Selma Erdal

Tüm Yazıları


Güne Düşenler

  • 10 Eylül 2020 Perşembe


Home office ya da Türkçe söyleyişle evde çalışılan alan... Önceleri hoş geliyordu, belki de havalı, ama giderek zorunlu... Küresel salgının hız kesmediği ve gelecekte bizleri ne bilinmez tehlikelerin beklediği bir dünyada EV kavramı daha da önemli olmakta... Evler bizler için yalnızca yuva değil artık, neredeyse tüm 24 saatimizi geçirdiğimiz bireysel küçük bir dünya... Ve bu dünyada her şey internetle parmaklarımızın ucunda ve gün geçtikçe daha da alışıyoruz bu yalın yaşama, yalnız yaşama koşullarına, yalnızlığa... Hiç yüzyüze gelmediğimiz, yanyana durmadığımız sanal dostlarımızla yepyeni, bambaşka bir yolculuğa çıkıyoruz.Küresel efendiler sanırım pek mutludur, parçalayıp, bölüp ve belki de moleküllerine ayırıp, toplumsal yaşamdan sıyırıp son aşamada bireysel yalnızlığa mahkum edecekleri insanların umarsız geleceklerini kurgularken..
Ve bir soru bu bağlamda:Şu küresel iletişim ağında ve pek çok kişiyle bağ kurduğunuz sanal kamusal alanda; ÜNLÜ mü olmak istersiniz, ÖNEMLİ mi?...Hiç düşündünüz mü acaba?...Ayılı, tilkili müstehcen içerikli kitabıyla tüm ülkenin tanımış olduğu bir yazarı düşündükçe, usuma düşüyor bu soru...
Yazar deyince, yazmak deyince daha neler geliyor aklıma, neler?...Üstelik bizler o ünlü yazarlar gibi pervasız olamıyoruz, sefahat alemlerine dalamıyoruz ve artık Beyoğlu'nda gezemiyoruz, Çiçek Pasajı'na gidemiyoruz ama son yıllarda Kadıköy Meyhaneleri var.Bununla birlikte...Meyhanelerden girince içeriye her yerde Orhan Kemal, Can Yücel, Orhan Veli... Ama ne yazık ki onlar gibi de olamıyoruz. Çünkü biz olmuşuz memleket aşkına deli, yaz babam siyaset... Bu adamların ömrü geçmiş masalarda rakı ziyafet... Olsa da pejmürde kıyafet... Onlar afili yazar... Bize değmiş nazar... Benliğimizde vatan millet aşkı azar da azar... Yok olmuyor; bundan böyle açıp şarabı yazacağım aşk romanı ya da çocuk masalları... Bir bakmışız bizim kitaplar da dört baskı yapar, kim bilir belki de poşete girer, üstelik daha çok satar. Ama ünlü mü, önemli mi olmak daha değerli sorusu; gezerken beynimizde, ne zor bir seçimdir bu böyle!...
Bu arada sizlere de bir seslensek iyi olur be kızlar...Çünkü toplanamasak da alanlarda, agoralarda, meydanlarda... Buluşuyoruz ya sanal ortamlarda; KIZKARDEŞLİK olgusunu, algısını yayalım, güçlendirelim, geliştirelim. BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR bunu kesinlikle unutmayalım.Ne merde, ne na'merde KADIN, KADININ KURDUDUR dedirtmeyelim.Geçit vermeyelim kadınları yok sayan ne bir eyleme, ne de bir söyleme ve özellikle de çocuklara göz diken tecavüzcülere, kadınların canını alan katillere hep birlikte DUR diyelim!...
Her ne kadar 70'lik rakı açmasak da şu küresel salgın döneminde en çok saldırıya uğrayan 65 yaş üstü ve özellikle de 70'likler için söylenecek sözlerimiz de var, onların gönülleri birazcık hoş olsun diye...Çünkü "yaş 70, iş bitmiş" dönemi çoktan geçti. Artık 70; yolun yarısı...70'liklerin parası varsa; 35'lik oluyor karısı...Hele varsa parası, malı, mülkü, arsası...Artık insan ömrünün 150 yıl olduğu kanıtlandı; erken ölenler, ölümlerinden kendileri sorumlu, suçlu... Biliniz ki günümüzdeki 70'likler, bilgelikleriyle, sağlıklı beyinleriyle ve bedenleriyle nice, nice gençleri gömer. Çünkü onlar gündüzleri hamburger-cola, geceleri türkü barda verilen mola arasında yaşamlarını tüketmezler.Kuşkusuz şu küresel salgında, kendini sağlama alma yarışında en önde giderler ve "Saldım çayıra, Mevlam kayıra" ya da "Ölen, ölür kalan sağlar bizimdir" düşüncesiyle salgını yönettiğini sananlara hiç güvenmezler, bu nedenle de kurallarını kendileri koyar, kendileri uyar, kesinlikle maskesiz gezmezler.Herkes sağlıklı olsun, ama en çok da yaşam bilgesi, ulu çınar, mentor, yol gösterici 70'likler sağlıklı olsun ve her tür olumsuzluğa karşın inadına neşeniz bol olsun !...