Hedef Atatürk

Diyanet İşleri Başkanlığı 30 Ağustos Hutbesinde Atatürk’ün adını anmamış. Bu, olağanüstü bir olay değil ki... Siyasal İslamın hedefinde Atatürk hep oldu. Meselenin kökü 1950’li yıllara dayanır. O yıllarda başını Mısır’ın çektiği Arap ülkeleri İsrail’e yenilmişti.  Bu yenilgiye kdevamı +

30 ağustos ve atatürk

Bir gün sohbet esnasında Atatürk ile İsmet İnönü arasında şu diyalog yaşanır: -İsmet, Türk Milletinin özelliği sence nedir? -Nedir Paşam? -Zor ayağa kalkan bir millet. -Dahası da var. - ... -Bir kere de ayağa kalktı mı, durdurması çok zor bir millet. 30 Ağustos Zaferi’nin önderliğinin gizemi bu didevamı +

Küzey Suriye

ABD yalakalığı yapan medya, ABD’nin Irak’ı işgalinden önce emri vakiyle sahiplendiği bölgeyi “Kuzey Irak” diye tanımlamaya pek istekliydiler.  “Bir koyup üç alalım” meraklıları Irak’ın parçalanması taraftarıydılar.  Nitekim öyle de oldu.  Irak-yapay bir bahane ileri sürülerek- ulusdevamı +

Kayyum Tartışmaları

“Kayyum/kayyım”, Arapça “kaim” sözcüğünün Türkçeleşmiş halidir.  Günümüzde dilimize yerleşmiş “kaymakam (kaim-i makam)” bu sözden türemedir.  Bürokrasi dilinde özel bir yeri vardır; bir görevliden memnun kalmazsınız, yerine kendinize yakın/güvenilir bulduğunuz birini atarsınız.&nbsdevamı +

Vah benim işçi sınıfım. Vah!

Türkiye işçi sınıfı hiçbir vakit “kendisi için sınıf” olamadı. Sendika ağalarının elinde kaldı. Çocukluk çağındaki sol akımlarca istismar edildi. Sosyaldemokratların-milletvekilliği uğruna-arka bahçesi oldu. Ve nihayet sağ siyasi iktidarlarca bölündü, etkisizleştirildi. Sermaye sınıfı karardevamı +

İskelede Çekirdek Kabukları

Günübirlik denize girdiğim iskelede; tam iskele tahtalarının bitiminde  çekirdek kabuğu tepeciği vardı.  “Bizim oğlanlar” güzelce oturmuşlar, ayaklarını denize doğru salmışlar ve çekirdek kabuklarını-mutlaka denize de- boca etmişler. Karşı taraftan bir müzik çalıyor.  Berkant’ın bidevamı +

Bayramlar, Bayramlar...

“Bazı bayram günlerini  doğduğum kasabada geçirmek isterim.  Kurban bayramından 1 gün sonra kasabanın kasaplarının önüde kıyma çektirmek isteyenler kuyruk oluyorlar.  Vatandaş “kurban” niyetine kestiği hayvanın etini sair günlerde tüketmek amacıyla kıyma yaptırıyor.  Böyle kurbanlıdevamı +

Damatlık Devletler

Kapitalist sistemin kanun/kural tanımayan yönetim anlayışıyla birebir örtüşüyor, fıkramız. Kapitalistin biri muhasebe ofisi için mülakat yapıyormuş. -İki kere iki kaç eder? -Dört, efendim. -Buyrun, çıkın. Bu minval devam ederken, sıra Yahudi’ye gelmiş.  Aynı soru ona da yöneltilmiş: -İki keredevamı +

Halkımız Tartışıyor !

Didim Devlet Hastahanesi Göz Polikliniği önünde muayene için bekleşiyoruz.  Gözler kapının üstündeki ekranda.  Ekranda çağrılı belirir belirmez-çağrılan olsun olmasın- birkaç hasta kapıdan içeri girme itiş kakışında.  Sırası gelmişken, halkımız şu sıra meselesine alışamadı gitti; sdevamı +

İmam Hatip Seferberliği

ODA TV’nin ha­be­ri­ne göre; va­kıf­lar, der­nek­ler, “ha­yır­se­ver­ler” se­fer­ber ol­muş­lar, İmam Hatip li­se­li­le­rin üni­ver­si­te­ye gi­riş­te ba­şa­rı­lı ol­ma­la­rı için ko­or­di­ne­li bir ça­lış­ma baş­lat­mış­lar. Ha­ber­de; seç­kin İmam Ha­tip­ler idevamı +

