Seçim Broşürleri

Renk renk, tomar tomar... Her ebatta, boy boy... Özenle hazırlanmış, hiçbir ayrıntı atlanmamış. Ve de milyonlar milyonlar harcanmış. Seçim broşürleri her seçimde siyasi partilerin ve adayların olmazsa olmazı.  Adaylar onlarla görücüye çıkıyorlar, “Alanda ben de varım” demeye getiriyorlar.  devamı +

Aldırma Gönül

Beyaz camda yanık bir ses “Aldırma Gönül” türküsünü söylüyor.  70’li yıllar devrimci gençliğinin dilinden düşürmediği  ve günümüze değin güncelliğini yitirmeyen türkünün sözleri  tanınmış yazar-şair Sabahattin Ali’ye ait.  Şair, şiiri “Hapishane Şiirleri V” adıyla Sdevamı +

Garip bir olay!

Mahalleli “Hızır” adını takmış. Birileri para dolu zarfları, mahallenin yoksul evlerine dağıtıyorlarmış.  Dağıtanın adı sanı belli değil, iş adamı olduğu söylentisi var. Dağıtım işi İstanbul’un bir semtinde başlamış, şimdilerde başka bir semtinde devam ediyormuş. Dağıtanın hangi kasdevamı +

Kadınlar

Ozan demiş ya; “İnsan çeşit çeşit / yer damar damar.” Kadınlarımız “çeşit çeşit” , “damar damar”. Kadın var; Saçını süpürge etmiştir, evinin eşiğinin tüm yükünü sırtlamıştır.  Hele köyde yerleşikse... Sabah vakti horozlar ötmeden kalkar.  Hayvan bakımı, süt sağımı, vb.devamı +

Yaşamı paylaşmak

Uzun yıllardır yaşamımı sürdürdüğüm cennet misali beldemde dikkatimi ağaçlar çekmiştir.  Daha doğrusu iki çeşit ağaç... Birisi ormandaki ağaç, ötekisi henüz üzerine villa kondurulmamış oraya buraya serpilmiş irili ufaklı arsalarda tek başına duran zeytin ağaçları. Açıklıktaki tek başına devamı +

Halklararası Barış Zamanı

Agop Dilaçar Dil Devrimi’nde Atatürk’ün sağ kolu.  Karatahta başında Atatürk’ün yanı başında duran kişi.  Bizim ırkçlar sonradan Dilaçar’ın görüntüsünü o resimden çıkardılar ya, neyse... Ara Güler Iğdır’da bir dükkânın camında atına binmiş bir göçer kadının arka planındakdevamı +

Bedelli Askerlik

Yıl 1968. Tuzla Piyade Okulu yemek salonu. Üniversite, yüksek okul mezunları kahvaltıdalar.  Manga başımız Abdullah, önündeki reçel tabağını iterek söylendi: -Bu kadarcık şeyle talim mi yapılır? Ağzımdan şu sözler dökülmüş: -Asker ocağı yeme içme yeri değildir. 11 kişilik masada bir an çadevamı +

Evet, Bir Beka Sorunu Var

Mondros Mütarekesi ile önümüze dayatılan Anadolu’nun bölünmüş haritasını göz önüne getirin.  Osmanlı İmparatorluğu’na bırakılan toprak parçası kapalı bir alan; bir yere çıkışı yok. Bizi oraya hapsetmek istemediler; yok etmek istediler. Batılı emperyalistler ve ABD emperyalizmi Lozan’ı hiçdevamı +

Hepsi haklı !

Asgari ücretin 2019 yılına ait artışının ardısıra yaşanmakta olan gelişmeler, Nasreddin Hoca fıkrasını anımsatıyor. Nasreddin Hoca’ya birisi komşusunu şikâyete gelir.  Hoca, şikâyeti dinler, şikâyet edene; -Haklısın, der. Komşusunca şikâyet edilen çağrılır.  Hoca bu kez de onu dinler, devamı +

Bir burjuva ideolojisi : milliyetçil

Günümüzde “parlamenter demokratik sistem” adı altında devletleri yöneten burjuvazi, kabaca şunu diretiyor: Millet bir, vatan bir, bayrak bir, ancak dümende ben olacağım; ülkeler benim çıkarlarım doğrultusunda yönetilecek. Milliyetçilik, 18.yüzyılın başlarında devrimci bir rol oynadı.  Keşifler, buhdevamı +

Şaşırma gayri !

