Musa Dinç

Tüm Yazıları


Güneydoğu’nun Paris’i Diyarbakır

  • 05 Ekim 2018 Cuma


Musa Dinç / Sağlık İletişim Uzmanı, Eğitimci, Yazar


Diyarbakır 6. Tüyap Kitap Fuarı’na gitmek için, bir ay önceden uçakla gidiş- dönüş uçak biletimi aldım.
Türkiye Edebiyatçılar Derneği’nin Onur Kurulu Üyesi ve Diyarbakırlı olmam vesilesiyle Edebiyatçılar Derneği’mizin Yönetimi; 6. Diyarbakır Tüyap Kitap Fuarında, Edebiyatçılar Derneğimizi temsil etme ve koordinasyonu sağlama konusunda beni görevlendirdiler. Keyifle kabul ettim. Tüyap Kitap Fuarı yönetimi, iki etkinlik hakkı tanımıştı Edebiyatçılar Derneğimize. İlk etkinliğimiz Fuarın onur konuğu olan Yazar Mıgırdiç Margosyan’ın öykücülüğü konusuydu. Ben Musa Dinç ve Yazar Nazmi Bayrı aktif görev üstlendik. İkinci etkinlik ise; şiir şöleniydi.
Diyarbakır Anadolu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin Uygulama Oteli var Üç kuyu da. Tam da Fuar Alanı ve Kongre Merkezi’nin bitişiğindedir. Bana kolaylık olsun, diye burada yer ayırmıştım. Ayrıca okul idaresinin, öğretmenlerin ve personelin salt çoğunluğu da yabancı değildi, tanıdıktı bana; çünkü ağabeyim Gencer Dinçer çok uzun yıllar bu okulda Müdür Yardımcılığı görevini yürütmüştü. Ama şimdi emekli ve Datça’ya yerleşmiş, bir ayağı Akyaka da, bir ayağı Datça’da emekliliğin tadını çıkarıyor şimdi. Tabii uygulama oteline Fuar’ın açılmasına bir hafta kala kargoyla bir koli kitap göndermiştim.
Diyarbakır’daki Tüyap Kitap Fuar’ına bir gün önce gittim. Sabah saat 08.00 de Diyarbakır Havaalanındaydım. Diyarbakır’a gitmeyeli 4 yıl olmuştu. Bu yeni yapılan havaalanıyla ilk kez tanışıyordum. İzmir Adnan Menderes Hava alanından pek farkı yoktu. Değerli arkadaşım Mahmut Akbay, arabasıyla gelip, beni havaalanından aldı, Diyarbakır Havaalanı’ndan Üç kuyu Uygulama Oteline varana kadar şaşkınlığımı gizleyemedim. Hele özellikle Diyarbakır Merkez / Kayapınar, Bağlar ve Yenişehir ilçelerinde göğü adeta delen yüksek katlı lüks binalar, bulvarlar, geniş caddeler, park, bahçe, yürüyüş ve kaldırımlar, rezidanslar, iş merkezleri, AVM’ ler; neredeyse küçük dilimi yutacaktım, Diyarbakır çok büyümüş, neredeyse bir ucu Karacadağ eteklerine varmıştı. Mahmut Akbay arkadaşım Uygulama Oteline getirdi beni. Birlikte kahvaltı yaptık, biraz sohbetten sonra onu uğurladım.
Üzerimde müthiş bir yorgunluk ve uykusuzluk vardı. O gece uyuyamamıştım. Sözde uçakla gelmişim, ama 24 saat hiç uyumamıştım. Buna rağmen kendimi toparladım. Yüzümü iyice yıkadıktan sonra soluğu Fuar Alanı ve Kongre Merkezi’nde aldım. Fuar organizasyonu stantların kurulması için harıl harıl çalışıyordu. Yayınevleri karınca gibi kutular dolusu kitaplarını boşaltıp, yerleştiriyordu. Edebiyatçılar Derneği 3. No’lu Salon 400- I da bulunan yere geldim. Henüz stant kurulumu bitmemişti. Kendimi tanıttım. Kurulumun tamamlanmasını bekledim. Sonra 3 masa ve 5 sandalye konulmasını rica ettim.
“Tamam hocam, hallederiz; merak etmeyin,” dediler.
