Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Göç verip göç alan ülke olduk

  • 25 Kasım 2018 Pazar


Beyin göçü hızıyla devam ediyor. Bazıları şimdi beyin göçünün ne anlama geldiğini bilmediğinden, elimizde bulunan inek ve öküzlerin kesilen başlarının göç etmesi olarak algılayacaklar. Bundan eminim. Fakat, bu dediklerinin olabilmesi için de zaten büyük baş hayvan üretiminin artması gerekiyor.

Beyin göçü denilince akla ilk gelen, üniversitelerimizde başarıyla mezun olan beyinlerin, iş bulamaması, ucuza çalıştırılması, bilim ve teknolojiden gerekli dersi vermemek sonucunda, başka gelişmiş ülkelere kabul edilen akıllı beyinlerin göçüdür. Bizde var mı evet hem de çok sayıda. Ne yapıyoruz bunları deyince ilk akla gelen, bu beyinleri Harvard üniversitesine ve başka üniversitelere yollayarak, başımızdan savıyoruz.
Şimdiki hükümet sakın alınmasın. Sadece onları kastetmiyorum. Hani bazı siyasiler kızarak, Cumhurbaşkanına yaranmak için çektikleri yağın içeriğinde bulunan hep CHP berbat etti konusu da aslında burada saklı. CHP ne zaman iktidara geldi ki bunları söylüyorlar. 1950’li yıllardan beri memleketi yöneten sağ cenap, yıllardır ülkeyi bu hale getirmiştir. Sol kanatın birkaç yılın dışında iktidar olamadığı konusunu cümle alem biliyor. Yani bu ülkenin kaderini bu güne kadar sağ fikirler çekmiştir. Şimdi ise görüşlerine merkez sağın oylarını da almayı başaran AKP’nin çalışmaları içindedir.
Gelelim günümüze. Günümüzde de bu tür beyin göçleri yaşanıyor. Henüz genç yaşta kendisini bilime adamış olan çocuklarımız, ülkemizin bilim ve teknolojisi ile ilgili kurumu, böyle bir şey olmaz diyerek, bilimsel alanda başarılı olan öğrencilere çelme takıp onların Harvard üniversitesine kaçmalarını sağlıyor. Madem bu kadar önemli konu değildi neden bu üniversite bunları ülkesine davet etti? Düşünmesi bile abesle iştigaldir.
Başka genç beyinler, kobalt ile gerçekleştirdikleri enerji için olumsuz sonuç almışlardır. Gerekçesi bilmem anlaşılıyor mu? İleride ne olacağını şimdiden söyleyeyim. Biz insanların sağlığı ile kötü sonuç veren ve onların kanser olması için zemin hazırlayan enerji reaktörlerini devreye sokarken, diğer gelişmiş ülkeler kobalt gibi ve başka elementlerden elde ettikleri enerji ile daha kaliteli sonuca ulaşacaklar. Onların sağlığı kaliteli bizimki ise cebe dayalı. Yani bu tür çalışmalar sadece enerji üretmeyecek, aynı zamanda bazılarının cebini bir hayli dolduracak.
Yıllarca ülkemizde bir türlü üretilemeyen petrol, memleketimizin topraklarında böyle bir maden yok denilerek geri plana atılmasının sonucunda, günümüzde Yunanistan’ın bizim sularımızda kaçak petrol bulma çabasındaki kıskançlık sanırım bununla anlaşılıyor. Madem vardı da şimdi mi aklımıza geldi bu konu. Bizde neler var ki daha başka. Bizde bor var. Bizde taş kömürü var. Bizde alüminyum var. Bizde bir çok maden var. İşletimi bizde değil. Biz veriyoruz başkaları saklıyor. Günü gelince kullanacaklar. Şimdi gönderdiğimiz genç beyinlerin göçü gibi.