Musa Dinç

Tüm Yazıları


Günlüğümden Kısa Kısa Notlar / 2

  • 08 Kasım 2018 Perşembe


Musa Dinç / Sağlık İletişim Uzmanı, Eğitimci Yazar


DİDAK grubuyla doğa yürüyüşüne katıldım, son durağımız Milas / İncirliin Mağarasıydı. Neolitik Çağ'dan kalma Mağaranın içi büyüleyiciydi.
Dikkatimi çeken küçük bir ayrıntı: Mağaranın içinde kayanın küçük bir oyuğu bozuk madeni para havuzuna dönmüştü. İnsanlar neden böyledir (?) Hep bir yerlerden medet umarlar! Mağaranın içinde küçük bir maki çalısı olsa, emin olun ki, bez ya da çaput bağlarlardı; ama iyi ki de çalı yoktu.
*
Ne gariptir ki Bafa Gölü kenarında da İlyas Dede yatırı yapmışlar. Mezar yok, iki beton dikme sütun ve yeşil bez. Aklım almadı. 25 yıl önce Didim'e yerleşen biri yemin billah çekti, bu denilen yerde daha önce böyle bir ziyaretgâh yoktu. Ticarete kafası işleyen çok güzel bir yolunu bulmuş. Belli bir zaman sonra önce insanlar burada mola verir, önce seyyar bir kulübe, sonra bakkal, mescit; derken iş büyür, çay ocağı/ kahve sonra lokanta, arkasından incik boncuk, lokum şekerleme vs. sonrası bir otel... İşte rant ziyareti böylece pekişmiş olur. Tabulaşınca da yıkmak günah sayılır, halk nezdinde taraf bulur.
*
Öyle bir politikacı olun ki, hizmetlerinizle analım. Sağlık Bakanı Dr. Yusuf Azizoğlu gibi. Diyarbakır / Silvanlı Dr. Yusuf Azizoğlu / Dönemin Sağlık Bakanı.
Sosyalizasyonun baş mimarı. Sağlık ocakları, Sağlık evleri, yatılı sağlık kolejleri; hep onun eseriydi. İlk pilot bölge Muş'tu. Işıklar içinde uyusun.
*
Sağlık Ordusunun adsız kahramanı / sağlık ekibi; pratisyen hekim, sağlık memuru, halk sağlığı hemşiresi, ebe, sıtma savaş memuru, trahom savaş memuru ve sağlık ocaklarının jeep şoförleri koruyucu hekimlik çalışması / aşı kampanyalarında; köy, mezra, mahalle canla başla çalıştılar. Bu neferlerden biri de bendim. Çok merak ediyorum, aynı titiz çalışma ve fedakârlık devam ediyor mu?(Sıtma sürveyans işçilerini de yabana atmayalım. )
*
Ziyaret ve yatır; batıya doğru gidildikçe sayı seyrekleşir. Avrupa'da son bulur.
*
Doğu ve Güneydoğu’da 30 km. aralıklarla ya karakol; ya da ziyaret veya yatır olur. Zihinlerde kalan...
*
"Milli Gelir, adilce paylaşılıyor mu?" Bu sorunun yanıtı, yeterlidir sanırım.
*
İlkokul önlüğü giyerek, andımızı okuyarak demokratik cumhuriyet sağlanamaz. Özgürlükçü demokratik cumhuriyet nasıl inşa ederiz? Biraz buna kafa yormak lazım.
*
Cumhuriyet'in nimet ve imkânlarından her yurttaş, eşit yararlanabiliyor mu? Zeki ve yoksul bir Anadolu çocuğu parasız eğitim, sağlık ve sosyal devletin şemsiyesinden istifade edebiliyor mu? Benim Cumhuriyet anlayışım budur.
*
Koruyucu Hekimlik S.O.S / Koruyucu Hekimlik out, Tedavi edici Hekimlik in; vaziyet bu.
*
Mustafa Kemal Atatürk'ün ilan ettiği Cumhuriyet'in kazanımlarından ne haber (?)
*
Cumhuriyet Bayramı mesajımdır:
Gerçek Demokratik Cumhuriyet; fazilettir.
Amacı: Onurlu, namuslu, erdemli ve özgür bireyler yetiştirmektir. Çünkü özgür beyinler düşünür, sorgular, hayal kurar ve başarır.
Cumhuriyetimizin 95.yılı kutlu olsun.
*
Üniversite de öğrenciyken Yönetim Hukuku hocamız Meriç Bey derdi ki:
" Herkes vali olabilir, ama herkes kaymakam olamaz."
Ziya Paşa'nın ünlü veciz sözü:
“Devlet-i Ali Osman-i ye de; Terfi ve tefeyyüz; ilimle, irfanla olmaz. Olacak madeni has, ya delikle temas; ya da kuvvetli bir iltimas.”
*
ERDEMLİ İNSAN
Erdemli insan; özünü koruyan insandır. Bilgi birikimi ve pratik becerisiyle donanımlı olan bir insan; liyakat sistemiyle bir makama geldiğinde, o makamda oturmanın sorumluluk bilinciyle hareket eder. Gerektiğinde özverili olur, fedakâr davranır; fazla mesaiden de kaçmaz, hizmet kalitesinin artması için yoğun çaba harcar.
Liyakat sistemi değil de; dost, ahbap ve dayı gücünü veya siyasi parti kanalıyla hiçbir suretle o makama yakışmayan,hak etmeyen asalak ve kemirgen ruhlu bir makamı işgal ederse vay vatandaşın ve memleketin haline!… Orada işler Arapsaçına döner, sadece yandaşlarına hizmet götürür, vatandaşı soyma derdinde olur, emri altındakilere kan kusturur, babasının malıymış gibi davranır, millete tepeden bakar, mesai mefhumuna uymaz, canı istediği gibi davranır, etrafında da sürekli dalkavukları ve ispiyoncuları olur. Hani olur ya kazara biri menfaatine dokunsa ve yanlış bir kelime edildiğini hissetse, o personelin ocağına incir diktirirler.
Bu kokuşmuş tablo; ne yazık ki egemenlerin sultasında gördüğümüz manzaralardır. Memurluk, işçilik; ister kamu, ister özel sektör olsun; çark böyle işliyor. Böylesi bir çarkta, özgür düşünen bireyleri bulamazsınız, robot mekanizması işlevseldir. Köle toplum, halkı maraba yerine koyan bir egemen güç, sistem çarkını en acımasız şekilde döndürür, tabi bu azgın canavar çark dişlisi kendisini tehdit eden veya ileride bana zarar verebilir düşüncesiyle tüm muhalif kanadı bertaraf etmeye çalışır. Sistem kendisine hizmet eden kölelerini doyurmaya çalışır, halinden memnun olmayan kölelerine de kendilerine çeki düzen vermesini ister, yoksa haddini bildirir Onları bazen dışlar; aç bırakır, biraz süründürür. Tövbe ederlerse veya boyun eğerlerse fazla üzerine gitmez, öylece bırakır.
Meslek deontolojisi, erdemden ve etikten geçer.
***