Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Gerçekten Atatürkçü müyüz?

  • 12 Şubat 2019 Salı


Tabii ki… Lafı mı olur.

Çevrenizde kime sorsanız, yanıt aynıdır.
Ama gerçekten Atatürkçü olmak için iki temel koşul gerekir:
1.- Atatürk’ün düşünce, hedef ve ilkelerini benimsemiş olacaksınız.
2.- O’nun karakterini özümsemiş olacaksınız…
Düşüncelerini kitaplarda okuduk, belledik; yarım yamalak da olsa öğrendik, anladık.
Asıl önemli olan bu karakter yapısından nasibimizi alabilmek.
İşte zor olan da bu.
Gazi Paşa’nın karakterinin en önde gelen vasfı: Bağımsızlık…
Kendisi de ifade etmiş bu niteliğini: “Bağımsızlık benim karakterimdir,” demiş
Ama sanıldı ki, bu söz –sadece- siyasi bağımsızlık için söylenmiştir.
Lütfen dikkat buyurun: Mustafa Kemal, “bağımsızlık benim siyasi düşüncemin esasıdır,” demiyor…
Bağımsızlığın, kişisel karakterinin en temel vasfı olduğunu söylüyor.
Bir insanın karakterinin en belirgin özelliği bağımsızlık olursa, [zaten] doğal olarak siyasal bağımsızlık da onun en önemli hedefi haline gelir.
Ama asıl mesele kişiliğin, yani karakterin, tam-bağımsız bir nitelikte olmasıdır.
Selanik’te gencecik bir Osmanlı subayından başlayın, izleyin onu…
Emperyalizme karşı kazanılmış dünyanın ilk bağımsızlık mücadelesinin başkomutanına kadar gelin…
Kişiliğinin içinden geçtiği kanlı savaşları, zorlu mücadeleleri, karanlık günlerin içindeki çelik cidarlı iradesini seyredin; sorgulayarak yeniden bakın o günlerin öykülerine… Ne görüyorsunuz?
Katışıksız bir karakter!
O karakterin içeriğinde neler var?
Kişisel hesap entrikalarını dışlayan yüce bir kişilik yapısı.
Siyasal hedeflerini kendi kişisel çıkarlarından uzak tutan gerçek bir vatansever.
Ve bu hasletlerden oluşan büyük bir güç!..
İşte bu güçtür onu bu milletin “Ata”sı yapan öğe…
O, gücünü kişisel hesapların bileşkesinde oluşturmadı.
O, ulaştığı yüksekliğe onun bunun omzuna basarak tırmanmadı.
O, Osmanlı’nın apoletlerini omzundan kendi eli ile söküp, sine-i milletin tam merkezine böyle bir idealle, bu nitelikteki bir kişilikle yerleşti, taht kurdu.
Çıkar hesapları ile değil, kişisel hezeyanlarla değil, hizipler oluşturarak/ menfaat hesapları kurgulayarak değil, sadece vatan sevgisi ile ve katışıksız sorumluluk duygusu ile dim-dik yürüdü…
Hiç kimseye verilmiş bir diyet-sözü yoktu.
Kapalı kapılar ardında fis-kos anlaşmaları, kirli mutabakatları yoktu…
İşte bunun için alt edebildi fesat yuvalarını, böyle yapılandırabildi iç-cepheyi…
İç cephe sağlam bir safta toplanınca da, dış cephede kim gelmişse karşısına… Yok edebildi!
Bu ülke böyle ulaştı “aydınlık-çağdaş-uygarlığa…”
Kulislerle, adam kayırmacılıkla, onun bunun adamını, şunun bunun müridi yaparak değil…
Eğer kendimizi Atatürkçü sayıyorsak, bu gerçekleri sorgulayıp, dersler çıkartmamız, hem gerektir; hem de şarttır!

@farukhaksal42
farukhaksal@gmail.com
www.akceder.com
www.haksal.av.tr