Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Görmezden gelinenler

  • 20 Kasım 2019 Çarşamba


Görmek, insana özgü önemli bir olgudur. Burada vurgulanmak istenen sadece göz algısı değil; göz algısının beyinsel işlevlerle birleştirilmesidir. Analizlerin ve sentezlerin yapıldığı bu algı, insani değerlerle görebilenlere özgüdür. Bu değerlendirme varlık sürdürme olgusunu denkleme dâhil ettiğinde, tüm varlıkları dikkate alan bir değerlendirme ve çıkarsamalarda bulunma gerekliliğini de vurgular.
Yaşam algısı ve toplumsal olaylar insanları isyan etmeleri gereken şeylere alıştırdığı için, insanlar görmezden gelme kolaycılığına saparlar. Bu kolaycılığa kaçışın odağında; haksızlıklar, hukuksuzluklar, yalanlar, aldatmalar, çalmalar gibi olumsuz şeyler var. Bu kolaycılığa kaçışı, mantıksal tutarlılığı olmayan bir atasözüyle temellendirmeye çalışırlar; “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın(!)” Aslında dokunma olgusunun objesi yılanın(kötülükler üreten şeyler) varlığıdır. Yılanların üremesine neden olan iklim, görmezden gelmeler ile başlamaktadır. Örneğin; yoksulu görenlerin, ülke yönetimini de görmesi gerekir. Bunun için düşünmeye yol açan sorular sorulmalı; neden, niçin, nasıl, niye vb. Bu sorulara verilebilecek yanıtlarla birlikte, çözümlerde üretilmelidir.
Ülkenin tüm varlıkları, ülkenin bütün insanlarına aittir. Varlıkların bilinçli sahipleri her koşulda onlara sahip çıkmaları gerektiğini de bilirler. Bu kapsamda, tüm varlıklarda tüyü bitmedik yetimlerin hakkı olduğu gerçeğinin de farkındadırlar. Tüm ulusa ve bu ulusun gelecekteki bireylerine ait olan şeyler, ne ad altında olursa olsun elden çıkarılmamalıdır. Geleceği bilinçli olarak görmek bunu gerektirir.
Seçim kazanmış olmak, her şey için yetki alındığı anlamına gelmez. Her tekil olay, kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Yapılan şeylerin büyük bölümünün ülke yararına olduğunu söylemek mümkün değildir. Halk ve ülke yararından çok, egemenlerin(iç ve dış) yararına olduğu görülmektedir. Yönetenlerin siyasi tercihleri genellikle çoğunluğu oluşturan emekçiler yararına olmaz. Yol, köprü, hava alanı ve şehir hasta haneleri; farklı ad ve yöntemlerle, bize ait olan kaynaklardan yapılmasına karşın, onlardan yararlanmak için para ödemek akılcı ve tutarlı gözükmemektedir. Üstelik bu bağımlı ödemeler(güvenceler nedeniyle); çocuklarımızı, hatta torunlarımızı bile borçlu hale getirmektedirler. Torunlarımızın dahi katılmaları olanaksız olan ve kendilerini bağlayan kararları onaylamaları mümkün olamaz. Onlar adına bu türden kararlar almaya ne seçilmişlerin, ne de atanmışların hakkı yoktur!
Ülke ve halk yararına olmayan bu değer aktarma projeleri için saptanan değerler gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Bu nedenle bütçeden haksız ödemeler yapılmaktadır. Bu haksızlıklara neden olan karar verici yetkililerden hesap sorularak, ülke zararı, onların varlıklarından karşılanmalıdır. Ayrıca gerçeğe aykırı olan güvenceler yeniden gözden geçirilerek sözleşmeler yenilenmelidir.
Halktan alınan yetkiler halk yararına kullanılmamış ise ve hatta bilerek veya bilmeden halk zararına kullanılmış ise, mutlaka halk adına hesap sorulmalıdır.
Tank-palet fabrikası bu ülkenin öz malıdır ve tüm bireylerin hakkı olan bir üretim birimidir. Bu fabrika stratejik açıdan mutlaka bize ait olan kurumlarca yönetilmelidir. Ordumuzun gözbebeği olan bu fabrika hangi nedenle kimlere niçin ve ne karşılığında verildi?
Tercih, doğal olarak olması gerekenle çakıştığı zaman anlamlı ve tutarlı olabilir. Böyle bir konuda takdir hakkından söz etmek mümkün değildir!
Sorun algılanmıyor ise, çözüm için bir çaba olmaz. Bu nedenle olay ve olguları gerçek anlamıyla görmek gerekir.