Musa Dinç

Tüm Yazıları


Günlüğümden Kısa Kısa Notlar -3-

  • 06 Aralık 2018 Perşembe


Musa Dinç / Sağlık İletişim Uzmanı, Eğitimci –Yazar

*Son zamanlarda en çok tiksindiğim konuların başında; "Siyaset ve siyasi partilerin manevra haberleri geliyor.
*Seçim öncesi 6 ay; vatandaşlara zulüm gibi. Billboardlarda aday adaylarının fotoğrafları ve bol keseden vaatleri… Vatandaşlara sıkıcı geliyor, ben dâhil; görüntü kirliliği de yaratıyor.
*Yerel seçimlerde herkes çıkar ve menfaat peşinde; oysa belediye demek, hizmet demektir. Acaba belediyelerden yeterli hizmet alabiliyor muyuz?
*Seçmenlerinin görüşlerini dikkate almayan partilerin üst yapıları etik olmayan ittifak arayışlarıyla, fırıldak hamleler yapıyorlar. Bu da haliyle insanoğlunun akıl mizanını ve sabrını zorluyor.
*Olmayan sosyal devlete nazire; "yersin parayla, içersin parayla, sıçarsın parayla; paran yoksa hayat yoktur sana."
*Sosyal Devletin geçerliliğine inanabilmek için; dilencilerin olmaması, yaşlıların sokakta aç kalmamaları ve soğuktan ölmemeleri lazım. Evsiz, yurtsuz insanların banklarda, köprü altlarında, garlarda veya viyadük altlarında sığıntı konumunda olmamaları gerekir.
* Hukuk ve adalet sıfır altına düşmüş; laiklik, demokrasi ve sosyal devlet anlayışı ne yazık ki bitirilmiştir.
*Tarikatlar ve vakıflar o kadar çoğalmış ki; neredeyse en küçük yerleşim yerleri olan 'Köylerin Kalkınma ve Tanıtma Dernekleri,' gibi, bir hal almış.
*Kim ne derse desin, egemenlik; her zaman egemenlerin olmuştur. Geçmişten günümüze hep öyle sürüp gelmiştir.
*Emekçilerin 3600 ek gösterge umudunu hiçe sayanları; emekçilerin de, onları hiçe sayması lazım.
*Kış şartlarında sokak hayvanlarının durumu daha da zorlaşıyor. Sokak hayvanlarının dili yok; ne olursunuz biraz onlara vicdan, merhamet gösterin ve sevginizi de esirgemeyin.
*Haberleri dinledim. Deyim yerindeyse; yine aynı tas, aynı hamam. Yerel seçimler ise; neredeyse bul karayı, al parayı konumundan ibaret, çok sıkıcı… Benzin ve motorin de beklenen indirim haberleri de çok komik.
Atasözleri, veciz sözler, aforizmalar / özlü sözler çok hoşuma gidiyor, yol gösterici pusula gibi.
*"Şeytanın işine gelirse, kutsal kitapları ezbere okur."
William Shakespeare.
*"Kitaplar, sevişmekten sonra en sevdiğim şeylerdir."
Madonna.
*"Gülmek, tümüyle aydınca bir tutumdur.
Bergson.
İnadına, bu tutumdan vazgeçmemek gerekir.
Film Anlatımcılığım
Sekiz yaşına kadar olan çocukluğum Diyarbakır / Çınar-Aşağıkonak Köyü, doğduğum köyde geçti.
Sekiz yaşından sonraki 8 yaş/yani 16 yaşına kadar olan dönemimde ise; Diyarbakır Sur İçi / Ali Paşa Mahallesi, Cumhuriyet İlkokulu, Diyarbakır Ortaokulu, Mardin kapı semti, Urfa kapı / Anzele, Çeltik Kilisesi ile Meyremana Kilisesinin bulunduğu sokaklar… Evli Beden Burcu, Yedikardeş Burcu, ara sıra İç kale / Küpeli havuzu, Dıngılava havuzu; hafta içleri amatör takımların maçlarını izleme, Cumartesi günleri kütüphane, pazar günleri ise Diyarbakırspor'un deplasmanda olduğu hafta sonlarında mutlaka sinemaya giderdim.
Diyarbakır şehir merkezinde Dilan, Site, Yenişehir, Emek, Nilgün, Yıldız ve Ar Sineması vardı. Dilan Sineması Orta doğu ve Balkanların en büyük sinemasıydı. Mimarisi harikaydı, locaları harikulade idi. Cüneyt Arkın'ın ne kadar filmleri varsa ( Battal Gazi, Malkoçoğlu, Kara Murat ve diğer serilerinin hepsini Dilan Sinemasında izledim. Sonra Vatandaş Rıza ve diğer toplumsal içerikli filmleri de. Tarık Akan'ın da salon / gençlik, aşk filmlerini de bu sinemada izledim. Yenişehir Sinemasında çoğunlukla İrfan Atasoy filmlerini, Nilgün Sinemasında Yılmaz Güney Filmlerini, Emek ve Ar Sinemasında da yabancı filmleri izledim. Site sinemasında ise hep seks filmleri oynardı. Ar Sineması bilet kesicisi aynen Behçet Nacar'a benziyordu. Yenişehir Sinema bilet kesicisi de İrfan Atasoy'a benzetirdim. Param olduğu zamanlarda sinemaya giderdim. Bazen yetmezdi, film başlardı; o sırada-pek yakında gösterilecek filmlerin fragmanları-verilirdi. Biletin yarı fiyatına sinemaya girerdim. Haliyle ortalık karanlık loş, boş yer buluncaya kadar ufak tefek koltuk kazaları yaşardım. Filmleri çok güzel izlerdim.
Mahallemizdeki yoksul, parası sinemaya yetmeyen çocuk arkadaşlarımı toplardım. Onlara filmi baştan sonuna kadar ballandıra ballandıra anlatırdım. Böylece onlar da sinemaya gitmiş gibi olurlardı.
Nereden nereye; bazen film analizleri yapıyorum şimdi ve bundan haz alıyorum.
***