Selma Erdal

Tüm Yazıları


Güncel Sorunlar ve Sorular

  • 27 Ekim 2020 Salı


Demokrasi kavramı ilkçağlarda Atina topraklarında doğmuş olsa da, ÖNASYA olarak da bilinen Anadolu topraklarında büyümüş gelişmiş ama çağımızda yine bu topraklarda can verecek gibi... Buna karşın tüm dünyaya kan kustursa da ülkesinde demokrasiyi yaşatmasını bilen Amerika; yeni başkanını seçmek için kollarını çoktan sıvamış bile... Yaklaşık 45 milyon Amerikalı 25 Ekim 2020 günü oyunu kullanmış ve önümüzdeki 10 günlük süreç içinde oy kullanma işlemi sürecekmiş. Seçimlere ilişkin öngörülere, eğilimlere, değerlendirmelere göre; Trump gidiciymiş, sayılı günleri kalmış, tüm dünyadaki dostları hüzünleniyormuş ve şimdiden kaygılanıyormuş o giderse ne olacak bizim hallerimiz diye... Çünkü 2009'dan 2017 yılına değin Amerikan Başkan Yardımcılığı görevinde olan Demokrat Partili Başkan Adayı Avukat Jo Biden; gümbür, gümbür geliyormuş BEYAZSARAY'a... Geldiğinde renkli, ak ya da kara saraylarda yaşayan her kim varsa onlarla dost mu olacağı yoksa Trump'ı yolcu ederken, dostlarını da, postlarını da al götür mü diyeceği merak konusu oluyormuş.
Kuşkusuz Amerikan Başkanlığı'na Cumhuriyetçi Trump gidip, Demokrat Biden gelse de ve tüm dünyada güçlü orduların siyasal düzene karışmasını anti-demokratik olarak değerlendirse de Amerikan Devleti; ordusunun merkezi Pentagon'un biçimlendirdiği Amerikan Dış Siyaseti kesinlikle değişmez, asla değişmez bilindiği gibi... Nasıl ki Demokrat Obama ve ondan önce Clinton dönemlerinde de değişmediği gibi, dolayısıyla hangi partinin adayı Amerikan Başkanı olsa da, dünya efendiliğine soyunmuş bu devlet; her an, her ülkeye demokrasi getirebilir askerlerinin postalları eşliğinde... Dolayısıyla Demokrat Parti'nin iktidara gelişiyle dünyalılar birazcık soluk alır gibi olup, elbette bazılarını soluğu kesilecek gibi olsa da... Dünya genelinde Amerika bildiğini okumaya başlar Demokrat Partili Başkanı döneminde de... Sonuç olarak Dolar'ın yükselişi inişe geçmez, bizde düzen değişmez; sakın ola ki kaygılanmasın hiç bir enişte... Üstelik tüm ülke genelinde gösteri ve toplantı özgürlüklerine kısıtlama getirilmişken, Özgür Suriye Ordusu gençleri hiç bir engele takılmadan İzmir'de boy gösterirken (belki de belli bir kesime gözdağı verirken) bir resmigeçitte... Neden kimsecikler hiç bir söz söylemez?... Ama... Bir Trump gider, bir Biden gelir; onunla da tanış olunur, onunla da dost olunur. Ne başkanlar, ne şaşkınlar gördü ve sağ oldukça da görecektir tüm dünya ile birlikte yaşadığımız bu ülke de...
Yine de biz odaklanalım şu sorunun yanıtına...
Özgür Suriye Ordusu taifesi Izmir''de neden yürür?
Aydınlık halkımıza, karanlık bir bakış atmak için mi?
Ortalığı karıştırmak, provake etmek için mi?
Neden?... Neden acaba ?...


Amerikan başkanlık seçimleri şöyle dursun oracıkta, biz bakalım neler oluyor buracıkta ?...

Bilindiği gibi 26 Ekim 2020 günü bir ABD Doları 8.0738 Türk Lirası karşılığında kendimi veririm Türk halkına dedi. Her gün gelen zamlarla, denizde vurgun yemiş dalgıçlardan beter olan Ak Ümmet bile feryad etmeye başladı "eve ekmek götüremiyoruz" diye, karşılığında bir torba keyif çayı ile ödüllendirildi. Demleyip çayını afiyetle içsin, şükretsin ki durumuna kimsecikler ona "Ananı da al git" demedi.
Ama Dünyanın 20 Ekonomisi içinde olanlar; Türk Lirası'nı ABD Doları karşısında değersizleştirenleri çağıramayacaklar bu gidişle G20'ler ailesinin içine ve de poz verdirmeyecekler aile fotoğrafı çekimlerinde, çünkü yeni gözdeleri Tayvan... Elin ağzı torba değil ki büzesin, konuşuyorlar işte kıskançlıklarından...

Bu arada Kızılay'ın kan bağışı kampanyasına koşarak gidiyormuş kimileri ve kendini bilmez birileri de bir teneke yağa kanlarını satıyor diye eleştiriyormuş. Üstelik yağlar Suriye malı imiş.
Neden düşünmüyorlar ki bulgur, makarna yağsız pişirilmez a benim güzellerim!...


Suriye demişken Araplar'ın Türk Malları'na yönelik boykotları geliyor aklıma... Derse ki birileri boykot Saudi Arabia'da, Suriye ne ilgi, ne alaka?... E ne yapalım kardeşler; her ikisi de Arap değiller mi sonuçta?...
İşte onların boykotuna karşılık; kana, kan intikam değil elbette ama bir başka boykot buyruğu da bizdeki Arap sevdalılarından geliyor. Ama boykot kimlerin mallarına yönelik olmalıymış, işte bu çok ilginç !...
Fransız mallarını boykot edin diyor güçlü tek ses...
Dolayısıyla...
Birileri Macron'a saydırıp, Fransız mallarını boykot edin dedikçe, aklıma Bebek'deki o ünlü pastanenin macaronları düşüyor.

Ayrıca...
Arapların hamisi Ingiltere ve Amerika iken yoksa yeni abisi Fransa mı sorusu da aklıma geliyor.
Neden Araplar Türk mallarını boykot ediyor diye, biz Fransız mallarını boykot edecek mişiz ki?...
Ama bu çok anlamsız bir soru diyorum ve "delete" ediyorum bu soruyu.
Ve hemen başka düşüncelere dalıyorum.

Kısasa, kısas mantığıyla boykot Arap mallarına olması gerekirken, neden Fransız mallarına, çünkü...
Çünkü Macron; İslam düşmanlığı yaparak, Araplar'ın canını sıktı, onların Fransız mallarını boykot kararı karşısında da kurnazlık yaparak bir kaç Arapça gönül alma paylaşımları yaptı sanal ortamda... Ama "kraldan çok, kralcı" olanlar Araplar'a "Neden Türk mallarına boykot uyguluyorsunuz?" sorusunu sormak yerine, belli ki onlara destek vermek amacıyla Fransız mallarına boykot buyruğu verdiler.Ne diyelim Arap saçı gibi karmakarışık işler, ilişkiler...

Ne diyelim?...

Ne zaman Türkün aklına kavuşup da sorunların üstesinden gelecek Türkiye Cumhuriyeti Devleti?... Özellikle de Cumhuriyetimiz'in yeni bir yaşının daha kutlandığı şu günlerde daha da merak eder oldum bu sorunun yanıtını ???