Mandacı Siyaset

Klişe sözler vardır, pratikte geçerliliği olmayan; günü kurtarmak için birebir. Eski bir dostunuzla karşılaşmışsınız, köprülerin altından çok sular akmıştır.  Kısa bir hoşbeşten sonra sıkıntılı bir beklemeyi hoşlukla (!) sona erdirmek istediğinizde işte o klişe sözlerden biri imdadınıza yetdevamı +

Sıcaklar Başladı

Temmuz sıcağı bastırdı.  Artık yazılarımı atlet biçimi tşört giyimli yazıyorum.  Zemin terasın önündeki bahçemde serçe çığlıkları, arada bir yansıyan bir çocuk sesi ve karşı caddeden geçen araba homurtuları, işleyen bir makinanın  ritimli sesleri gibi kulağımda çınlıyor.  Bilmdevamı +

El Mecbur

AKP iktidarı içte ötekileştirme, dışta gerilim siyasetini sürdürüyor. Son olarak ABD ile S-400 meselesi “yarım asırlık stratejik müttefikimiz” ile ilişkilerimizi iyice germiş durumda.  Kolay manevra değil; 60 yıllık NATO üyesi Türkiye yönünü soğuk iklime çevirmeye hazırlanıyor.  Bu bağlamddevamı +

Neticeye Bak

Ülkemizde darbeler tarihine kuş bakışı göz attığımızda; darbelerin neticesi ilgiçtir, ibretliktir.  Sonuçta kaybeden ulusal tabakalar, kazanan emperyalizm ve işbirlikçileridir. 27 Mayıs dışında... 12 Mart; 27 Mayıs’ın getirdiği hak ve özgürlükleri silindir gibi çiğnemiştir.  İşsizlik ve hadevamı +

Batı ve Biz

Gurbetçi/Alamancı dostlarla, henüz yankıları dinmeyen İstanbul seçimlerini konuşuyoruz.  Daha önce de birçoklarınca dillendirilen bir kaygılarını ortaya sürdüler; “Bizde seçim olunca kıyamet kopuyor, oysa ki Almanya’da seçimi ya televizyondan ya da bilbordlara yapıştırılmış tanıtım ilanlarından devamı +

Vicdanlar Tatilde

2 Temmuz Bir kaç emekli ahbapla sobetteyiz.  Ana konu Madımak Katliamı ve bir gün sonra açıklanacak enflasyon rakamı. Enflasyon rakamı önemli, maaşlara yapılacak zamda belirleyici olacak.  Hepimiz bu konuda karamsarız; ekonominin başındakiler ne yapıp edecek düşük bir zammı burnumuzun dibine dayatacakdevamı +

Bile Bile Lades

Çoğu kez sorulur: -Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkeler neden geri kalmıştır? -İslam ülkelerinin ahalisi neden mutsuz ve perişan? Dosdoğru sorulabilir: -2 Temmuz ‘da onlarca insanın bir otelde güpegündüz, tüm ülkenin gözü önünde İslam ülkesinden başka nerede yakıldığı görülmüştür? Üldevamı +

Sonlanmayan tartışma

-Nasılsın  Hocam? -İstanbul Seçiminden sonra biraz daha iyiyim. -Ben o kadar iyi değilim. -Neden? -Biz hep iki çataldan birine mi oturmak zorundayız? Örgütlü sol kesimin çalışkan, inanmış bir neferiyle aramızda geçen bu konuşma, evveliyatı olan ve bir türlü fikir birliğine ulaşılamayan bir meseleyedevamı +

Rahat bir nefes

23 Haziran akşamı Türkiye derin bir “ohh!” çekti. Nicedir böylesi bir kazanıma, özgüvene susamıştı. Daha önceleri hep karamsarlık, hep hayal kırıklığı... Seçim öncesi “yola devam” diyerek üstünlük psikolojisi başlatılır, sandık başında; “atılan değil, sayılan oy önemlidir” yaklaşımdevamı +

