Selma Erdal

Tüm Yazıları


Günün Sözleri

  • 06 Kasım 2018 Salı



Ne demiş eskiler?...Sabırla koruk pekmez, dut yaprağı atlas olur...29 Ekim 1923'den beri sabredenler; bugün pekmez de içiyorlar, atlas da giyiyorlar...Geriye kalanlara bahşedilenler; kedi, köpek sevgisi...Eşcinsellere hoşgörü...Özellikle de engellileri koruma görevleri...Engelliyiz, desteklenmeliyiz diyerek... ki o engelliler sürekli ayrıcalık isteminde...Oysa sağlıklı sınıfından sayılan bizler...Elimiz, kolumuz tutarken...Bağlı...Gözlerimiz görürken...Dağlanmış, dağlı...Sözümüz dinlenmez, sevilmez özümüz...Tutsa da ayağımız, görse de gözümüz... Gerçek engelliler bizleriz... Yine de...Öfkeyle bağıramıyoruz; engellerimizi kaldırın diye...Birazcık kıpırdasak; egemen ses diyor ki oturun oturduğunuz yere...
Bugün herkes sus-turul-muş olsa da... Dün şu ülkede TÜSİAD, MEDYA, ORDU; yıllarca istediğini söyledi, söyleyebildi. Ama halk söyleyemedi...Çünkü siyasetçiler "halksız demokrasi" uygulamasını seçdi...Yıllarca partilerin kadın kolları, gençlik kolları için yasalar çıkarılacak diye; siyasete gönül veren halk oyalandı.Sendikalar destekledikleri partiyi açıklayamadı, memurlar açıklayamadı...Bu ülkede hep halksız demokrasi vardı.Oysa bugün herkes, bir tek partiyi, bir tek siyasetçiyi desteklemekde özgür. Asker de olsa, memur da olsa, medya da olsa...Herkes tek tip düşünceye katılmakda özgür...Onun dışında bir seçenek arayana yanıt hazır:-Kapa çeneni, sana kocaman bir sıfır!...

Ütomani neymiş, bilir misiniz?...Yalan söyleme sayrılığı demekmiş ütomani...Bir bakıma ütopik yaşayan, düşler dünyasında kalan ya da yalan söylemeden duramayanların hastalığı...Biz çocukken büyüklerimiz derdi ki -En çok yalanı siyasetçiler söyler, gazeteciler de yazar...Bir de reklamcılar...Dün çocukduk, bugün geldik gidiyoruz; ama değişen bir şey yok...Ütomani sayrılığına tutulmuş olanlar; hep aynı meslek erbapları...Ve "yalan" sözü geçince bir konuşmada, hemen usuma düşer yalanın ikiz kardeşi "talan"... Yerel yönetim seçimleri öncesinde bir kez daha seçmene sunulan imar affı...Doğaya, çevreye, kırsal alanlara yönelik acımasızca saldırı... Her seçim döneminde "bu çıkarılan son imar affı" diyen ütomaniklerin bitmez tükenmez gafı... Ve bir anma...5 Kasım 2018 günü sanal ortamda ya da herkesin kullandığı tanımıyla sosyal medyada; Bülent Ecevit "aramızdan ayrılalı 12 yıl oldu" diye ağıtlar yakan, yakana...Hüsamettin Özkan'la Feto'yu hükümete taşıması...Vahdettin sevgisiyle; Osmanlıcılık konusunu kaşıması...Ve Ecevit bahaneli Ergenekon davası ile nicelerinin canının yanması...Unutuldu gitti...Kel ölür sırma saçlı, kör ölür badem gözlü...Ve işte o Robert Kolejli Kanarya Adaları'nda geçirirdi dinlencelerini...Bilmem ayırdında mısınız ama CHP üzerinden İnönü'ye dil uzatanlar, yalnızca ona hiç ama hiç olumsuz bir tek söz söylemedi...Acaba neden?...