25.09.2018 tarihinde sabah saat 09.00 da Fuar’a gittim. Standımıza konulan masaların küçük, çok kirli ve üzeri yapışkanlarla dolu olduğunu gördüm. İster istemez tepki verdim. Bunun üzerine yeni üç büyük masa ve beş sandalye koydurtmayı başardım. Kitap kolimi de sağ olsun uygulama oteli personeli Mesut Bey’in desteğiyle fuara getirmeyi sağladım. Saat 10. da fuar açıldı. Fuara daha ilk günden yoğun bir ilgi vardı. Kim ne derse desin, Diyarbakır ve Güneydoğu halkı okumayı çok önemser. Sanata ve sanatçıya gereken kıymeti verir, konukseverliğini en üst seviyede tutar; ayrıca bağrından da çok değerli sanatçı / şair ve yazarlar çıkar. En son 2014 te
Tüyap Kitap Fuarı gerçekleşmişti. Hangi akla hizmetse Diyarbakır Tüyap Kitap Fuarı, Samsun’a kaydırılmıştı. Samsun’da da olsun, ona dediğimiz bir şey yok, ama Diyarbakır Tüyap Kitap Fuar’ından yoksun bırakılamaz. Emin olun Fuar alanına insan seli akıyordu. Gelen arabaların park edecek yeri neredeyse yok gibiydi. Yazarların ve yayınevlerinin yüzü gülüyordu. Ekonomik sıkıntılar olmasına rağmen, insanlar boğazdan kısıyor, kitaplara yönelebiliyordu. Diyarbakır Tüyap Fuarı gerçekten tarih yazdı. Tek kelimeyle harikuladeydi. Bursa Tüyap Kitap Fuarı bile yanında çok sönük ve cılız kalabiliyordu.
Derneğimiz Edebiyatçılar Derneği standı ile Sosyoloji Biliminin ve insanlığın yüz akı Doç. Dr. İsmail Beşikçi Vakfı standı, bitişikti. 3 No’lu salonun en sonunda olmasına rağmen kalabalık üst sınırdaydı. Okurlarım, hayranlarım, dostlarım, arkadaşlarım, öğrencilerim, akrabalarım, çocukluk ve okul döneminden sınıf arkadaşlarım beni hiç yalnız bırakmadılar. Çok duygulu anlar yaşadım. Hasret ve özlemlerimi gidermeye çalıştım. Daha önceki çocuk okuyucularım büyümüş birer delikanlı üniversiteli olmuştu, delikanlı olanlar evlenip çoluk çocuğa karışmıştı. Anneler babalar; nine ve dede olmuşlardı. Tabi kolay değil; kitabı yayımlanmış bir yazar olarak tam bir çeyrek asırdır, kitaplarım arenada yerini almış durumda. Okur tarafından sevilmek, değer görmek gerçekten çok güzel bir duygu ve onur vericiydi benim için.
Diyarbakır, Güneydoğu’nun gerçekten Paris’idir. Tüm samimiyetimle söylüyorum; barış ve huzur ortamı olsa Diyarbakır Türkiye’nin ileride belki de nüfus ve büyüklük bakımından beşinci büyük kenti olur.
26.09.2018 Perşembe günü saat 14.30 ile 15.30 saatleri arasında Fırat Konferans Salonu’nda deneğimizin bir etkinliği vardı. Konuşmacı olarak; Fuarın onur konuğu Yazar Mıgırdiç Margosyan, Yazar Nazmi Bayrı ve Eğitimci, Yazar Musa Dinç ben vardım. Etkinliğin konusu: Mıgırdiç Margosyan Öykücülüğü idi. Yazar Mıgırdiç Margosyan’ın Gâvur Mahallesi adlı yapıtındaki öyküler üzerinde yoğunlaştık.
28.09.2018 tarihinde de derneğimizin güzel bir şiir dinletisi oldu. Katılımcılar: Dernek Başkanı /Gazeteci, Şair Gökhan Cengizhan, Genel Sekreter/ Şair Kevser Atay, Av. Şair Ömer Öneren, Eğitimci Şair Ahmet Çakmak, Eğitimci Lâl Laleş, Eğitimci/ Şair Yazar İlhami Sidar, Şair Servet Üstün Akbaba. Güzel şiirlerinden örnekler sundular.
Cuma günü sabah saat 09.00- 10.00 saatleri arasında Üç kuyu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Konferans salonunda öğrenci ve öğretmenlere “ Empatik İletişim “ konulu bir slayt sunumu ve 20 dakikalık bir söyleşi yaptım.
