Musa Dinç

Tüm Yazıları


Gıda Fobisi

  • 24 Eylül 2018 Pazartesi


Musa Dinç / Sağlık İletişim Uzmanı, Sağlık Eğitimcisi, Yazar
musadinc2109@gmail.com


Maaşını alırsın, bin bir umutla kasaba uğrarsın veya süpermarketin et reyonunda albenili etler göz kırpar sana. Fiyatlar bir hayli uçuk, zorlarsın bütçeyi şöyle böyle yarım kilo kıyma alıverirsin. Bu sefer de; ‘ ya etler şarbon veya brusella hastalığı taşıyorsa!’
İster istemez bir korku veya panik yaşarsın.
Balık alırsın balıkçıdan; ‘ya balıklar bozuk veya zehirliyse!…’
Yoğurt alırsın marketten, görüntü beyaz ve alenen yoğurt; ama tadına bakarsın tadı yoğurta benzemez, sanki tutkal.
Pirinç alırsın, görüntü halis muhlis Çorum / Osmancık veya baldo pirinci; bir de bakarsın ki hileli, pişince hayda al sana naylon; vıcık vıcık yapışır lop olur.
Karpuz alırsın, görüntü süper, kesersin içi de kıpkırmızı; ama tat yok, sonra öğreniyorsunuz ki kabaktan aşılanmış karpuz.
Baklava alırsın, fıstıklı Antep baklavası diye. Fıstıklı baklavanın tadına bakarsın, fıstık tadı yok, fıstığın yerine bezelye kullanılmış.
Dondurmacıdan dondurma alırsın, dondurma da sahte.
Bal alırsın, şeker şurubunu bal diye sana yutturmaya çalışırlar.
Peynir alırsın, tadı yavan gelir. Peynire de hile katmışlardır.
Tere yağ alırsın, sana margarini tereyağı diye yutturmaya çalışırlar.
Pul biber veya toz biber alırsın, o da hileli çıkar.
Domates salçası, biber salçası da ne yazık ki hileli.
Çay alırsın, ‘bu çay kaçak çaydır,’ diye, bu çay da hileli ve hurdalı çıkar.
Zeytin alırsın siyah boyalı çıkar.
Zeytinyağı alırsın, o da hakiki / doğal çıkmaz, ne yazık ki ona da hile katmışlar.
Fındık, fıstık alırsın; yerken radyasyon korkusu yaşarsın,
Çilek yersin, acaba hormonlu mu diye kaygı duyarsın.
Efkâr dağıtmak için şarap, rakı içmeye kalkarsın, ya bu içkiler merdiven altı üretim midir? diye şüphe duyarsın.
Çay içersin tadı yok, kavun yersin tadı yavan gelir.
Limonata içersin görüntü limonata, tadı bambaşka.
Çikolata alırsın, içinde kurtçuk çıkar.
Sucuk alırsın, kim bilir ne i düğü belirsiz etlerden yapılmış.
Canın köfte ister, bir dostunla, ahbabınla veya ailenle lokantada köfte yemeğe kalkarsın; köfte demeye bin şahit ister. Görüntü köfte, tadı hiç köfteye benzemez.
Tavuk alırsın mangalda yapmak istersin, yersin tadı saman gibi çıkar.
Bisküvi tarzı atıştırmalık bir şeyler almak istersin, içinde palme yağı vardır, diye vaz geçersin.
Kek alırsın, kekin muhteviyatı da hileyle dolu, ne malum kimyevi madde içermediği.
Ekmek alırsın, içinde o kadar katkı maddeleri çok ki!…
Hangi gıdadan söz etsem mutlaka bir pürüz veya GDO’lu olarak karşımıza çıkar.
Kaysı kurusu almak istersin. ‘Sarısı kükürtlü, kararmışı doğaldır,’ derler.
Birinci kalitenin yerini organik almış, ikinci kalitenin yerini yarı doğal yarı hileli, üçüncü kalite de tam manasıyla merdiven altı, yani anlayacağınız ucuz kalitesiz veya hileli gıda.
Gıda sektörü, çok önemlidir. İnsan sağlığını doğrudan ilgilendirir. Vatandaş nereden bilsin hangi gıda / besin hakiki, hangisi sahte. Uyanıklar o kadar ustalaşmışlar ki, hakiki ile sahteyi birbirinden ayırmak gerçekten çok zor. Bu konuda hayvanlar bile, biz saf vatandaşlardan daha uzman. Sahte bir sütü kedinin önüne koyarsanız, içmez.
Damacana su alırsın; ‘acaba mikroplu mu? diye tedirgin olursun.
Sıkı bir denetim ve kontrol esastır. Bazen görüyoruz çarşaf çarşaf liste halinde hileli gıda üreten firma veya şirketlerin adları kamuoyu ile paylaşılır. Mesele sırf paylaşmak değildir. Vatandaş bu haberi okur ve geçer. Önemli olan ciddi manada müeyyideler uygulamak. Markete gelen her gıdayı bu listeleri elimize alarak kontrol ederek alış verişimizi yapamayız ki…
Gıda kontrol mekanizmasının sağlıklı işlenmesi şarttır.
Bozuk gıda veya hileli gıda satan süpermarketlere iltimas söz konusu olmamalıdır.
İnsan sağlığı çok elzemdir. Hamile olan kadınlar bu konuda risk altındadır.
Gelişmekte ve büyüme çağındaki olan çocuklar da çok olumsuz etkilenmektedirler.
İl ve ilçe Hıfzıssıhha Kurulları bu konuda çok titiz çalışmalıdır. En büyük görev Mülki Amirlere ve Belediye Başkanlarına sonra Sağlık Müdürlükleri ve Tarım Müdürlüklerine düşmektedir.
Son kullanım tarihleri geçen konserveler büyük tehlike arz etmektedir. Vatandaşların almış oldukları her gıdanın mutlaka son kullanım tarihlerine göz atmaları gerekir.
Tüketicilerin son zamanlarda büyük mağduriyetler yaşadığını düşünüyorum.
Hem fiyat artışından, hem de gıdanın kalitesizliğinden yana çok mustaripler.
Ne yazık ki, gün geçtikçe doğal yaşamdan uzaklaşıyoruz, yapay gıdalar hayatımızı teslim almışa benziyor.
Aslında o kadar bozuk gıda çok ki, aklıma gelenleri yazıyorum.
Gazlı içecekler, kaymaklı gofret ve bisküviler, hazır şeker konsantresi içecekler, glikoz lokumlar, cipsler, burgerler, salam ve sosisler, hayatınızı teslim almasına izin vermeyin.
***