Bugünden başlayarak Anadolu, İstanbul’a akın ediyor. Didim-Kuşadası’ndan Sivas’a , oradan taa Kars’a kadar yazlıkçılar, bakım/üretim için memleketine dönen kimler varsa kısa süreliğine; İstanbul seçimlerinde oyunu kullanmak amacıyla İstanbul’a dönüyor. Şimdiye dek hiç böyle bir irade yaşanmaddevamı +

fotoğraf kazandı

İmamoğlu-Yıldırım ortak yayınından akıllarda kalacak olan aile fotoğrafı olacak.  Çünkü konuşulacak olanların tümü daha önce tekrarlana tekrarlana ezberlenmiş durumda.  “Tartışma”dan geriye kalacak olan da doğal olarak bir ilk anlamında aile resmi olacaktır. Öyleyse bu ortak yayın niçin yapdevamı +

Model

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği gibi süper bir gücün bir asır bile geçmeden dağılacağını düşünebilir miydiniz? Dağıldı, işte. Kendi modelini yaratamadı da, ondan. Dağılma sürecinin başlangıcında bir yakınım ülkeye akraba ziyareti nedeniyle gitmiş.  Bir ara bir pamuk tarlasına yolları ddevamı +

Nafile tartişmalar

İma­moğ­lu-Yıl­dı­rım ara­sın­da ge­çecek tar­tış­ma prog­ra­mı üze­rin­de yo­ğun­luk, tv otu­ru­mun­dan sonra da sü­re­cek­tir. Pazar günü ger­çek­leş­me­si bek­le­nen prog­ram her­ke­sin di­lin­de. Ger­çek­te or­ta­da merak edi­lecek; iki rakip ara­sın­da­ki söz dü­eldevamı +

Akla ziyan

Bir bankanın gişesindeyim.  Yanda gişedeki müşterinin sözlerine ister istemez tanık oluyorum.  “600 Lıra” diyor, “İmamoğlu’nun hesabına”.  Gayri ihtiyari dönüyorum, göz göze geliyoruz.  Daha bir şey söylemeden o, ardı ardına öfkesini kusuyor: -Adamın hakkını yediler, bir de oyladevamı +

Herkese yeter

Bir mermer parçası ve bir toprak çanak. Bahçemin orta yerinde ve birbirine yakın. Bilmem kaç yıl oldu, elimizden geldiğince her gün birine suya batırılmış ekmek koyar, diğerinin suyunu tazeleriz.  Serçeler, kumrular, alaca kargalar, kara kuşlar, kediler ve hatta kirpiler onlara ulaşır, fırsatları ölçüsdevamı +

Etiket

Liberal, neo-liberal, sosyaldemokrat, sosyalist, fetöcü, PKK’li, faşist, milliyetçi, komünist, muhafazakâr, solcu, sağcı, Atatürkçü,... Ne çok etiketimiz var, her bir yurttaşın yakasına birini takmışız; o etikete göre tanımlıyoruz. İnsan hakkında hemencecik bir “fikir” oluşur, kafamızda.  Ona tdevamı +

Yüz çiçek açsın

İster beğenin ister beğenmeyin, Avrupalı herhangi bir konuda söylenenleri akıl terazisine vurur ve ona göre tavrını belirler.     Örneğin, iptal edilen İstanbul seçimleri konusunda biz, ciddi ciddi tartışırken, Batı medyasında çıkan görüşler iptal kararı için “komedi-gülünç” tabirinde devamı +

Halkın rüzgarı

Bir sü­re­den be­ri­dir İstan­bul’da Ekrem İma­moğ­lu’yla bir­lik­te bir rüz­gar es­mek­te­dir. Bu rüz­gar; si­ya­si fark­lı­lık­la­rı bir ke­na­ra ite­rek her ke­sim­den in­sa­nı ar­ka­sı­na ala­rak ve de al­ma­ya devam ede­rek şid­de­ti­ni ar­tır­mak­ta­dır.Me­se­le birdevamı +

Halkın rüzgarı

Bir süreden beridir İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’yla birlikte bir rüzgar esmektedir.  Bu rüzgar; siyasi farklılıkları bir kenara iterek her kesimden insanı arkasına alarak ve de almaya devam ederek şiddetini artırmaktadır. Mesele bir İmamoğlu, bir CHP, bir şu bir bu meselesi olaktan çıkıp, “kara düzendevamı +

Solda bir tartışma

Tartışmaya en son Soner Yalçın katıldı. Suriye’nin kuzeyine yapılan askeri harekâtlarla birlikte AKP iktidarının ve genel başkanının ABD emperyalizmine karşı mücadele ettiği; bu aşamada ulusça destek olmak gerektiği bazı sol çevrelerde yazılıp çizilmeye başlanmıştı.  Son olarak düşüncelerine devamı +