6. Tüyap Kitap Fuarı benim açımdan çok görkemli geçti. Fuarın kapanmasına 3 gün kala kitaplarım tükendi. Kalan son iki günde Diyarbakır şehir merkezini, tarihi mekânları dolaştım. Gazeteci arkadaşım Selim Kaya, bana bu konuda rehberlik etti.
Bol bol ciğer ziyafetinden nasibimi aldım. Burma kadayıf ile künefeyi doyasıya yedim.
Diyarbakır On gözlü Köprü kenarında bulunan mesirelik alanda kaçak çay içtim. Dört ayaklı minareye Prof. Dr Yusuf Nergiz/ Dayım oğlu ile geldiğimde burada fotoğraf çekerken çok hüzünlendim. Barış elçisi Av. Tahir Elçi’nin burada katledilmişti. Çok üzüntü duydum.
Hasan Paşa Hanı tarihi mekânda Dayım oğlu ile beraber kahvaltı yaptık. Birlikte Sülüklü Han’a gittik ve menengiç kahvesini içtik. Tarihi Demirciler Çarşısı ve Eski Yoğurt Pazarını birlikte gezdik. Melik Ahmet Caddesi baştanbaşa bazalt taşla döşenmiş. Gerçekten çok güzel olmuş. Gazi caddesi ve Melik Ahmet esnafının dükkânların dış duvarları da bazalt taşla örülmüş ve tarihi bir motif kazandırmış.
İç kale ile Hz. Süleyman Camisi’nin çevresi dizayn edilmiş, restorasyondan geçirilmiş ve güzel bir seyir gâh ve gezi bölgesi olmuş.
Kayapınar ilçesinde bulunan 75 metrelik genişliğindeki cadde, fevkalade olmuş. Böyle bir cadde zannetmiyorum ki hiçbir şehirde emsali yok.
Diyarbakır çok büyümüş, neredeyse şehir Karacadağ eteklerine yaklaşmış durumda, şehrin çehresi değişmiş. Daha önceleri kapkaç vakaları oluyordu, bu sefer gidişimde kapkaç vakalarıyla da karşılaşmadım ve böyle bir olay hakkında duyum da almadım.
Diyarbakır çok bereketli bir şehirdir. Konukseverliği üst seviyededir. Arkadaşlarımdan Mehmet Karataş’a, Bülent Alphan’a, Dayımoğlu Prof. Dr Yusuf Nergiz’e, Gazeteci, Yazar İbrahim Evirgen’e, Gazeteci Arkadaşım Selim Kaya’ya ve Çınar ilçesi ile Aşağıkonak köyüne kadar beni ve yengemi; annem, babam, dedem ve yakınlarımın kabrine kadar arabasıyla bizleri götürüp getiren yakın dostum iş adamı Emrullah Güçlü ’ye teşekkürü bir borç bilirim,
On gözlü Köprü ’de sanatını icra eden zurnacı ve davulcuya da helal olsun, derim. Hiç yorulmadan hep halka müzik icra ettiler. Temennim ve dileğim o ki Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından bunlara bir asgari ücret karşılığında maaşa bağlanması.
Diyarbakır’a giderseniz şayet, mutlaka buraları görün ve ziyaret ediniz.
Ulu Cami, Hasan Paşa Hanı, Tarihi Kuyumcular Çarşısı, Aşağıkonak Köyü’nde bulunan Zerzevan Kalesi, Malabadi Köprüsü, Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi, On Gözlü Köprüsü, Behram Paşa Camisi, Gazi Köşkü, Urfa Kapısı, Saint George Kilisesi(Geçiş yasağı var) Hz. Süleyman Camisi ve İç kale, Dağ kapı Meydanı, Diyarbakır Kalesi Surları/ Keçi Burcu, (Keçi Burcu’na çıkamadım, yasak bölge ilan edilmiş,) Evli beden Burcu, Peygamber Türbeleri /Eğil, Kervansaray Oteli / Deliller Hanı, Mesudiye Medresesi, Dört Ayaklı Minare, Nebi Cami, Meryemana Kilisesi, Ali Paşa Camisi, Melik Ahmet Camisi, Ergani / Çay önü
Diyarbakır’ın yeni yüzünü görmek isteyenlere Kayapınar ilçesi / Dicle Kent tarafı ve özellikle 75.yolu öneririm.
6. Diyarbakır Tüyap Kitap Fuar’ında bana gösterilen yakın ilgi ve alakadan dolayı teşekkür ederim.