Her hayat pahalılığı sıçrayışında şaşırıyoruz, kızıyoruz; sanki yeni karşılaşılmış bir ekonomik kriz başlamışcasına feryat ediyoruz. Gerçekte; ardarda gelen fiyat artışları, adına serbest piyasa dedikleri çarpık kapitalist sistemin belirtisidir. Böylesi durumlarda yandaş medya ve aramızdaki kıtdevamı +

Yankee go home !

Orhan Veli’nin bilinen bir şiiri, bir zamanlar dillere pelesenk olan şu dizelerle başlar: “Hiçbir şeyden çekmedi dünyada Nasırdan çektiği kadar, “ Latin Amerika ülkeleri binlerce yıldır sömürgeci güçlerden çok çekti ve hala çekmekte. Önce; binlerce yıl önce yaratmış oldukları efsane uygarlıklardevamı +

Rant/Avanta

Ekonominin dışa bağımlı olduğundan bahisle üretim ekonomisine geçmemiz gerektiği-iktidar dahil-her çevrede dile getiriliyor.  Olmayacak duaya amin demek gibi geliyor, bu temenniler.  Çünkü özellikle Turgut Özal döneminden bu yana “serbest piyasa” adı altında bir rant/avanta modeli süredurmaktadır. devamı +

Tatile Girerken

Bilmek ve bilmemek nedir? Öğrenimin amacı ne olmalıdır? Çocuklarımız, gençlerimiz yarı yıl tatiline başlarken duyarlı insanlarımız böylesi sorulara kafa yormaktalar. Hayatı ve bilimi tanıtmakla işe başlamalı, öğretmenler, ana ve babalar.  Çocuklarımızın kulağına fısıldayacağımız ilk sözlerdevamı +

ekonomi üzerinden...

ABD Başkanı ve ABD yetkililerinin Türkiye’ye yönelik tehditleri bitmek bilmiyor.  Bu;”stratejik müttefik” diye siyasilerce adlandırılan emperyalist ülkenin yöneticileri her fırsatını bulduklarında ülkemize aba altından sopa göstermekteler.  Son olarak ABD Başkanı, “...Türkiye’yi ekonomi üzeridevamı +

Söyletene bak!

Şu aralara Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’dan şaşırtıcı; acaba yanlış mı duydum? dedirten sözler işitiyoruz: -Şu kapitalizm diyor, “para”nın egemenliğinden yakınıyor, kentlerin/kıyıların betonlaşmasından dertleniyor. MHP Genel Başkanı Bahçeli, toplumun ruhsal durumunun bozulduğunu, devamı +

Sarıkamış Gerçeği

İttihad ve Terakki Lideri Enver Paşa’nın Sarıkamış Harekâtı yıldönümü nedeniyle “Türkiye Şehitleriyle Yürüyor”  etkinliğini izliyorum.  Siyasi erk marifetiyle yurdun değişik yerlerinden Allahuekber Dağları’na gelen katılımcıların tavırlarında elim bir olay karşısında takınılacak vakdevamı +

Poşet Meselesi

Yaşı 50’nin üzerinde olanlar bilirler, o zamanlar poşet yerine file vardı.  Planlı ve sınırlı alışverişlerimiz için file yeterliydi.  Anımsayanlar vardır; hayat pahalılığının göstergesi olarak yarım file, beyaz camda arzı endam ederdi. Zaman geçti, devran döndü; Özal’dan başlayarak işbirldevamı +

Dilekler de sanatlaştı

Yeni bir yıla başlarken-adettendir-tanıdıklarımızı arıyor, ya da internet aracılığıyla iyi dileklerimizi iletiriz.  2019 yılı için de dostlarımızı, arkadaşlarımızı, akrabalarımızı aradık; onlara sağlık esenlik diledik, sevdiklerimiz için barış içinde mutlu/huzurlu bir yıl geçirmeleri dileğinddevamı +

Siyasetin Sınırında…

Yerel seçimler “sath-ı mailinde”yiz.  Adayların neredeyse tamamı belli oldu.  Siyasi partiler-daha doğrusu karşı iki kamp- hafif el enselerle birbirlerini yoklamaya başladı. Ortam giderek ısınacak. İki kampa ayrılan ahali kazanma histerisi içine girecek, dişler kenetlenecek, gözler kanlanacak. Sonradevamı +

