Selma Erdal

Tüm Yazıları


Günlerden 1 Aralık

  • 30 Kasım 2018 Cuma


Bencil değilim ama, bensever biriyim...İşin gerçeği kendime değer veririm...Kendimi sağlıklı yaşatmayı, kişiliğimi bilgi ve beceri ile yapılandırıp donatmayı, sevdiklerimle de mutlu yaşamayı iyi bilirim.Doğal olarak bu koşullarda doğum günümü kutlamasını ve de yakınlarımca kutlanmasını pek severim. Durum böyle olunca "iyi ki doğmuşum" dersem kendime...Umarım birileri gülmez sözlerime...Çünkü bugün 1 Aralık ve benim doğum günüm!...Üstelik ben kendimi sevdiğim derecede...Ülkemi, ulusumu da sevince...Sanırım kimseler bana demez bu nasıl delice bir yazı...Hiç bunca yaş almış bir kadın; yaşını ulu orta herkese anlatır mı?...Ama ben anlatırım...Anlatırken de hayıflanırım Cahit Sıtkı için...Çünkü o "yaş 35 yolun yarısı eder" demiş, ama 70'lik şişelerde yüzerken, 70.yaşını ne yazık ki görememiş. Oysa bugün yaş 75 yolun yarısı...Yeter ki Yaradan da izin versin...Ki o belirlemiş insan türüne 150 yıllık ömrü...Ama insan türü; yakınca tütünü, egsoz gazını, bir de karbonmonoksidli kömürü...Üstelik de anti-demokratik koşullarda hızla sürerken ekonomik sömürü...Tanrı ne yapsın?...Hazıra hazine dayanmaz...Sağlıksız yaşam koşullarına da CAN dayanmaz...
Şu 150 yıllık ömür konusuna gelince...Bilimsel olarak yaradılan her canlı, kemik oluşum yaşının en az 5 katı kadar yaşarmış,daha çoğuna ulaşmak da elbette ki kendisinin sağlayacağı koşullara bağlıymış.Şöyle ki...İnsan türünün kemik gelişim yaşı bilindiği gibi 25...Bir başka deyişle insanın kemiklerinin gelişiminin son bulduğu yaş 25... Her canlı kemik gelişim yılının, yaşının 5 katı yaşayacağına göre; 25 çarpı 5, eşitdir 125...Her insan için Doğa'nın, Yaradan'ın en alt düzeyde armağan etttiği yaşam yılı...En üst düzeyi de bunun üzerine kendisinin koyacağı bir 25 yıl daha...Toplamı da ediyor mu sana 150 yıl...İşte bunu başarmak için; önce sağlık gerek insana...Hem bedensel, hem ruhsal...Bedensel sağlık için öncelikle iyi beslenme, iyi yaşam koşulları...Ruhsal sağlık için de öncelikle mutluluk, barışçıl ve demokratik koşullar...Ailede, arkadaş çevresinde, yaşanılan kentde, ülkede ve Dünya'da...Bunu sağlamak çok kolaysa haydi sen yap da görelim diyorsunuz ama...Ben yapamazsam, sizler yapın...İşte ben veriyorum sırları size...Bana gelince; elim dursa, dilim durmaz...Yazarım, konuşurum, basarım birilerinin bam teline...Sonrasında yandı gülüm keten helvası...Ardından gelsin yargı kapısı...Ama bundan böyle yağma yok... Söz verdim çoluğa, çocuğa...Elime de, dilime de mukayyet olacağım...Ben de kurnazların yolundan gideceğim... Belki de kedi, köpek bile besleyeceğim...Çünkü kedi, köpek severler; bana öyle demişlerdi...Ne demişlerdi?...- Eğer siyasal içerikli yazılar yazacağına;kedi, köpek beslemekle uğraşsaydın, yargı düşmezdi peşine
İşte böyle; kıssadan, hisse...Herkes gezerken keyfinde; sen olanın, bitenin gamında, kederinde...Rüzgar gülü gibi dönüp, durmak varken egemenlerin yönünde...Sen direniyorsun rüzgara karşı...Boşuna mı yeşil alanlara, tarlalara dikildi AVM ve onca çarşı...Gez, toz, alışveriş yap...Para harca...Bak nasıl olur herkes sana kanka... Yeni ciciler al, fotoğraflarını paylaş sanal ortamda...Herkes seni "like"lasın...Sana ne?...Birileri birilerini dolandırıyormuş, mafia kılıklılar namuslulardan alıyormuş haraç... İşte gezdiğim yerler, yediğim yemekler, yaşadığım ev, bindiğim araç... Sen keyfine bak; sok birilerinin gözüne, gözüne...
Uzun söze hiç gerek yok...65 yaşımın yolculuğunun başladığı şu günde...Biliyorum ki ben daha bir 65 yıl daha yaşasam; ne yazık ki değişemem...Bunca yıldır nasıl ki kendimi sevdiğimce, ülkemi, ulusumu sevdim... Yalnızca ülkem, ulusum için kaygılandım... Böyle gelmiş, böyle gider; ne yazık ki ben akıllanmam, uslanmam...Çıkar için kimseciklere yaslanmam...Doğru bildiğim yoldan bir milim şaşmam...Öyleyse kutlu olsun yeni yaşım...Sorunlardan, dertlerden uzak kalsın başım, kalabildiğince...Çünkü bugün 1 Aralık...Çünkü ben bugün doğmuşumÖyle yazıyor kimlik kartımdaSonbahar'ın sarısındaBir Salı sabahındaGünlerden Bir AralıkYıllardan bindokuzyüzelliüçYaşam bazan hoş, bazan güçGeçip gidiverdi anlayamadan altmış dört yılKırık dökük bir dolu dert yılGönül oyunlarına da düştümAyak oyunlarına daDostlarımdan kazık da yedimAzık daGün oldu zoru başardımGün oldu düz yolda şaşırdımŞu ölümlü Dünya'danAltmışdört çarpıÜçyüzaltmışbeş gün aşırdımAma yine de doymadı gözüm gönlümYazdım bir dilekçe Tanrı'yaŞimdilik alma beni sırayaDedim ki; yol verme daha ölüm meleğineSardırma beni kefen yeleğineYaşayayım bir altmış dört yıl dahaDert etme, gitmem öyle çok uzağaİstersen düşürürsün beni tuzağaBir solukluk canım varVar da şimdilerde yaşadığım bu diyarBu kez cuk oturdu yüreğimeAman başvurumu gözardı etmeİyicesine aldım tadını yaşamınPembe sabahlarla, lacivert akşamınUlaştır beni nice Bir Aralıklar'aGöz yum yaptığım yaramazlıklara...