Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Hala neyin peşindeyiz anlamadık

  • 17 Şubat 2018 Cumartesi


Ekonomik koşulların insanları üzdüğü günlerde, sığınacak tek dalın televizyonlar olduğunu sonunda öğrendik. Masallarla insanları avutan gelişmiş ülkeler, son günlerde yaşanan Kuzey Irak bölgesinde almış oldukları yeni kararlar ile ne yapmak istediklerini ortaya koydular. Onlar koymasına koydular da, vatandaşa kazık her yönden geliyor. Uyuma politikaları ile başlayan bu furya sayesinde gündeme oturan tüm işler, kafa karıştırmasın diye bol bol televizyonlarda reyting savaşları veriliyor.

Geçen sezon biterken Radyo Televizyon Üst Kurulunun aldığı karar doğrultusunda, insanlara kötü örnek teşkil ettiği görüşü ile evlendirme programları kaldırıldı. Peki peşine ne oldu dersiniz. Ne olacaktı ki, herhalde bunca seyirciyi bir kenara bırakarak programları iptal edecek değillerdi. Versiyon değişti ve yeni değişikliklerle yapılanmalar başladı. Sabaha kadar ben bile neredeyse oturup program izleyeceğim sabaha kadar. Desen ki, bu memleketin sorunları var, bununla ilgili konuşma var deseler kimse seyretmez. İnsanlar aç susuz mücadele ediyor, emekliler yaşam savaşı veriyor, hastalar ilaç bulamıyor ve bunlar ile ilgili olarak önemli bilgiler yayınlıyoruz deseler kimse ilgi duymaz. Ama, gel gelelim iş magazin olunca ilgi büyük.
Uzun zamandan beri bir hastanede yaşanan feci olaylar gündeme getiriliyor. Kimin çocuğu, kimlerin elinde olduğu, kimin bebeğinin akıbetinin ne olduğunu bilen yok. Bilen çok aslında fakat ne hikmetse reyting uğruna kimsenin sesi çıkmıyor. Ben program yapımcısına bir şey demiyorum. Belki harika şeyler ortaya çıkardı. Kutlayanlardan biri de benim. Geçen hafta yayına tekrar eşimin açması sonucunda zorla bakmaya başladığımda şaşırdım. Hastanenin başhekimi bile konuşmasında onca sıkıntılardan ve bu sıkıntıları çözemediğinden söz ederken tüylerim diken diken olduğunu hissettim. Bunca yaşanan olayın ardından hala konu televizyon programında sınırlı kalıyorsa bu ülkenin çivisi çıkmış arkadaş. Bunca yapılan programda, çok sayıda kişinin çıkarak resmen suç duyurusunda bulunması bile henüz adli mercileri harekete geçirmemiş durumda.
Bu söylenenler karşısında ben bu ülkenin savcısı olsaydım, şu anda bile ülkenin bir çok yerinde bu işe bulaşan insanları toplar, büyük bir tuzağı çökertmek için savaşırdım. Hala şaşkınım ve neden bu işin sonunu getirecek girişim olmaz.
İnsanları aslında kınamamak lazım diye düşünüyorum. Parası pulu olmayan, bir yerde dayısı, etrafında derdini çözecek bir yakını olmayanlar, işlerini yürütmek için bir yere sığınıyorlar. Aslında acınacak halimiz dramatize ediliyor. İnsanların çocukları, eşleri, yakınları katlediliyor. En sevdiği kişiler kaybolarak akıbetlerinin belli olmadığı bir zamanda elleri kolları bağlı kalmaktansa, bu tür programlara giderek sesini duyurmaya çalışıyor. Bir yerde cehalet insanlara anlatılırken, başka bir yerde güçsüz insanların yaşadıkları sıkıntılar dile getiriliyor. Şimdi sormak gerekiyor. Bu ülkenin güvenlik güçleri ve adli mercileri neredeler.