Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Güven

  • 28 Aralık 2018 Cuma


Bir varlığın içinde bulunduğu ortamda; korkmadan, kaçınmadan, kuşku duymadan hissettiği rahatlıktır güven. Güvenin temel dayanağı konum ve koşullar hakkında yeterli bilgiye sahip olmaktır. Bilgi güvenin sınırlarını genişletir. Bilgi her koşulda güç ve öz güven demektir.
GÜVENLİK.
Güvenlik, olabildiğince her koşulda yaşamı doğal akarında sürdürmek için alınan önlemler setidir. Set olarak değerlendirilmesi, yaşamın her alanının güvenlik kapsamına alınması gerçeğini işaret eder. Bu kapsamda en sık ifade ettiğimiz güvenlik vurguları can ve mal güvenliğine ilişkindir. Özel güvenlikler artırılınca genel güvenliğin alanı daralır. Farklı iki güvenlik çatıştığında egemenlerin ve yönetenlerin güvenliği ön alır(!)Oysa öncelikli olması gereken vatandaşların, yaşamın her alanına ilişkin güvenliklerine öncelik tanınmasıdır. Yaşamla ilgili tüm güvenliklerin güvencesi devlettir. Çünkü bir birey devlet oluşumuna katıldığı zaman, bunun karşılığında bir yaşam güvencesi bekler. Burada geçerli olan karşılıklılık ilkesidir. Özgür iradi katılımcı bireylerin güvencesi; devletin sağlamakla yükümlü olduğu güvencelerdir.
Yaşamsal öneme sahip güvenceleri satır başlarıyla şöyle sıralayabiliriz:
-Eğitim, sağlık ve güvenli yaşam güvencesi(demokratik devlet).
-Seçme ve seçilme hakkı ve sandık güvencesi.
-Sınav güvenliği.
-Çalışma güvencesi ve iş güvenliği ile sendika hakkı güvencesi.
-Kuvvetler ayrılığı ile denge denetim güvenliği.
-Özgür düşünme, düşüncesini yayma ve düşüncelerini yaşama geçirmek doğrultusunda örgütlenme güvencesi.
-Özgür basın ve sorunsuz haberleşme güvencesi.
GÜVENCE.
Güvence; yaşamı kolaylaştırıcı teminat, garanti, dayanak, olumlu inanç ve pozitif beklentidir.
Güvenlik, tekil örneklerde fiili durumu yansıtırken, güvence istem ve beklentileri de içerir. Devlet oluşumu bu gereklilikleri yasal ve kurumsal güvencelere bağlar. Bu güvenceler; istemlerden, yaşantı ve deneyimlerden ve katılımcı ortak akıldan beslenir. Özellikle geleceğe ilişkin güvenceler; aydınlar, düşünürler, sanatçılar ve alan uzmanlarının topluma katkılarıdır. Aydınlar, kendileri ile birlikte (paylaşımcı) ülkelerinin ve dünya insanlık ailesinin yararını düşünür ve isterler. Sanatçılar, sıradanlardan önce görebildikleri geleceği güncel yaşama taşıma çabasında olan üretken yaratıcılardır. Alan uzmanlığı bir yönüyle ustalıkla çakışır. Usta ürettiklerine düşüncesini katar. Aynı zamanda usta yapmadan önce görebilendir; sıradanlar ise bir işi ancak yapıldıktan sonra görür. Bu noktada sanatçının artısı, ustanın ürettiklerine yüreğini katmasıdır! Bütün bunlar geleceğin güvencesi için olmazsa olmazlardır!
Ve sevmelere rehinli iken umudun yüreği;
Soluksuz akmalardaydı bedeni yaşamın!..
Yürürken yankılandı sularda ayak sesleri;
Savruldu ötesine varılmayan yerlere kadar!..