Selma Erdal

Tüm Yazıları


Günler Akarken

  • 09 Ocak 2019 Çarşamba


Noel midir, Yılbaşı mıdır bu kutladığımız tartışmalarının henüz ateşi sönmeden; 2019’dan onbir gün aşırdık bile…İyi de 2018 tası, tarağı toplayıp giderken; 2019'a çok mu sorunsuz bıraktı bu topraklarda yaşanacak günleri?… Ne gezer?… 2018’in ardından kalan; artıkları, sorunları, yaraları 2019’da da bizi ezer, üzer, canımızı yakar…

Acısıyla, tatlısıyla 2018 yılını henüz uğurlamışken…Malta'da volta atacak olanlardan SA sağlimen köşeyi dönen ağaların nabza göre şerbet, mahalleye göre markete mal koyduklarına ilişkin gözlemlerim düşüverdi usuma...Her yılbaşı öncesi hacısı, hocası, şeyhi, müridi ve de haremindeki nisası; fetva verir durur, yılbaşı kutlamak günah diye...Yine de halk aldırmaz “yılbaşı” üzerine kamusal alana sürülen safsatalara…Gider eğlenceli bir gece için alışverişe… Bir de hemen her mahalleye Carrefour-SA ağalar açınca “super” boyutda bir dükkan; halk dalınca içeriye…Elbette ki Carrefour-SA ağalar “meyhanesi yok,ayyaşı çok” İstanbul'un Eyüp ilçesine de gelmişlerdi ama, alkollü içeceklerini getirmemişlerdi…Kasadakiler; alkollü içecek satılmayacak burada derlerdi, nevaleyi düzenler sordukça…Oysa Bayrampaşa’daki Carrefour-SA hiper; Vodka, Viski, Şarap, Bira, daha aklında ne varsa raflardan sana göz kırpar…Hele bir de düşerse yolun Didim taraflarına; işte bu “birara haklarında Fetoş’çu oldukları söylenceleri yayılan” Carrefour-SA sana BACON’ın en hasını satar…Anımsatalım ya da bilmeyen varsa aydınlatalım;BACON dediğin, domuz pastırmasıdır yediğin…Sayarsan mekruhdan; aman ha yemeyesin!…Sonuç olarak; “sözüm ona” yüzde 99’u Müslüman olan bu ülkede ne dolaplar döner…Bu dolap döndürenler yüzünden ŞEYTAN bile pabucunu ters giyer…Ve dahi bu dolapçıları gördükçe; dünün Sülün Osmanlar’ı, iyi halden hüküm giyer Şeytan’ın cehenneminde…
SA'ları gönderdik Malta'ya...Bir de dönüp bakalım müzmin muhalif CHP'ye...Bugün CHP’de ATATÜRKÇÜLER; kapı dışarı…BÖLÜCÜLER; baş tacı…Daha BAYKAL döneminde; CHP’nin okları kırıldı teker, teker…O günlerden beri YENİ-CHP’ye kim kanar?… Ve onlar; türban da takarlar, çarşafa da dolanırlar, halk dalkavukluğu için tekke de, zaviye de açarlar…Yeter ki koltuklar boş kalmasın TBMM’nin muhalifler mevkiinde…Ve yaklaşan yerel yönetim seçimlerinde de elde olan belediyeleri de yitirmek için sanki ülke genelinde canla, başla yine yıkıcılar işbaşında...Genellikle kesinleşen adaylara bakılırsa; durum pek de parlak değil...Oysa 2017 yılının Haziran ayında "Mao'nun uzun yürüyüşü" gibi tanık olmuşduk Dersimli Kema'in yürüyüşüne...Eski spor ayakkabılarından başka ne kaldı ki geriye ya da ne işe yaradı bu yürüyüş?...Düşündüğümüzde yalnızca buruk bir gülüş dudaklarımızda...Ve ADALET adına yapılan bu yürüyüş; daha da daraltdı özgürlük alanlarımızı sanki...
Ve yine 2018'den, 2019'a gelen bir tartışma; paralı naylon torba sorunsalı ya da naylon torbadan, bez torbaya alışkanlıkları yeniden değişen Türkiye...Elbette ki bu da iyi bir gelişme...Yıllarca, pek çok kez yazdım bu konuda; yazılarımı okuyan değerli okurlarım anımsayacaklardır şu bez torba konusunu...Henüz 1972’de Stockholm Konferansı toplanmamış, Dünya’nın sömürgenleri, sömürülenlere “Çevreye özen gösterin “ öğütlerine başlamamışlardı. İşte o günlerde kenevir ipinden filelerimiz ya da Sümerbank basmasından pazar torbalarımız vardı. Bunların içinde sebzeler-meyveler kese kağıtlarıyla evlerimize taşınırdı.
O günlerin yaşlı dedeleri-nineleri boş zamanlarını değerlendirmek , öğrenciler okul harcamalarına katkı sağlamak için eski gazete ve dergilerden kese kağıtları üretirlerdi. Çünkü biz Anadolu halkı, henüz “çevre sorunları”nın anlamını bilmeden ama çevre sorunlarına da neden olmadan yaşar giderdik.
Sonraları daha çok üretebilmek için daha çok tüketmemiz gerektiğini ve alış-verişlerimizde naylon torba kullanmanın uygarlık olduğunu sanmaya başladık. Böylece bizim kese kağıdı kullanma alışkanlığımız giderek unutuldu; öylesine ki naylon torba kullanımı bir gelişme gibi algılanmaya başladı. Günümüzde teknolojik gelişmenin satın alınmasıyla , çağ atlanıldığının sanılması gibi…Oysa günümüzde başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, gelişmiş ülkeler kese kağıdı kullanmaya, naylon ambalajlardan uzaklaşmaya özen göstermektedirler. İşte pek çok kez paylaşmışdım yazılarımda bu düşüncelerimi...Ne kadar eleştirel yaklaşsak da...Ne kadar naylon torba kullanımını engellemek amacıyla parayla satılması kararının altında pek çok çapanoğlu arasak da...Hani her yazdığımız yazıda suç unsuru arayan önyargılılar gibi...Bizler de bu naylon torba konusunda öküz altında buzağı arar gibi önyargılı olsak da...Kesinlikle çok doğru bir uygulama...İşte bu konuda diyebilirim ki yetmez ama EVET, bez torbalara, keten kenevir ipliğinden yapılmış pazar filelerine EVET...Ama naylon torbalara geçit yok, elbette ki ambalajlama, paketleme amacıyla da kullanılmamalı naylon özellikle de besinlerin sarılıp, sarmalanmasında da...Ve bu konuda şu Maltalı SA'ların Tekno dükkanlarından alış veriş yapmam gerekmişdi 9 Ocak 2019 gününde...Sordum onlara da aldığım malı, neyin içine koyacağız diye...Yanıtladılar beni:- 50 kuruşluk naylon torbalarımıza...Neyse ki spor dönüşü uğramışdım ki mağazaya, karton kutusuyla birlikte bir güzel koydum terli spor giysilerimin bulunduğu çantama ama yine de naylon torba almadım...Dolayısıyla nereden ne alacak olursanız olun; naylon torbalar için para istiyorlar, bez torbalarınız, fileleriniz bulunsun hep yanınızda, her sokağa çıkışınızda...İşte böyle 2018'den, 2019'a doğru akarken anlar...Bizde de böyle birikiyor anılar gelip, geçen gündelik yaşamın ardından...