Musa Dinç

Tüm Yazıları


Günlüğümden kısa kısa notlar

  • 26 Ekim 2018 Cuma


Musa DİNÇ / Sağlık İletişim Uzmanı, Eğitimci Yazar


*Yazmakla Bitmez


Ne iktidarın, ne de ana muhalefetin imkânlarından nemalanıyorum. Ben bir kalem sanatçısı yazarım. Doğruları, eğrilerden ayıklamaya çalışıyorum.
Politikacıların her şeyden önce iyi bir empati (duygudaşlık yapması lazım. Halk gibi yaşam sergileyen bir politikacıyla karşılaşmadım henüz. Ovacık'ın Komünist Belediye Başkanı bir istisna, onu bu kategoriye dâhil etmiyorum.
Anadolu insanımızın son yarım asrı hep yokluk, açlık, kuyruk, kemer sıkma; sağ- sol çatışması, etnik ayrımcılık, ırkçı ve şoven yaklaşımlar, darbeler, gözaltılar, intiharlar, işsizlik, vurdumduymazlık, sürgünler; kendi dümen suyunda adamını her yere yerleştirmek, liyakat dışı hamleler, rant uğruna sit alanına tecavüz, gıda hilebazları her tarafta cirit atıyor; insan sağlığı hiçe sayılıyor, çevre kirliliği had safhada, küçük esnafa büyük darbe vuruldu, tek elden holdingleşmiş dev marketler zinciri…
Derdini anlatacak Marko Paşa bile kalmadı… Emekli, emeklemeye devam, üniversiteli işsiz, çaresiz, psikolojisi bozuk ve intihara sürükleniyor.
Eğitim paralı, paran yoksa tedavi de olamıyorsun.
Kamuda çalışanların özlük güvencesi yok.
Yazmaya kalksam kesintisiz yirmi dört saat yetmez.
*Oy(u)luyoruz oy oy!...
*Bozuk Çark
33 yıl kamuda görev yaptım; her gün sinekkaydı sakal tıraşı, subaylar gibi 15 günde bir saç kesimi; 657 'nin tüm kuralları ve sonunda emekli olduğumda 74.000 TL emeklilik ikramiyesi aldım. 33 yıl dile kolay, 33x 12 ay = 396 ay eder. Benim 396 aylık maaşım, birisinin bir aylık maaşına denk düşüyor. Vay be, fakire bakın!...
(1/ 4-birinci derecenin dördüncü kademesi, dört üniversite mezunu+ yüksek lisansı olan ben, emekli olduğumda param yetmemişti araba almaya, özel sektörde çalıştım, oradan da üç aylık maaşımı üzerine ekleyip, öyle almıştım. 2015 senesiydi. )
*Tiyatro seven bir milletiz.
*Mizahi bir Tespit
Çocukluk dönemimizde haliyle televizyon olmadığı için; gaz lambaları ışığında ve odun yakılan sobanın ısısında; karpuz çekirdeği, pestil, çekirdekli kuru üzüm, ceviz, meşe palamut(bizim açımızdan kestane) cevizli sucuk yemişleri eşliğinde masal/mesel dinlerdik Zabit dedemizden. Zabit Dedem uzun soluklu meselini anlattıktan sonra herkes evine / odasına dağılırdı. Sıra uyumaya gelirdi. Yer yatakları serilir, ayak ucuna rengârenk simli yorganlar bırakılırdı. Gaz lambası söndürülür anne tarafından. Ama bizim uykumuz gelmezdi. Biz kardeşler konuşmaya devam ederdik. Masal/ Meselin analizini yapardık kendi aramızda, masal kahramanlarıyla özdeşleştirme yoluna giderdik. Annemiz tarafından: " Haydi yatın artık!" uyarısı fayda etmezdi. Son uyarı etkili olurdu: " Uyumazsanız Gurê Manco gelir. Türkçe meali:" Uyumazsanız Manco Kurdu gelir." Bugünkü zamana uyarlarsak:'Gurê Manco'nun yerini KAYYUM / Kayyım almış.'
