Selma Erdal

Tüm Yazıları


Günün Düşündürdükleri

  • 05 Ekim 2018 Cuma


Bir Fransız atasözü der ki
Bir atı suya götürebilirsiniz ama ona zorla su içiremezsiniz.

Bu sözlerin benzeri de bizim dilimizde şöyle seslendirilir:
Zorla güzellik olmaz.
Ama bizi zorluyorlar; ısrarla, inatla, istemediğimiz suları bize içirmeğe çalışıyorlar.Oysa 29 Ekim 1923'den beri bu ülkenin resmi ideolojisi ne yüklediyse bilincimize ve bilinçaltımıza...Bizim yönümüz, yanımız hep o doğrularda...
Zorla güzellik olmuyor işte ve zorladıkça bu ülkenin içinde pek çok farklı, pek çok başka düşünce yaşıyor ve birbiriyle çatışıyor.Bu farklılıklar barış, huzur getirmiş olsaydı bize; ne düşünenin düşüncesine, ne yaşam biçimine, ne değer yargılarına aldırmazdık, ülkemizin temel değerlerine, kuruluş ilkelerine aykırı olmasaydı o düşünceler ve düşüncedekiler...
Çünkü biliyoruz ki...
Osmanlı'da da düalizm, Türkçesi ile ikili yapı vardı. Örneğin;Mecelle'nin yanısıra, şerri mahkemeler de davalara bakardı.Evlilikler imam nikahıyla da gerçekleşirdi, resmi nikahla da...İsteyen peçe takardı, isteyen yüzünü açardı.Gidin bakın Dolmabahçe Sarayı'na Şeyhülislam'ın eşinin resmi duvarda; açık başı ve yüzüyle poz vermiş...Ve isteyen mahalle mekteplerine, isteyen de rüşdiye ve idadiye okullarına gitmişdir ki rüşdiye; ortaokul, idadiye lise karşılığıdır bilindiği üzere...
O günlerde gelenekçi ile yenilikçi birlikte yaşamış Devlet-i Ali Osmani'de...Kimse dokunmamış birbirine; illa ki benim gibi yaşayacaksın diye...Cumhuriyet'le birlikte; pek çok kurum ve kuruluş Osmanlı'dan devir alındı. Cumhuriyet döneminde de Osmanlı'da olduğu gibi ikili bir yapı vardı; kuşkusuz devlet kurumlarında değil ama toplumsal yaşamın her alanında ikili yapı vardı. Bu ülkede gelenekçi, yenilikçi birlikte yaşadı, birlikte soluk aldı.
Oysa son yıllarda bu ülkenin devrim yasalarına ve kuruluş ilkelerine yapılan saldırıların yanısıra; toplumsal yaşamda da dayatmalar var, toplumun yaşam biçimini değiştirmek için zorbalıklar var, zorlamalar var. Üstelik de bunları yapanlar; Osmanlıcılık kisvesi altında, Cumhuriyet'in aydınlığına saldırıyorlar.
Ola ki siz Osmanlıcılık oynayacaksanız; öncelikle Osmanlı'dan HOŞGÖRÜ dersi alacaksınız. Osmanlı gibi tüm dinlere, tüm değer yargılarına, tüm yaşam biçimlerine karşı anlayışlı, saygılı, hoşgörülü olacaksınız.Demokrasinin nimetlerinden yararlanıp; TÜRBANA ÖZGÜRLÜK dediniz. Türbanınızın özgürlüğü sizlere yetmedi; bizim yaşam biçimlerimize, değer yargılarımıza dilinizi de, elinizi de uzattınız.
Bu durumda ne olacak bizim demokratik haklarımız?...
Sizler nalıncı keseri gibi; hep bana, Rab bana bencilleri misiniz?...

Ve ben bu yazıyı yazarken 5 Ekim 2018 gecesi...Şu an Didim yanık kokuyor...Duman altındayız...Belli ki kırılasıca elin biri yine makilikleri atese verdi.
Doymadilar doğayı talan etmeğe...Ha şehid vemissin toprağa,ha atese vermişsin yeşili...Ikisi de vicdansızlık,ikisi de vatan hainliği...Ah, ah!...Biz yazılar yazalım hesap sorun,yeşili atese verenlere gözlerinizi yumun...

4 Ekim 2018 gecesi de İYİ Partili eli kınalı bacının kapısına dayanmış ülkücü geçinenler...
Sanki Doğu kültüründeki Afganistan, Hindistan toplumarındaki hafif meşrep bir kadının kapısına gidercesine...Bu nasıl bir davranışdır?...Bu nasıl bir töredir?... Türkün töresinde, ekininde, harsında; var mıdır bir kadının kapısında zorbalık gösterisi sergileme geleneği?...
Amaç nedir ki böyle bir olayda?...
Giderek artsın kutuplaşmalar, daha da bölünsün toplumsal yapımız, olalım parça pinçik...Ve dışarıdan bizi izleyen düvel-i muazzama dalsın ülkemize elinde dipçik...
Yoksa bir iç savaş mı çıkarmak ıstiyor bunlar?...Dış güçler ülkemize karışmak için apartda beklerken...
Üstelik kapısına dayanmakla eli kınalı bacıyı korkutamazsınız; ancak onu kahraman yaparsınız!...

Siz Meral katunun kapısına dayanacağınıza; asvaltın altına mayın döşeyip, askerimizi şehid edenlerin peşine düşsenize...Alpaslan'ın ülkücüleri olsa; çoktan o hainlerin canlarına ot tıkardı...
Ne yazık ki ülke artık ikili değil, çoklu yapıların etkisi altında...Kim ülkenin, ulusun çıkarlarından yana, kim onlara karşıt?...
Kim devletçi, kim liberal?...Kim ilerici, kim gerici?...Bu gidişle hiç tutmayacak bu ülkenin freni...
Tezden gelmeli; TÜRK TİTRE VE KENDİNE DÖN günleri...
Yoksa sonumuz olur felaket!...