Selma Erdal

Tüm Yazıları


Güne Düşenler

  • 17 Eylül 2020 Perşembe


Gündemde aylardır; virüs, habis, harp, darp, garp sözleri dolaşırken, biliyoruz ki hep kabahat insan soyunda.... Her ne alavera, dalavera dönüyorsa; yeryüzünde oynanan şu anlaşılmaz oyunda... Çevre sorunları diye bir dert var ki tüm doğanın koynunda; belki de her musibetin nedeni...
Çünkü insanı yaratan da, yaşatan da çevre…
Çevreyi kirletirken, gerçekte bindiği dalı kesen insan; hava, su, toprak bağlamında doğal çevresini kirletirken, değer yargılarındaki bozulmayla, toplumsal çevresini de kirletmektedir. Bu kirletiş; doğal-toplumsal kirlenmenin bir kısır döngüsü biçiminde, gezegenimiz DÜNYA ile bu Dünya’da gezen İNSAN’ın yokoluş sürecini başlatmıştır.Kuşkusuz zararın neresinden dönülürse kardır diyerek, doğal ve toplumsal kirlenmenin durdurulması önerisiyle söz söylemek gerekir.
Tartışmalara gerek yoktur ki; insanı, doğal çevresini kirletmeye iten dürtü, çevresini daha çok sömürmeye yönlendiren saldırganlığını azdıran içgüdü, en önemlisi de vahşi kapitalizmin acımasız çocuklarının sayısındaki korkutucu artış, toplum değer yargılarında oluşan bozulmadan kaynaklanmaktadır.
Bu anlamda, çevre kirliliğine karşı eylemde bulunabilmek amacıyla ilk aşamada ; toplum değer yargılarındaki bozulmanın engellenmesi ve durdurulması ön koşuldur ve bu koşulu gerçekleştirmek için de insan soyu bilinçlendirilmelidir. Bu bilinci oluşturmak için de insanın bozulan değer yargıları değiştirilmeli, iyi örneklerle/yapıcı eleştirilerle; çevre dostlarının sayısı çoğaltılmalı ve çevre düşmanlarına karşı saldırıya geçilmesi amacına yönelik olarak ÇEVRE İÇİN DAHA ÇOK SÖZ SÖYLENMELİDİR.


Bir kaç gece önce televizyon yansılarına gösterilen “Maymunlar Gezegeni” adlı filmde, uzayda başka bir gezegende olduğunu sanan Charlton Heston; bulunduğu yerin Dünya olduğunun, deniz kıyısındaki kayaların arkasına geçince Bayan Liberty’nin yerde yatan mermer kütlesiyle karşılaştığında ayırdına varır. Acaba kendini tüm yaratıklardan ve de diğer insanlardan üstün gören Batılı’nın gerçekle yüzleşme günü ne zaman gelecek ?… Ve bu Batılı’nın; “Batı, Batı” diyerek Dünya’nın dönüşü yönünde Doğu’ya ulaşmasıyla, acaba Dünyamız’ı koruyucu düşünce ve değerlere de ulaşması bir gün gerçekleşecek mi ?…
Bir zamanlar insanlık Doğu felsefesinden yana umutlanırdı. Doğulu’nun erdemli olmak üzerine ürettiği/oluşturduğu binlerce yıllık birikiminden, tinselliğini beslerdi. Günümüzde Batılı’nın doymazlığıyla yarışan Doğulu’yu gördükçe; gezegenimiz için kaygılarımız daha da artıyor. Neden artmasın ki ?… İşte Japonya; G8’lerden en varlıklısı… İşte Çin; sera gazı salınımında en başta adı geçen özensiz ülkelerden biri… Bu gidişle Dünyalılar diri, diri cehenneme girecekler. Üstelik de kendilerinin yarattıkları bir cehenneme… Ne yazık ki bu cehennemin, günahlardan arındıktan sonra gidilecek bir cenneti de olmayacak.

Dünyamız yalnızca uzayda gezen, boşlukta yüzen bir küre değil. Dünyamız; yeraltı ve yerüstü tüm canlılarıyla bir yaşam alanıdır.En önemlisi de; Dünyamız biz insanlarla bir bütün Düşüncesizce dolarsa her yer beton Hangi toprakta buğday yeşerecek ?…
Hangi kaynakta su birikecek ?…
Bu gidişle gölgesinde serinlenecek bir çınar,
Dalından meyvesi koparılacak bir nar ağacı kalmayacak.
“Benden sonrası tufan” diyenlerin bencilliği karşısında suskunluk sürdükçe; İnsanlık için başka bir NUHUN GEMİSİ kalkmayacak.

Ve konuşan Türkiye...
Kamyonların arkasında sıkça görürdük şu sözleri: Ağzı olan konuşuyor.
Ve bizler de ülkemizde, dünyamızda yaşanan olumlu, olumsuz “olay, olgu, oluşum” her ne varsa; onlara ilişkin sürekli konuşuyoruz gerçek ortamda…
Ve elbette ki sanal yaşamımızı sürdürdüğümüz; Amerika’daki DEEP BLUE belleğinin sunduğu şu sanal kamusal dünyamızda da sürekli konuşuyoruz, yazıyoruz ve her konuda “bilir-bilmez” öylesine ahkamlar kesiyoruz ki sanki tüm sorunlar çözülecek sözlerimizin ardından…
Ve bizler de öylesine etkili, güçlü birer kanaat önderiyiz ki düşüncelerimizin ya da düşüncesizliklerimizin izdüşümü o muhteşem sözlerimizle; biçimlendireceğiz var olan ve de yakındığımız şu düzeni istediğimiz yönde…
Sanal dünyamızda, sanal yaşıyoruz ve öyle sanıyoruz işte…Ve elbette ki bütün bunlarla avutuyoruz kendimizi egemenler izin verdiği sürece, özgürlük alanımız da sansür hazretlerinin çektiği duvarlarla sınırlı…
Ama yine de söyleriz, doğruları; birileri duymak istese de, istemese de !... Dolayısıyla güne düşen son sözümüz de kısaca şöyle:- Emperyalizme karşı savaşan tek Önder; Gazi Mustafa Kemal Paşa... Emperyalist ülkeler ve bizdeki yandaşlarından başka; Dünya'da herkes saygı duyuyor O'na...