Selma Erdal

Tüm Yazıları


Günlerin Getirdiği

  • 28 Mart 2018 Çarşamba


Bütün kış boyunca, sitemizdeki ve komşu sitelerdeki evlere hırsızlar girdi. Bir kaç kaç gece önce de yan tarafımızdaki binada yaşayan Alman kadının evine iki hırsız girmiş yine. Sonuç olarak yalnızca Akbük'de değil; Didim'in her köşesinde hırsızlar cirit atıyor. Ve bizim de kulaklarımız; çocukluğumuzdaki gece bekçilerinin düdük seslerini duymak istiyor. Çünkü belli ki Didim'de güvenlik güçleri yeterli sayıda değiller ki geceleri devriye gezen, sokakları koruyup kollayan, hırsızları kovalayan görevliler yok...Sonuç olarak "kedi gidince, farelere kalıyor meydan" atasözündeki gibi durumlar Didim'de...Üstelik yakalanan hırsızların çoğunluğu da ya Çingene, ya Kürt ya da Suriyeli...Ne olacak bu Didim'de yaşayanların hali diye soruyoruz; çok kaygılıyız diyoruz.Sanki PKK için dağa çıkamayanları, düze salmışlar, kentlerde hırsızların terörü esiyor.En son Alman kadının evine, iki adet Kürt hırsızlık için girince; kadın apar, topar gelmiş ülkesinden...Hiç kolay değildir hırsız girmiş evde yaşamak; sürekli ürker insan...Gerçi Almanlar; pek sever onları, üstelik de destek verirler ama her nedense Alman bayan hemen yakalatmış bu hırsızları... Dediğim gibi oysa Almanlar ne çok sever onları...Özellikle de PKK olarak eline silah alıp, dağa çıkanlarını... Ama o hırsızlar; Almanlar bizi severler diye düşünmemişler, İngiliz-Alman ayrımı yapmaksızın, evlerine girmişler. İşte bu olaylar yaşandıkça; kimi geceler sabahlara değin, televizyon karşısında, ışıklar açık nöbetteyim. Elektrik faturalarımız ikiye katlandı...Sonuç olarak hırsızlar doğrudan zarar vermeseler de, dolaylı olarak bize de zarar vermekdeler.Hırsızlık, dolandırıcılık, aldatmaca, kandırmaca, bir hizmet verildiğinde, ederinden çok para istemece gibi pek çok olumsuzluklar nedeniyle; yabancılar evlerini satıyor, Didim'den kaçıyor.Yaşanan bu gerçekleri görmeyen ya da görmek istemeyen etkili, yetkili ya da sıradan pek çok kişi; "turizm bitiyor" diyerek yaygara yapıyor.Be hey aymazlar, dik kafalılıkdan caymazlar!... Hem bu yabancılardan ekmek bekliyorsunuz, hem de onların kaçmasına neden olan pek çok olayı, sorunu görmezden gelip, kalıcı çözümler üretmiyorsunuz. Eğer ki onlar ekmek paranız için; veli nimetinizse...Yeter artık; son verilsin yanlışlıklara diye çalışmalar yapın, önlemler alın...
Biliyoruz; alışkınız artık soyulmağa, çarpılmağa, dolandırılmağa... Üstelik de yıllardır...Biliyoruz balık baştan kokar...Tamam da...Bir nefes aldırsanıza bizim gibi insancıklara...Ülkenin ne hırsızları bitiyor, ne de TOSUNLAR'ı..Pes artık!...Bununla birlikte...Başta media olmak üzere; herkes...Sanırım sizler, büyük çoğunluk; Tosunluk durumunu çok yanlış anladınız bence...Tosun, tombalak diye dalganızı geçdiğiniz bizim Bursalı uyanık; tuvalet duvarlarındaki TOSUN yazıtlarının 21. yüzyılda ete, kemiğe bürünmüş bir örneğidir kanımca...Ve TOSUN dedikçe,Bursa dedikçe; büyük Tosunlar'dan birisi düşüyor usuma...Anlatmak gerek onu,kendi köylüsünün aktarımlarıyla...Kim mi?...Kim, kimin köylüsü mü?...Ertuğrul Yalçınbayır; değerli ve namuslu bir Bursalı...Kendisi önceleri CHP'li, daha sonrasında ANAP'li ve sonra Refah Partili ve en son adresi de AKP olan bir Bursa milletvekili olsa da...Kendisi avukatdır ve gerçekden de değerlidir, namusludur.Birlikte Bursa'nın çevre sorunları için çok çalışdık ve Bursa Yerel Gündem 21 örgütlenmesinde ve Bursa Kent Konseyi'nin oluşumunda Bursa için birlikte elimizi taşın altına koyduk.İşte onun aktarımlarını, anlatıyorum değerli okurlarımın hoşgörüsüyle...Sayın Yalçınbayır ANAP'dan milletvekili olduğu dönemde paylaşmışdı bu gerçekleri 90'lı yıllarda; hani şu Malki olayları nedeniyle Bursa'nın Cavit Abisi, kırmızı bültenle aranıp, yakalanıp,uçağa bindirilip ülkeye gönderildiği dönemde...ANAP'li Yalçınbayır, Doğruyol'dan Cavit Çağlar, DSP'li Hayati Korkmaz ve yine ANAP'dan milletvekili Mümin Gençoğlu...90'lı yılların dört milletvekili bu kişilerin ortak özelliği; dördünün de aynı köyün çocuğu oluşu...Nereden mi?...Elbette ki Bulgaristan'dan ve elbette ki Kırcaali bölgesinden... Bazılarının karşı çıkıp, Bursa'nın Cavit Abisi'nin Yunanistan'dan olduğunu söylediklerini duyar gibiyim. Ama gerçek çok başkaymış...Çünkü Cavit Çağlar'ın babası da Bulgaristan'da bir TOSUN'luk yapmış, tutuklanmamak için oradan Yunanistan'a kaçmış...İşte bu nedenle herkes onu Yunanistanlı sanıyor ama Bursa'nın Cavit Abisi Bulgaristan doğumluymuş.TOSUN'luk durumlarından sayılır mı bilemem ama, DSP'li Hayati Korkmaz da "tarihi eser kaçakçılığı" nedeniyle tutuklanmışdı yakın bir geçmişde...Dolayısıyla böylesi bir ortamda, üstelik de Cavit Çağlar'ın yaptırdığı bir okulda öğrencilik yapan Çiftlik Bankcı TOSUN; doğal olarak bu adlardan etkilenmişdir, feyz almışdır. Üstüne üstlük bir de İmam Hatip Lisesi'ni bitirince; ilahi güçlerle de donanmışdır. Böyle olunca da; kim tutar TOSUN'u?...
Kırcaali dendi mi; şöyle bir duracaksın!...Onlara ilişkin Bursa'da çok bilinen söylenceler vardır.Şöyle ki;Yahudi demiş ki:-Allahım Kırcaalili'yı yaratacakdın da, beni niye yaratdın?...
Ve bir başka söylence daha:Kırcaalili ile yılanı bir çuvala sokmuşlar. Yılan bağırmış.-İmdat'...Kırcaalili beni sokdu!...
Ne diyelim?...Bu ülkede; her bölgeden TOSUNLAR çıkıyor...Ara, sıra da Bursa'dan... Umalım ki bu son olsun... Ama halkımız da bu kadar kolaycı, fırsatçı, kandırılmağa elverişli, çıkarcı olmasın. Emeğinin karşılığını yemeğe alışsın, alışsın ki en büyüğünden, en küçüğüne yaşamına giren TOSUNLAR'a hesap sorsun, sorabilsin. Amen!...