Selma Erdal

Tüm Yazıları


Günlerden 1 Mayıs

  • 01 Mayıs 2019 Çarşamba


Diyorlar ki işçinin BES(Bireysel Emeklilik Sistemi) primlerine göz dikenlerin ağızları, şimdi de kıdem tazminatı için sulanıyormuş.İşçiler de 1 Mayıs günü alanlarda haykırıyorlardı; "kızımın çeyiz parasına, oğlumun düğün parasına göz dikme" diye...Çeyiz, düğün parası şöyle dursun; bu gidişle emekli maaşları da tehlikeye girmesin, Ukraynalılar'ın emeklilerine benzemesin ülkemizin emeklileri de...
Bilindiği gibi yine Taksim işçilere kapalıydı 1 Mayıs gününde ki günler öncesinden kapatılmıştı yollar.Hani öylesine ki sınırlarımızdan kaçakçılar girer, PKK'lılar girer, Suriyeli "düzensiz" göçmenler girer ama işçi "asla ve kat'a" 1 Mayıs kutlamaları için kapatılan Taksim Alanı'na giremez!...Çünkü BASKIN SES diyor ki:TAKSİM, MAKSİM...BİR DÖNERSE TERSİM...NE İŞÇİSİ,NE ÇİŞÇİSİ GİREMEZ MEYDANA...VAR MI LAN; İÇİNİZDE BENDEN MERDANE ?... SEN DAHA ÇOK YANARSIN DERDİNE...KAPATTIRMAYIN BANA BÜTÜN KAPILARIN MANDALINI...OTUR EVİNDE, BAHÇENDE YAK MANGALINI...TERSİNE ÇEVİRTTİRMEYİN ZAMANI...YOKSA KUTLARSINIZ ANCAK; BAHAR BAYRAMINI...İşin "kara" mizahı bir yana...İşçi sınıfının bayramını bir kez daha kutlarken (ki 1 Mayıs 2019 günlü yazımızda kutlamıştık bilindiği gibi)...Diyorum ki...1 Mayıs'dan daha önemli; aydınlık, çağdaş yaşamların sürdürülebilirliği... İşçinin, emekçinin; sınıf bilinci kavramına erişmesini diliyorum.
Yine bir 1 Mayıs gününde ki 1 Mayıs 2016 tarihli olanında Davutoğlu'nun koltuğu sarsılmıştı...Ve o günlerde DAVİD EFENDİ'nin koltuk sarsıntısı;Amerika'ya giden İNÖNÜ'nün başbakanlık koltuğuna, DEMİREL'in oturtulması tezgahını anımsatmıştı bana...İşte o dünlerde koltuğu sarsılan David Efendi, bugünlerde koltuk sarsma iştigalinde...Ne diyelim?...Kolay gelsin kendisine ve etrafındakilere...
Ve yine 1 Mayıs 2019 sabahı; Fox tv yansılarında AKBAŞKAN "hiç de alışkın olmadığımız tarzda" güler yüzlü bir anlatımla "büyümemiz yüzde 2.3 olarak gerçekleşmiştir" diye açıklıyor.Oysa 90'larda büyüme hızının yüzde 6 olduğunu açıklayan rahmetli Demirel'e yapılmadık eleştiri kalmamıştı o yıllarda...Çünkü kalkınma planlarında yüzde 7'lik artış ilke edinildiği, dolayısıyla da belirlenen hedef tam tutturulmadığı için... Ne durumlara düştük/düşürüldük?...Ne diyelim?...Geçmişde zorluklara düştüğümüzde; Cenab-ı Allah'a kalırdı ihale, her şey Cenab-ı Allah'dan derdik...Daha sonraki yıllarda kadercilik, yazgıcılık başlayınca "fıtratımızda var" derdik...Ama günümüzde; her olumsuzluğunu sorumlusu kim?...Elbette ki "Bay Kemal"...Şimdilerde "Bay Kemal" diyoruz, başka söz söylemesini bilmiyoruz.
Oh ne ala memleket!...Bay Kemal ve partisi CHP; sürekli muhalefet...Ama her yanlışın sorumlusu Bay Kemal, sanki adamcağız milli felaket...Gerçi doğru da bu itham, bu çıkarsama, bu yaftalama...Eğer olsaydı CHP iktidarda; olmazdı ki bu sefalet...Demek ki suçlu; Bay Kemal...Dolayısıyla doğruluk payı da var bu sözlerde...CHP; bir türlü olamadı ki iktidar onun önderliğinde...Umudumuz tükenmesin; bekliyoruz, güzel günler ilerde...Biz ilerledikçe, o güzel günler de ilerliyor, bir türlü yakalayamıyoruz, o güzel günler nerede?...
