Selma Erdal

Tüm Yazıları


Gözümüzden Kaçmayanlar

  • 13 Eylül 2018 Perşembe


Dünya'nın üzerinde yaşayanların bir bölümü; talancı, yalancı, dolancı ve hep "Rab bana, hep bana" bencili olsa da... Kuşkusuz diğer bölümü; "koruyalım onu, yarını düşünelim, bizden sonraki nesillere de kalsın yaşanabilir bir Doğa,yoksa tezden görürüz ölümü" diyen duyarlı insanlardan oluşuyor hiç kuşkusuz.İşte Dünya, Doğa için kaygılanan, duyarlı insanlar; 1971 yılında, İran'ın Ramsar kentinde,2 Şubat gününde, sulak alanların korunmasını ve sürdürülebilir kullanımını sağlamayı amaçlayan bir sözleşme imzalamışlar. Elbette ki bu sözleşmeye ülkemiz de imzayı basmış; sulak alanları koruyacağım diyerek, örneğin Didim'le, Milas ilçeleri arasındaki Bafa Gölü'nün kıyısına da "RAMSAR SÖZLEŞMESİ bağlamında BAFA GÖLÜ koruma altına alınmışdır" yazılı bir tabela asmış. Dosta da, düşmana da duyurmuş; göl ve çevresinin korunacağına,doğal yapısına dokunulmayacağına ilişkin kararını...Bizim toplumumuzda söz bir, dönmek iki...Sulak alanları korumak mı?...Ama ne gezer?...Bafa gölü çevresinde; emlakçılar gezer, yap-satçılar gezer...Para hırsı, doyumsuzluk, aç gözlülük; tüm yasaları, verilen sözleri ezer.Gölün çevresinde arazi satışlarını durdurabilene, emlakçıların toprak satışını engelleyebilene aşk olsun...Olsa da gölün kıyısında "sulak alanlar korunacakdır" yazılı koskocaman tabela ve yaşama geçirilmiş olsa da tüm Dünya'da bu koruma andının sözleşmesi RAMSAR...Ne yazık ki ülkemizde Doğa dostları çok karamsar...Çünkü ne sözleşmeye uyan, ne de sözleşme uygulanıyor mu diye Göl çevresini koruyup, kollayan etkili-yetkili-resmi görevli, hiç kimsecikler yok. Ne var?...Emlakçı tabelaları var...Bir de ne var?... Yapılacak inşaatlara beton üretecek bir tesis var...Emlakçı tabelalarının toprağa çakılmasının ardından, hemen konuşlanmış yolun kıyısına yakın...Doğa dostları kıvrana dursun; aman ne olur Doğa'yı ve özellikle de sulak alanları özenle sakın diye... Her şey boşuna...Nasıl ki yapılaşma uğruna ekilecek bir karış toprak bırakmadılar, bu gidişle ülkede içilecek su bulmak bile hiç kolay olmayacak...Kalmayınca da bakalım insan türü nelerle beslenecek?... Uzakdoğulular gibi açlığını bastırmak için ne bulursa yoksa onları mı yiyecek?...Örneğin Japonlar gibi...
Bursa'da Haziran-Temmuz ayları Bursa'da ipekböceği dönemidir. Kozayı ören böcek, kozayı delmeden önce, kaynak sularda haşlanır, üzerindeki ipek alınır ve içindeki haşlanmış böcekler de tavuklara yem diye verilir. İşte bu aylarda haşlanmış böcekleri yiyen tavukların yumurtası kokar ve biz de Haziran-Temmuz ve hatta Ağustos aylarında hiç yumurta yemezdik; böceğin tadı ve kokusu sindiği için yumurtalara...Oysa Japonya'da, ipekböceğinin anayurdu Japonya'da; bu böcekleri haşlayıp, kağıt bardaklarda sokaklarda satıyorlar atıştırmalık niyetine...Bizim ülkemizde halk sokaklarda satılan haşlanmış mısır tanelerini nasıl keyifle dolduyorsa midesine, bu GDO'lu mudur, nedir diye hiç düşünmeden, tüketiyorsa iştahla...İşte Japonlar da bu böcekleri benzeri bir iştahla tüketiyorlar.Yokluk böyle bir şey ne yazık ki...Tokluk için neler yediriyor insana...Tokluk demişken; bugünlerde et yemeğe sakınıyoruz, et bize dert getirecek diye korkuyoruz.Bu korkunun etkisiyle ansızın düşüveriyor usuma; bir kaç yıl öncesinin Başbakanı Davutoğlu ve zevcesi Sare...