Sarı Yelekliler

“Biber gazınız bizi yakmaz, biz her gün yanıyoruz.” Diz çöküp meydan okuyan sarı yelekli, isyanın parolasını böyle haykırıyordu.  Bu haykırış, salt bizim gibi ülkelerde değil, kapitalizmin ana vatanı Avrupa’da neo-liberal politikaların acımasız sömürüsünü özetlemektedir. Avrupa emekçilerindevamı +

Can Çekişenler

Davetli olduğum konferansa geç kalmıştım.  Salona girdiğimde konuşmacı sahnedeydi.  Sahnedeydi diyorum, kürsü falan yoktu;ütüsüz geniş pantolonun üstüne sarkan boyunlu bir kazak,üstünde pazar tezgahından alınmışa benzeyen bir ceketle sahnede dolaşan ve adının önünde “prof” olan biri vardı,kdevamı +

“Ano Yemen’dir…”

Doğduğum kentteyim.  Günlerden Cuma.  Tam caddeden karşıya geçecektim ki, karşıdan sloganlar atıp yürüyen bir kalabalık gördüm.  Merak ettim,bekledim.  Dinsel amaçlı bir dernek, Yemen’deki iç savaşın sorumlusu gördükleri  “Suud”u, İsrail’i, ABD’yi protesto ediyor. Birden birdevamı +

YİNE BAŞLADIK

Haziran seçimlerinde şekillendirilen  “ittifak stratejisi” , yerel seçimlerde de tercih edilecek.  Bir partinin diğer parti ya da partilerle seçim işbirliği yapması artık normal karşılanıyor.  “Normal” dedim, aslında normal değil.  Çünkü bir partiye oy veren, yani belirli bir siyasi gördevamı +

AĞAÇLAR VE İNSANLAR

Ağaçlar var, boy boy, çeşit çeşit, biçim biçim.  Boyları başka başka,  kokuları birbirinden ayrı.  Ozanın; “İnsan başka başka, yer damar damar” dizesindeki gibi.  Kiminin gölgesi serin olur, kiminin meyvesinin tadına doyum olmaz. Her ağaç bir insan gibidir.  Kimi al yanaklı meyvesdevamı +

GÜNÜMÜZ PUTPERESTLERİ

10 Kasım anması sırasında çarşaflı kışkırtıcılardan birisi, Atatürk’ü kastederek ; “Puta tapıyorsunuz” demiş, Atatürk sevgisi taşıyanları putperestlikle aşağılamaya yeltenmiş. Putperestlik, geniş anlamıyla fetişizm, ağaçtan/tunçtan yapılmış sanemleri kutsallaştırarak inançları doğrultusudevamı +

İmar Barışı için başvuru süresi 31 Ekim’de bitiyor.  Ancak dört bir yanımızda “ek inşaatlar” tüm hızıyla sürmektedir.  Hepsinin “Yapı İzin Belgesi” almak amacıyla sürdürüldükleri ilk bakışta anlaşılıyor. Yapı İzin Belgesi, geçtiğimiz yıl Aralık ayı sonu itibariyle yapılan imardevamı +

“Artmış”, diyorum; bir sebebi var.  Hani derler ya, bazı ülkeler için; sabah kalktık bir baktık darbe olmuş, diye.  Bizim Akbük beldesi, pardon mahallesinde o minval her şey habersizce, bir bakıyorsunuz olmuş! Efendim, bizim Cumhurbaşkanı; “Beyaz ekmekten uzak durun” tavsiyesinde bulunduktan bu yanadevamı +

Asgari Ücret

Lafı her duyuşumda bir tiksinti, bir öfke sarar, her yanımı. “Asgari ücret”in varlığı, emeğini satanlar için bir kölelik zinciri; ülkem adına utanç vesilesidir. Kavramın çağrıştırdığı sanırsınız ki; ülkede vasıfsız işlerde çalışan azınlık bir kesim vardır, devlet onların az bir ücretle devamı +

“Arka bahçe”

“Seçmende küskünlük var” diyorlar, düzen partileri ve ‘uzaklaşmayı’ durdurmak için kafa yoruyorlar.  Ufukta yerel seçimler var.  Ancak seçmenin bir bölümü siyasal olduğu kadar, yerel olarak da hiçbir partiye güvenmiyor; hepsinin rantiye hesaplı küçük gurupçuklarla yerelin başına oturacağındevamı +