En tehlikelisi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişimi esnasında bildik manzaraları izledik. Yine saldırganlara ‘yumuşak’ davranıldı. Yine onların “mesajları”, “tepkileri” anlayışla karşılandı. Yine olay soğumaya yüz tuttuğunda saldırıya uğrayanlar neredeyse suçlu sandalyesine otdevamı +

Binbirsürat

Siyasete güven kalmadı, siyasetçiye hele hiç. İstisnalar oluyor , doğal olarak, ancak o gibiler binbir entrikayla örülmüş günümüz siyaset ortamının acımasız çarkları arasında kısa sürede parçalanıp yok oluyorlar. Anımsadığım; Süleyman Demirel’in bir sözüyle gün yüzü gördü, yalan siyaset: “devamı +

Putlar yıkılıyor

Ço­cuk­luk gün­le­rim­de Otay (Iğdır yö­re­sin­de Aras’ın öte ya­ka­sı­na ve­ri­len ad)’dan mu­ha­cir gel­miş bü­yük­le­ri­miz­den “ba­şe­vik”-“bol­şe­vik” söy­le­mi- la­fı­nı çok du­yar­dım. Merak ettim, o gün­ler­de köy en­tel­lek­tü­ele­rin­den, sözü din­devamı +

Putlar yıkılıyor

Çocukluk günlerimde Otay (Iğdır yöresinde Aras’ın öte yakasına verilen ad)’dan muhacir gelmiş büyüklerimizden “başevik”-“bolşevik” söylemi- lafını çok duyardım.  Merak ettim, o günlerde köy entellektüelerinden, sözü dinlenen Ahmet Amca’ya ne demek olduğunu sordum.  Ahmet Amca, ‘başdevamı +

Kimin hukuku?

Sanal sayfalarımda yeri geldiğinde hep yazmışımdır,hukuk da; siyaset gibi, ordu gibi bir devletin üst yapı kurumudur.  Devletlerin asıl yapıları ekonomi üzerine temellenmiştir.  Başka bir söylemle, devleti yöneten egemen sınıf- “egemen sınıf”tabiri hep göz ardı edilir-kendi erki doğrultusunda yadevamı +

Düşüşün başlangıcı

AKP’de düşüş seçim öncesinden beri bekleniyordu.  Hayat pahalılığı nedeniyle ahali burnundan soluyordu.  Beklenen oldu- “yine kazandık” tesellisi bir yana- ülkenin kalbi olarak nitelendirilen merkezler muhalefetin yönetimine geçti. İktidar partisinin ve liderinin gözden düşmeye başlamasının birdevamı +

İyi seyirler !

Dünya Tiyatrolar Günü haftasındayız. Yerel seçimin gürültüsü arasında tiyatro sanatçılarının sesi kaybolup gitti.  Oysa seçimler gidici sanat kalıcıdır, hep insanla beraber.   12 Eylül günleri... Bir beldede “sürgün öğretmen”im.  Bir gün İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden çağdevamı +

Seçim Broşürleri

Renk renk, tomar tomar... Her ebatta, boy boy... Özenle hazırlanmış, hiçbir ayrıntı atlanmamış. Ve de milyonlar milyonlar harcanmış. Seçim broşürleri her seçimde siyasi partilerin ve adayların olmazsa olmazı.  Adaylar onlarla görücüye çıkıyorlar, “Alanda ben de varım” demeye getiriyorlar.  devamı +

Aldırma Gönül

Beyaz camda yanık bir ses “Aldırma Gönül” türküsünü söylüyor.  70’li yıllar devrimci gençliğinin dilinden düşürmediği  ve günümüze değin güncelliğini yitirmeyen türkünün sözleri  tanınmış yazar-şair Sabahattin Ali’ye ait.  Şair, şiiri “Hapishane Şiirleri V” adıyla Sdevamı +

Garip bir olay!

Mahalleli “Hızır” adını takmış. Birileri para dolu zarfları, mahallenin yoksul evlerine dağıtıyorlarmış.  Dağıtanın adı sanı belli değil, iş adamı olduğu söylentisi var. Dağıtım işi İstanbul’un bir semtinde başlamış, şimdilerde başka bir semtinde devam ediyormuş. Dağıtanın hangi kasdevamı +