harcanması dileğimdir. Ne diyeyim.