Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Gerçekler

  • 12 Şubat 2019 Salı


Keşke bu ülkede gerçek milliyetçiler olsaydı demek isterdim. Milliyetçilik siyasi ve sosyal olarak gelişimini tamamlayamama halidir. Bunun yerine yurtseverlik kavramının kullanılması daha uygun olur. Gelişimini tamamlayamayan bir yapı sorunlu olduğu gibi, çarpıtılmalara da müsaittir. Bu nedenle milliyetçiyim deyip ülke çıkarlarını gerektiği gibi düşünmeyen örgütlenmiş yığınlar var.
İnsanlığın dostu ve halklardan yana olanlar, düşman olarak belletildiği için yıllarca en değerli insanlarımız harcanmıştır. Kapitalist ve emperyalistlerin ülke içindeki işbirlikçileri ülke yararına olabilecek şeyleri ya çarpıtılmış milliyetçilik ya da neye inandıklarını bilmeyen cahil yığınlar aracılığıyla engellemişlerdir.
Bu ülkenin 95 yıllık birikimleri ki, kariyer sahibi birikimli ve özverili insanlarda aynı kapsamda değerlendirilmelidir; özelleştirmeler sürecinde harcanmıştır(!) Ülkenin birikimleri yandaşlara veya yabancılara değerinin çok altında satıldığında ne milliyetçiler ne de inançlı olduğunu iddia edenler hiç seslerini çıkarmamışlardır. Bu suskunluklar, ilgisizlikler veya iktidardan beslenme durumunda olanların tepkisizliği bu noktalara gelmemize neden olmuştur.
Atatürk 15 yıllık iktidarı süresince 45 adet ülke için çok önemli olan fabrikalar kurmuştur. Bu fabrikalar bulundukları yerlerin sosyal ve kültürel yönden gelişmesine katkılar sunmuştur.
AKP iktidarı bu cumhuriyet birikimlerini 16 yıl içinde satmıştır. Bu satışlardan 60 milyar dolayında gelir elde edilmiştir. Bu satıştan elde edilenlerle katma değeri daha yüksek ürünler üreten fabrika veya tesisler kurulması beklenirken, yatırım adı altında bir şey yapılmamıştır. Kaldı ki,özelleştirmelerin gerçek değerinin 500 milyar dolar olduğu iddia edilmektedir. En son örnek stratejik önemde olan Tank-Palet Fabrikasıdır(!) Bu fabrikanın kaç paraya devredildiği de bilinmemektedir.
1923’ten, 2002 yılına dek görev yapan tüm Cumhuriyet Hükümetleri 775 milyar dolar para kullanmışlardır. Bunun 95 milyar doları iç borç, 135 milyar doları dış borç(Osmanlı’nın borçları da bu kapsamdadır) ve 542 milyar doları vergi gelirlerinden oluşmaktadır. AKP döneminde vergi gelirleri, alınan dış borçlar ve özelleştirmelerden elde edilenlerin toplamı 2,5 trilyon dolardır! Bu paranın nerelere kullanıldığı bilinmemektedir. Kamu özel işbirliği ile yapılanların parası dolaylı olarak halktan alınmaktadır(geçenden de, geçmeyenden de)!
Gerçek Müslümanlar olsaydı; hırsızlık, yolsuzluk, usulsüzlük, kuralsızlık, dolandırıcılık ve yalancılık olmazdı! Yönetimde Müslüman olduklarını her fırsatta dillendirenlerin olduğu bir ülkede Darül-Harp denen bir saçmalığa inanan olmazdı. Kimin malını kimden çalıyor, kaçırıyor veya hileli yollarla el koyuyorsun?
Erk kullananların yakınları ve yandaşlarının toplamı nüfusumuzun %1’i kadardır. Bunlar ulusal gelirin %55’ine el koymaktadırlar ve toplam sayıları bir milyon dolayındadır. Bu kişiler hak ve adalet duyguları çiğnenerek korunup kollanıyor ise; bunların Müslümanlıkları her koşulda gerçek Müslümanlar tarafından tartışılır.
Gerçek Müslümanların, komşularının malında aşında, işinde gözü olmaz. Onların namuslarını kendi namusları gibi korurlar. Zayıflara, düşkünlere, yaşlılara ve muhtaçlara yardımcı olurlar. İşi ehline vermede özenli olurlar. Sınav sorularını çalanlar aynı zamanda gerçekten hak edenlerin hakkını çalıp, hukukunu çiğnemiş olurlar.
Fetöcüler, önemli gördükleri her yeri bir biçimde ele geçirdiler. Onların her istediklerini elde etmelerinin kanıtı: “Ne istediler de vermedik” itirafıdır. O hak, hukuk tanımayan fetöcüler ülkedeki tüm şans oyunlarına da hile karıştırarak halkın umutlarına el koydular(!) Normal insanlar açısından şansa şans tanımadılar!
Ülkemizdeki milliyetçiler ve dinciler el ele vererek ülkenin geleceğini karartmaya devam etmektedirler. Onun için gerçek milliyetçilere ve gerçekten inananlara çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Gerçeğin, doğrunun ve haklının yanında olmaları insani bir görevdir ve bu bilinçle hareket etmelidirler.