Gündüz Murgul

Tüm Yazıları


Günümüz Türkiye’si Ve 30 Ağustos

  • 30 Ağustos 2018 Perşembe


Diğer ulusal bayramlarımızda olduğu gibi 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarında giderek artan bir yapaylık, bir isteksizlik gözlenmektedir. Asık suratlı zatların oluşturduğu çelenk koyma merasimleri, halktan kopuk “sen ben bizim oğlan”ların katıldığı tebrik toplantıları, her kafadan bir sesin çıktığı karnaval havasındaki fener alayları…
Bunda şaşılacak bir şey yok. Neoliberal solcularımız böylesi günlere çoktan arkasını dönmüştür. Aslan sosyal demokratlarda zoraki bir yasak savma. “Yunan galip gelseydi” diyen şahsı baş tacı eden zihniyetten samimi bir yaklaşım beklenemez, zaten.
Ulusal bayramlarımıza takınılan “mecburiyetten” yaklaşım, memleketimin bir fıkrasını anımsattı:
İki terekeme (Saflıklarıyla fıkralara konu olmuş Kars’ın Kafkas kökenli yerli halkı) Iğdır’a inmişler. Iğdır’da 10 Muharrem Hz Hüseyin’in matem günü etkinlikleri vardır. Bir deste (Matem etkinlikleri kapsamında daha çok gençlerden oluşan gurup) göğüslerini yumruklayarak, “Ağam Hasan Hüseyin vay!” diye haykırarak kendilerine yaklaşır. Terekemeler önce buna bir anlam verememişler, ancak destedekilerin olası tepkilerinden çekinip gurubun arkasına takılmışlar; destedekiler gibi göğüslerini yumruklarken, haykırışları biraz farklıdır: “Zor zoraki ağam Hasan Hüseyin vay!”
Fıkra bir yana, 30 Ağustos’tan günümüz problemlerini çözmede ulusa kılavuzluk edecek nice dersler vardır:
*30 Ağustos ulusumuzun gücü hakkında bir ölçüdür; olunmaz denilen gerçekleştirilmiş, emperyalizme diz çöktürülmüştür.
*Baştaki siyasilerin teslimiyetine karşın ulus, “kendi azim ve iradesiyle” kurtuluşa imzasını atmıştır.
*30 Ağustos’ta emperyalist devletler ve onların uşakları karşımızda, sosyalist ülkeler ve ezilen uluslar yanımızdadır. “Kim dost kim düşman” denklemi bugün de hükmünü sürdürmektedir.
*30 Ağustos’ta başarı; mandacılardan, işbirlikçilerden, yobazlardan, ayrılıkçılardan oluşan safranın içimizden temizlenmesiyle başarılmıştır.
Günümüz Türkiyesi’nde başka zaferlerin kutlanması gündem olmalıdır: Eğitimde ve ekonomide zafer. Bu bağlamda ufukta bir ağartı gözükmemektedir. 30 Ağustos’u; sanayisini kurarak, üretim araçlarını geliştirerek, İktisadi kurumlarını yükselterek, yerli ve milli bir üretimi hedefleyerek taçlandıran Cumhuriyet döneminin tersine gelişmeler yaşanmaktadır. Eğitimde ise gelişme şansı yoktur; dogmalarla kafası doldurulan gençliğin bilimsel derinliği kaybolmuştur.
Geçmişteki zaferlerle avunmanın günümüzde bir geçerliliği yoktur. O zaferlere yakışır bir çağdaşlaşma gerçekleştirebiliyor musunuz, siz ondan haber verin!