EĞİTİMDE BAŞARININ ÖLÇÜTÜ

Okul çağındaki bireylerin eğitimine başarılı diyebilmenin kıstası nedir?  Okul öğrencisi, sınavlarında yüksek not aldığında başarılı mı sayılmalı? Okul birincileri, okullarının en başarılısı mı oluyorlar?  Sorulara “evet” demek yanıltıcı olacaktır.  Yurt çapında öğrencilerimidevamı +

Sömürü, Her Yerde …

Genç, ikisi de.  Her ikisi de Almanya’da teknoloji eğitimi görmüş.  Alman’a denk bir işte çalışıyorlar.  Bir tanesi yönetici/eğitici konumunda.  Sohbet, oradaki ekonomi konusunda yoğunlaşıyor.  Bir ara yönetici konumundaki atılıyor: -Bir sorum olacak.  Yukarıdakiler/menacerler odevamı +

BARIŞIN ADI KALDI

Eylülle birlikte Didim’de, Didim Belediyesi öncülüğünde geleneksel Barış Şenlikleri başladı. Güvercinler uçuruldu. Meşaleli yürüyüşler yapıldı. Konserler verildi. Çocuklara yönelik sergiler açıldı, kitaplar imzalandı. Genel kanı, “şenliğin” yıllar geçtikçe sönükleşmeye başlamasıdır. devamı +

Günümüz Türkiye’si Ve 30 Ağustos

Diğer ulusal bayramlarımızda olduğu gibi 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarında giderek artan bir yapaylık, bir isteksizlik gözlenmektedir.  Asık suratlı zatların oluşturduğu çelenk koyma merasimleri, halktan kopuk “sen ben bizim oğlan”ların katıldığı tebrik toplantıları, her kafadan bir sesin çıkdevamı +

İslamiyosyon

Normal mi, yoksa takıntı mı dersiniz; ulusal ve dinsel bayramlarımızda mesajlaşmayı yeğlemem, dost ve akrabalarımı telefonla arar, bu vesileyle hal/hatır sorarım. Siyasal ve sendikal mücadelelerin içinde yoğrulmuş, 12 Eylül işkence hanelerinden geçmiş bir dostumu aradım, bayramını tebrik ettim.  Kısa sdevamı +

Vatan dedikleri

Babam Esat Usta marangozdu.  Muhacirdi, Otay’dan(Aras’ın karşı kıyısındaki topraklara verilen yöresel  ad) gelmişti.  Sovyet dönemi sırasındaki kısa süreli eğitim almasına karşın, Azerbaycan aydınlanma savaşçısı SABİR’den şiirler okur, Enternasyonal’i makamınca söylerdi.  Yeni vdevamı +

Karabasan

Bir karabasan bu, uykularımı bölüyor; yatağımdan fırlayarak uyanıyorum. Sesler, görüntüler kafama çakılmış sanki… Altları çıplak, yüzükoyun yatırılmış çocuklar; Çocukların makatlarına krem sürmeler, spey sıkmalar; “Çok acıyor”, “Ben bir şey yapmadım” diye korku içinde koşuşturan çdevamı +

Çatal Kazık

Saat 22 suları… Sıra sıra ATM’lerde Zıraat Bankası kuyruğu dikkatimi çekiyor.  Soruyorum, beyefendi görünüşlü biri gülerek; “Devletin bankası olarak bu kaldı, ondandır.” diyor.  Gayri ihtiyari; “Ortada devlet mi kaldı?” yollu espri yapacak oluyorum.  O da ne?  Ciddi ciddi alkışlıdevamı +

Devleti Kemiren Kurt : Partizanlık

Karşımdaki, iç döker gibi anlatıyor: “Babası MHP’li olan genç kız iyi bir eğitim görmüş, ancak 3 yıldır işsiz.  Bana geldi; “Amca, senin tanıdıkların vardır, iş sorunum belki çözülür.  Babamdan harçlık almaktan utanıyorum.” dedi. Yönetim kademesinde tanıdığım bir AKP’liye durumudevamı +

Hürriyet devrimi

23Temmuz 1908 günü İstanbul sokakları; “Kahrolsun İstibdat, Yaşasın Hürriyet!” nidalarıyla çınlamaktadır.  Yalnız İstanbul mu, Osmanlı topraklarının tümünde, özellikle Balkanlarda yaşayanlar 30 yıllık isdibdat döneminden kurtulmanın sevincini yaşadılar. Şimdilerde yobaz/işbirlikçi kesimlerin devamı +