Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Gökyüzünü görüyor musun Abidin!

  • 08 Mayıs 2019 Çarşamba


Geçen sene Ege’ye yanıma gelen torunum ile bahçede oynarken, birden gökyüzüne bakarak, “Dedeciğim sizin gök ne kadar maviymiş. Resim yaparken ben bunun gibi boyayacağım” dediği kulaklarımda çınlıyor. Eh haklı da yani. Çocuk nereden görsün İstanbul’da gökyüzünü. Hatta bir İstanbul seyahatinde çocuklara eşim takılmıştı ve gülüşmüştük. “Burada gökyüzünü görmek için hep yukarıya bakmak lazım.” Fazlasıyla haklı.

Önceden fazla değil bundan yirmi sene kadar geriye gidersek, kafamızı öyle kaldırmaya gerek duymadan gökyüzünü görebiliyorduk. Vallahi ne yalan söyleyeyim, martılar bizlerden bu konuda çok daha şanslılar. Gemilerden aç karınlarını doyuracak simit ve çörek geliyor. Mis gibi bir hava iyot kokuyor. Her gün denizin üzerindeler. Bu nedenle zaten guatr hastalığına yakalanma şansları hiç yok. Yemeklerini yiyorlar para ödemiyorlar. İşleri bitince bol güneş tepelerinde. Hatta ulaşım sıkıntıları hiç yok. Bir vakit Kadıköy, canı istediğinde Karaköy, Eminönü. Ne para ne pul. Bazen insanın canı çekmiyor değil yani.
Sayın Cumhurbaşkanı geçenlerde partisinin kampında bu konuya endirekt yoldan vurgu yaptığını duyduk. AKP’li belediyeler ve inşaatla ilgili olan birimlere verdiği talimatla, yatay mimari yapılması konusunda sözlerini sarf etmiştir. Olması gereken bu değil miydi zaten. Fakat önceki yıllara bakıldığında, İstanbul’da gökyüzünü görmek artık mümkün olmadığı görülüyor. Gökyüzünü gören boş yerler var mı diye düşününce, İstanbul’un Anadolu tarafından girişi ile, Trakya’ya olan kısım henüz gökyüzünü rahatça görüyor. Büyük görkemli binalarda oturanlar ise aşağıya bakma yetenekleri daha gelişmiş durumdalar. Küçükken bana ağabeylerim takılırdı fakat pek anlamazdım. “Sağdan git cüzdan bulursun. Yarısı benim.” Ben de hep yere bakmayı uzun zamanlar adet edinmiştim. Ne olur ne olmaz diye. Ne bileceksin ki, gökyüzüne hasret kalacağımızı.
Beni üzen gökyüzüne bakma olgusu değil aslında. Haksızlıklar içime sinmiyor. İnsanların nefes alabilecekleri yerler yüksek binalara, plazalara, iş merkezlerine terk edilerek gökyüzü karartılmış. Büyümekte olan nüfusa göre bunlar yükselecek ama birilerine peşkeş çekilerek değil. Şu anda yükselen bu yükseltilerin sahipleri acaba bunları yaparken ne gibi vaatlerde bulunmuşlardı. Ben yanarım da ona yanarım.