*
*Kayyım hız kesmiyor, muhtarlardan sonra, ipin ucu azalara mı dayandı acaba?
*
*Editörlük
*Rahmetli Kemal Sunal'ın çok beğenilen filmlerinden bazılarının yönetmenliğini Kartal Tibet yapmıştı, Yine filmlerde Yönetmen olarak Zeki Ökten adını gördüğümde kaliteden söz edebilirim. Tuncel Kurtiz, Tarık Akan ve İrfan Atasoy'un sosyal içerikli filmlerine her zaman seçici gözle bakmışımdır. Hele senaryo Yılmaz Güney'inse akan sular durur.
Emin olun ki, EDİTÖRLÜK yaptığım tüm eserlerde; büyük emek, çaba ve titiz bir çalışma vardır.
*
*Üçkâğıtçılara karışanı görmedim.
Bir kamu emekçisi veya herhangi bir vatandaş haksızlığı protesto ettiğinde, karşısında devletin polisini görür. Ama sistem Kemal Sunal’ın filmindeki gibi, üçkâğıtçıyı görmez veya göz yumar.
*
*Akiller
Akıllı geçinen Akiller vardı, devletin bütçesinden bir güzel nemalandılar. Ülkeye, millete bir katkıları oldu mu çok merak ediyorum.
*
Işıklar içinde uyu Üstat Levent Kırca
*Zaman zaman Rahmetli Levent Kırca’nın skeç ve parodilerini izliyorum. İşte hayatın ta gerçeği dediğimiz konuları resmediyor.
*
*"Tekerleri asfaltta olanın!..."
1970 li yıllarda daha ilkokula gidiyordum henüz. Evimiz Diyarbakır / Sur içi-Ali Paşa Mahallesinde idi. Diyarbakır'ın kırık sarhoşları gece geç saatlerde şöyle nara atarlardı:
" Ayağı yerde olanın!..." Aklıma bunu getirtti. Nedir yahu, MTV yetmiyor mu, Egzoz harcı yetmiyor mu? Fenni muayene ücreti yetmiyor mu?... Radar cezaları, park cezaları!... vs.
Şunu demeye getiriyorlar: "Tekerleri asfaltta olanın!..."
*
*Pekmez
*Konya / Bozkır'dan gelen üzüm pekmezi aynen memleketim Aşağı konak pekmezi gibiydi. Yufka ekmekle yerken, kendi kendime: " Pekmez olmayan eve, ben ev demem," diye mırıldanıyordum. Birden çocukluğum aklıma gelmişti.
*
*M. Kemal Atatürk büst ve anıtları
Son zamanlarda Mustafa Kemal Atatürk'ün büst ve heykellerine çirkin saldırıları yapanlar, asıl cesareti nereden buluyorlar? Şeyhlik, dervişlik, yobazlık ve benzeri gibi ne idüğü belli olmayan tarikatların zikir ve ayinlerindeki artışlar nereden kaynaklanıyor? Bunun sorgulanması ve çok iyi irdelenmesi lazım.
*
*Terör nereden gelirse gelsin, faşizm rüzgârı nereden eserse essin karşısındayım ve lanetliyorum.
*İnsan olan, empati yeteneğini yitirmez.
“Ben Sporcunun Zeki, Çevik ve Aynı Zamanda Ahlaklısını Severim.”
M. Kemal Atatürk
" Amedspor ile Sakaryaspor maçında; Amedsporlu yönetici ve sporculara olan ırkçı, faşist saldırıları ve muameleyi şiddetle kınıyorum. Rahmetli Emniyet Müdürü A. Gaffar Okan da Sakarya'lıydı. Onun kemiklerini sızlattınız. Yazıklar olsun sizlere!... Ülkeye en büyük kötülüğü yapanlar, hiç şüphesiz faşist güruhtur.
***