Selma Erdal

Tüm Yazıları


Günün İçinden

  • 15 Ekim 2019 Salı


Zorlama DASK (Deprem Afet Sigortası) yaptırmak amacıyla "ki çünkü yaptırmayanların evinin elektrik aboneliği iptal ediliyor" kapısının önünde bankanın açılmasını bekliyorum. Her sıradan yurtdaşın yaptığı gibi, güncel sorunlara ilişkin kapı önü muhabbetleri başlıyor diğer bekleyenlerle aramızda...
Ne konuşulur?... Elbette ki ekonomi, ardından da siyaset...
Bekleyenlerden bir genç öğretmenle yorumluyoruz ülkenin genel durumunu; bu arada soruyor nerelisiniz diye... Balkan kökenli Bursalıyım diyorum.Karşılık veriyor sözlerime; "Aaa Bursa'yı çok iyi biliyorum, kardeşim de Bursa'da ilkokul öğretmeni" diyor. Neden geldiniz buralara, Bursa gibi bir kenti bırakarak diye soruyor. Ne Bursa, ne de İstanbul; artık yaşanacak gibi değil ki, Suriyeliler'den kaçtık diyorum. Haklısınız diyor, kardeşimin sınıfının yüzde 90'ı Suriyeli...
Nasıl iyi mi?... Hoşnut musunuz bu durumdan?... Suriyeliler; Bursa'da, İstanbul'da sürekli sevişip, çocuk yaparken, bu ülkenin çocukları savaşıyor onların topraklarında... Neden savaşıyorlar?... Diyorlar ki BEKA uğruna... Çok yakında iyice çıkacak açığa; neyin BEKA'sı olduğu da, az sabır!...
Bu arada magazin haberleri bilindiği gibi hiç hız kesmiyor bu ülkede; çoğunluk sefalet içindeyken, sefahat sürenler de her dem gündemde... Ama yalnızca iki tweet atarak, yandaşlık pardon yurtdaşlık görevini yerine getirdiğini sanan artiz ve de şarkıcı takımı değil,daha başkaları da gündemde ki onlar da şu sendika ağaları...
Ağalık kurumu yalnızca Doğu'nun kırsalında değil, Başkentin cangılında da var. Dün de vardı, bugün de var, yarın da var olacak... Mübarekler Sovyetler'in politbüro üyeleri gibi yaşıyorlar; işçilerin alın teri üzerinden... Mübarekler değil de, şerefsiz asalaklar demek istiyor dilim,ama demiyor. Buna karşın elim o kadar korkak değil neyse ki yazıyor "şerefsiz asalaklar, kan emiciler" diye...
Böylesi duyumlar yer alınca basında; hemen usuma düşüyor, sevgilisiyle "o günlerdeki adı Intercontinental" olan Taksim'deki o koskocaman otelde basılan DİSK'in genel sekreteri... Jaguar'cı Şemsi de onun ardından geleni ve bugünlerde de erdi,yetti, yetişti bir yenisi...
Boşuna bağırtmıyorlar şu mavi yakalıları; "işçiyiz, güçlüyüz" diye... Çünkü onların gücü sayesinde; yaşam bu ağalara Dolçe Vita!...

Ve elbette ki Milli Maç da vardı bu ara gündemde... Bize Kürt-Türk ırkçılığını pazarlayanlardan Fransa; Afrika devşirmeleriyle çıktı maça ve gündüz fenerlerinden oluşan Fransız takımı, Türk takımını yenemedi ne kadar zorlasa da... Üstelik maç öncesinde ne kadar tahrik edici yayınlar yapılsa da yazılı ve sözlü basında... Bastıramadılar Türk taraftarı da tongaya... Hem izlemeye gelen Türk taraftarı, hem de Şenol Güneş ve öğrencilerini içtenlikle kutlamak gerek!...
Çocuklar golü attı, asker selamını çaktı ama, ne yazık ki ülkemizin içini berbat edenler, dış politikadan da sınıfta çaktı. Bu nedenledir ki...Tarih okumayanlar, özellikle Osmanlı'nın son dönemlerinde yaşananları bilmeyenler... Bu ülkeyi yönetmeye aday olmamalıdır.
Tarih yaşananlardan ders almak için okunmalıdır, Tarih bilmeyenler yalnızca askerin değil, ülkenin de başına çuvalı geçirtir.

Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan belli... Bu yeni dünya düzeninde; yalnızca Ekrem'in değil, herkesin altına kırık sandalye veriyor şu emperyalistler işte... Dostunu, düşmanını iyi seçeceksin; Türk Siyasal Tarih bilginle... Eğer yoksa o bilgi sende; Osmanlı'nın tek başına Rusya ile savaşması gibi, Yeni Osmanlıcılar da karşı, karşıya kalabilirler Katerina'nın torunlarıyla...