Yine biz dönelim 1 Mayıs 2016 gününde yaşananlara...Beşiktaş'da toplanan küçük bir topluluk; Taksim Alanı'na çıkmak için çabalarken, epey bir tartaklanıyor, tekmeleniyor ve yakalanıp ekip otolarıyla götürülüyor.Bir de Nişantaş'ı dolaylarında ve yalnızca "tek başına" bir babayiğit, Taksim Alanı'nda 1 Mayıs kutlamalarına izin verilmediği için yaptığı gösteri nedeniyle polis tarafından götürülüyor. Götürülürken de televizyon yansıları aracılığıyla Andy Warhol'un dediği gibi 15 dakikalık ünlü mü oluyor yoksa ertesi günün gazetelerine de konu olup ününü birazcık daha mı sürdürüyor ya da polis merkezinde uzunca bir süre konuk mu oluyor?...O an için daha çok ayrıntı alamıyoruz yansıdaki sunuculardan ve yorumculardan...Ama ayran reklamlarını...Cola reklamlarını...Soğuk çay reklamlarını bolca alıyoruz...Çünkü Ramazan ayı başlıyor. Bütün televizyon kanallarında Ramazan ayına ilişkin reklamlar, Ramazan ayı boyunca sunulacak programlara ilişkin tanıtımlar... Merak edip de en çok hangi kanalda diye sorarsanız eğer...Kanal 7 televizyonunda derim sizlere..."Kanal 7" Ramazan ayı program tanıtımında; yerli ve Hintli dizilerin kahramanlarının yanı sıra, esas oğlanla, esas kız kim derseniz, derim ki Hazreti Yusuf, Hazreti Meryem... Çünkü onlar yaşam öyküleriyle;karşınızda olacaklar 30 Ramazan...Birisi Yahudi,diğeri Hristiyan...Ne anladın sen bu yayın politikasından?...Yoksa değil mi bu ülkenin halkının yüzde doksanı Müslüman?...Batılılar senin dinine, peygamberine, değerlerine sövgüler düzerken; sanki Yahudilik ve Hristiyanlık propagandası yapar gibi Yusuf ve Meryem masalları anlatacaklar Muhammedin Ümmeti'ne Kanal 7 yayınlarıyla...Nedir buradaki amaç?...Acaba Batılı'nın istediği gibi "dinler arası uzlaşma" bağlamında, İslam dinini yozlaştırma mı?...
Her gün iki zıt kutup; Kanal 7 ve Fox tv haber programları arasında gezerken, yakalıyorum böylesi hoşlukları ve de boşlukları...Yakaladıkça da soruyorum kendime:-Bu durumlara gülmeli mi, ağlamalı mı?...Din bezirganlarının kanalı; gerçekten de din satıyor, hem de her markadan...Hint dizileriyle; Budizm... Her Ramazan ayı geldiğinde; Hazreti Yusuf dizisiyle Musevilik...Ve de Hazreti Meryem dizisiyle de İsevilik...Ama saptırılmamış, yozlaştırılmamış gerçek Hazreti Muhammed ve gerçek İslamlık; işte o hiç yok...
Küresel efendiler; kimlikleri, kültürleri,ekonomileri, medyayı küreselleştirdikleri gibi, dinleri de küreselleştiriyorlar. Yakında Küresel Efendi yüksek dozda haykıracak; tek devlet, tek bayrak, tek millet, tek dil...Ve elbette ki "tek din" diye...Az daha bekleyin; biz göremezsek de kimliklerini yitirmiş yükselen nesil görecektir.Ve bütün dünyanın işçileri birleşemediler ama...Bütün dünyanın sömürgenleri tek bir efendinin egemenliği altında birleşecektir...
Diyorlar ki televizyon sunucuları ve de yorumcuları; 1 Mayıs kutlamalarına ülke genelinde yalnızca 300 bin kişi katılmış, İçişleri Bakanlığı'nın yaptığı açıklamalar çerçevesinde...İşçi sınıfında bilinç "300 bin kişi" arasında sıkışıp kaldığına göre...Gelecek güzel yarınlara değil, daha da kanlı sömürülere gebe...Hey size diyorum; işçi sınıfı!...