Üstelik de bu nisa, Tıp Fakültesi'nde okumuş bir hekim...Ama cehalet olmuş bünyesine hakim...Der dururdu ya çocuklarınızı aşılattırmayın... Oysa bugünlerde "kamu spotu" etiketli duyurular yapılıyor televizyonlarda "hayvanlarınızı mutlaka aşılattırın" içerikli, elbette ki bu aşılattırma duyuruları yapılıyor şarbon korkusuyla...Hay kulakların çınlasın emi Davutoğlu Sare hekim; aşılattırmayın diyerek,halkın çocuklarını telef mi ettirecekdin?...Neyse ki refikinle birlikte çekip, gitdin kamusal alandan...Kurtuldu bebeler çağdışı telkinlerinden...Herkese geçmiş olsun...Bu ülkede kaygımız yalnızca açlık-susuzluk üzerine değil ki...Sanki bu gidişle; yapılaşma doyumsuzluğu nedeniyle, yürüyecek yol bile bulamacağız...Kaldırımlara park eden araçlardan sonra, yol sandığımız alanlara da sanki dönüştürülmekde "yapılaşma uğruna" arsalara...İşte bu bağlamda usuma düşen bir soru var Didim sokaklarından birisine ilişkin; acaba kime sorsak?...Henüz koltukda oturmakda olan Belediye Başkanı'na mı?...Yoksa bu koltuğu kapmak için yerel seçimlerde yarışacak yakışıklılara mı?...Sorumuz Hisar Mahallesi kapsama alanındaki 2254 sayılı sokakla ilgili...Çünkü sokağın durumu; birazcık merak konusu...Neden mi?...Sokağın bir köşesine açıldı haşmetli BİM...Sokağın diğer köşesindeki evin duvarında da yazılı sokağın adı; 2254. Sokak...Ama bu sokak BİM açılmadan öncesine kadar; Adnan Menderes Bulvarı'na çıkardı. Oysa şimdilerde birisi bu alanı iki karış yüksekliğinde duvarla çevirmiş; sokak yola çıkamıyor. Yalnızca 2 metrelik bir kaldırılm kalmış.Acaba yol sandığımız bu alanı;neden çevirmiş ve acaba bu çevirmeyi yapan da kim?...Çünkü yanında olunca BİM...İnsan soramadan duramıyor.Bu sokak daha düne kadar kamusal alan olarak yol değil miydi?...Şimdi neden yolla buluşmuyor?...Burası neden kapalı, burası ne yapılmak üzere planlanacak?...Yoksa birileri yesin diye mi altın tabakda pilavlanacak?...Eğer burası kamusal alan olarak yol değilse; neden BİM'in karşındaki yapının duvarında 2254. Sokak tabelası yazıyor?... Yol yapım çalışmalarında o yolun yapılması sırasında, o alana neden dokunulmadığını acaba Didimli'ye kimler açıklayacak?...O alan daha öncesinde de imar planında yapılaşmaya açılmış bir arsa mıydı?...Yoksa yol olarak kamusal alan kapsamında mıydı?... Yoksa yol olarak vardı da, sonradan mı birileri istedi diye plan değişikliği yapılıp arsaya mı dönüştürüldü?...Kimin, kimseden haberi yok...Soru sorsan, bilgi veren yok...Belki de neler olup bitdiğini; gerçekden de bilen birileri yok... Açıklık yok...Yerel demokrasi yok...Ne var?...Yalnızca günden güne; talan edilen, bozulan, yapılaşma uğruna doğal güzelliklerini, yaşanabilirlik özelliklerini yitiren bir Didim var...Sözüm ona Didim'in yerel yönetimi; AKP'yi anti-demokratik uygulamaları için eleştiren CHP'nin elinde...Hani şu aydınlığın, çağdaşlığın, demokratlığın ve her şeyden önce halkın partisi geçinen CHP'nin elinde...Şu bir avuç toprağı olan Didim'de; yerel yönetimdeyken bunları yapanlar, hani oldu ya hasbel kader ülke genelinde geçseydiler yönetime...Acaba ne talanlar yaşanırdı "müteahhitlerin partisi" YENİ CHP uygulamalarıyla?... Sormadan duramıyor insan...