İlter Gözkaya Holzhey

Tüm Yazıları


Güneşe Yolculuk

  • 04 Haziran 2018 Pazartesi


Havalar ısınır ısınmaz Bahar aylarında seyahat heyecanı başlar. Bilhassa öğrenciler için ders yılının sona ermesiyle Yaz tatiline girilir.
Almanya’da yaşayan ilk nesil bütün tatillerini hep Türkiye’de geçiriyordu. Ama ikinci ve sonraki nesiller çok dilli büyüyorlar, bu nedenle tatilinin bir kısmını diğer ülkelere giderek geçiriyorlar, çok doğru yapıyorlar. İlk nesil geldiğinde henüz gençti, gönderen ve alan ülke devlet politikası uygulasaydı daha faydalı geziler yaparlardı, daha bilinçli yaşarlardı. Günümüzde ADD Berlin-Brandenburg, emeklilere Avrupa’da geziler organize ediyor.
İşçi ve Emekçi Bayramı 1 Mayıs’ı Bahar Bayramı olarak kutlardık, yakın köylere sınıf gezisi yapardık. İşçinin uyanması, bilinçlenmesi işverenler tarafından istenmez, zira işçi hakkını arar. Hele sendikaya üye olması daha
tehlikelidir. Almanya gibi demokrasisi gelişmiş ülkelerde her işçi sendikalara üyedir. Bu yıl İşçi Bayramı yürüyüşü güzel bir havada çok büyük katılımla gerçekleşti.
Karl Marx’ın 200’cü yaş günü kutlanırken, tarihe geri bakışla işçi haklarına kolay ulaşılmadığı görülecek. Kapital kavramı tekrar ele alınacak, zira hiç güncelliğini kaybetmedi.
Seyahatlar güneye, güneşe doğru yapılıyor. Sıcak iklim, denize girerek tatilin tadını çıkarmak bilhassa öğrenciler ve kışın çalışanlar için önemli. Böylece dinlenip, enerji toplayıp yeni ders yılına başlayacak, yetişkinlerde çalışma hayatına Kış mevsimine hazırlanacaklar.
Derin dini saygı uyandıran, din yönünden önemli olan kutsal geziler de havalar ısınınca uygulanır. Ramazan ayı sonunda Haç ziyaretleri yapılıyor. Berlin arkoloji müzesi nezdinde yapılan kazılarda Didim-Akköy kutsal yolu halka yürüyüşe açılmıştır.
Avrupa’dan arabayla Türkiye’ye gidenler yolda değişime yavaş yavaş uymaya çalışıyor. Uçakla gidince değişim ani olduğu için uyma sorun olabilir. Yolcu şaşkın olabilir, yürüyüş yapmadı, kaslar çalışmadı, o halde burada teslimiyet var.
Yürüyüş esnasında yalnız olursa insan, kendini dinleme sayesinde huzur bulur. Orman havasında arkadaşlarla yürümenin tadı başkadır. Yürümenin sağlığa faydası unutulmamalı, tekrarında fayda vardır, bilhassa emekli olanların vakti var, oturarak zaman geçirmenin vücuda zararını doktorlar sık sık dile getiriyorlar.
Sorunlarından kaçmak için seyahate gidenler yükünü yani sorununu sırt çantasında, beyninde taşırsa o gezinin bir faydası olmaz. Merak etmeyen, çevresinde gürüyüş yapmadan, sadece güneş ve deniz için geziye gidenler var. Zaman zaman buna ihtiyaç duyulur.
Emekli Yaz tatilimi geçirdiğim Didim-Yeşilkent sitesinde otuz kırk yıldır çevresini merak etmeyenleri gördükçe hayret ederim. Her gün harabelerden geçer yürüyüş yaparken, nereye gittiğimi sorarlar. Orada bir tarih var, derim, ama yine de merak edip görmezler.
Afrika’da ve Orta Amerika’da turistik mekanlarda, turistlerin plajlarda güneşlenip, denizde yüzdüğü yerlerde hemen yanıbaşlarında levhaları bile görmeden gelenler vardır. Oralarda yapılan köle ticaretleri yazılıdır. İnsanların siyah olduğu için, değersiz gören beyazların bir eşya gibi sattıkları yerler. O yürüyüşler öldürücüydü, saatlerce çölde yürümek zorunda olan kölelerin çoğu o denizlere ulaşamadan yolda ölüyorlardı.
Şeker pancarı ve tabak tarihiyle içiçe olan köle ticaretinden kalan zenginlikten Avrupa ve Amerika bugün zencilerin torunlarına bir kısmını geri vermek zorunda olduklarını hatırlatma görevi tarihçilere düşüyor. Biz yazanlar da halka iletmek zorundayız.
Uzun göç yollarında yürüyen sığınmacılar geri dönüp dönemiyeceklerini bilmeden yol alıyorlar. Dede ve ninelerinin zorla getirildiği Avrupa kıtasından bugün zorla, ama yürüyerek değil uçakla geri gönderiliyor.
Savaştan kaçmak zorunda olan Afrika vatandaşlarına savaş olmayan Asya ve Kuzey Afrika ülkeleri de mültecilere sığınma imkânı vermek zorundadır. Hem insan olarak, hem de siyahilerin torunlarına borçlu oldukları için.
İstanbul’un fethi 1453 yılına kadar, köle ticareti çoğunlukla arapların elindeydi. Asya ve Kuzey Afrika ülkelerinde yapılıyordu. İslâmın yayılışıyla köle ticaretininin daha insanca yapılması, insanları kökenlerinden zorla ayırmak, hürriyetlerini gaspetmeyi affettirir mi, bunu vicdanlara sormak gerekir.
Avrupa ve daha sonra Amerika’ya yapılan köle ticaretinde insanlara işkence ve zulüm uygulandı.
Artık demokrasinin yalnız seçim sandığında olmadığını kavrayan Dünya halkı basın hürriyeti, insan hakları ve adalet için yürüyüşle baskın idarelere karşı pasif direniş yapıyorlar.

Güneşe yolculuk esnasında yanımıza kitap almayı ihmâl etmeyelim.

Hoşça kalın!