Musa Dinç

Tüm Yazıları


Gerçek Öykü / Ah İkametgâh! - 2 -

  • 29 Ocak 2018 Pazartesi


Musa Dinç / Sağlık İletişim Uzmanı, Yazarmusadinc2109@gmail.com

Bu sabah kahvaltı yapmadan Nüfus Müdürlüğü Dairesinde soluk aldım. Bereket versin kış mevsiminde Didim pek hareketli olmadığı için Nüfus Müdürlüğü‘nde sıra sorunu yaşamadan direkt girdim içeri. İlk memurun masasına yanaştım:“Affedersiniz dün akşamüzeri mesai bitimine yarım saat kala gelmiştim, sistem olmadığı için sorunu çözemeden gitmiştim.”“Beyefendi nüfus hüviyetinizi verir misiniz? TC Kimlik numaranızı söyleseniz de olur. “
On bir haneli TC kimlik numaramı ezberden söyledim. Bilgisayar ekranı başındaki memur: “nereden taşınmıştınız?”“Muğla / Ula’dan.”
“Eski adresinizi söyleyin?”
Gel de şimdi hatırla eski adresi. Hafızamı seveyim:
“Köprübaşı Mah. Kadirler Cad. No: 8 / 1 Muğla-Ula. ”
Klavyeden enteri tıkladı:
“Beyefendi sizinle ilgili bir sorun yok gidebilirsiniz.”
“Memur bey, ben de biliyorum benimle ilgili bir sorun yok. Vatandaş Sonat’ın sorununu çözelim.”
“Yani?”
“Nasıl yani?
“Bu adreste; Ali Kocaman ve Kumru Kocaman çifti ikamet ediyor.”
“Hay Allah!” dedim ve çıktım koridora.
Vatandaş sıra beklerken hani onlar için oluşturulan koltuklar var ya, onlardan birine oturdum. Biraz beyin fırtınası yaptım ve şu kanıya vardım:
‘On altı ay önce, ben evden çıktıktan sonra kiracı olarak Ali Kocaman adlı aile, eve girdi; Ali Kocaman’dan sonra da Sonat Bey girdi galiba. Demek oluyor ki; Sonat Bey’in, Ali Kocaman’ı araması lazım.’
Bu kanıdan sonra Sonat Bey’i telefonla aradım:
Sonat Bey’in telefonu yanıt vermiyor, onar dakika ara ile iki defa aradım; maalesef ulaşamadım. En iyisi Eski ev sahibim Özcan Bey’i arayayım, dedim.
Özcan Bey’de tam cins bir adamdı. Kiracı olduğum dönemde, evine bir çivi dahi çaktırmama izin vermemişti; üstüne üstlük de bir aylık depozito vermiştim, onu da boya, badana niyetine evden çıkarken benden kesti. Çivi çaktırmama meselesi yüzünden biraz tartışmıştık. Kendisi üstte katta, ben ise alt katta oturmuştum. Ev sahibim Özcan Bey’e de ilçe halkı Almancı Özcan lakabını takmışlardı. Bahçesinde her türlü meyve yetişmesine rağmen, onun şerrinden bir tane meyve koparmayı göze alamamıştım. Ne yaparsın şimdi, Sonat Bey’in mağduriyetinden dolayı mecburiyetten aramak zorunda kalmışım. İçimden de ağabey diye, hitap etmek bile gelmiyordu:
“ Alo Özcan Bey merhaba.”
“Merhaba Musa, nasılsın, ne yaptırıp, ettirip duruyon?” tam bir ula ağzı
“İyilijk, ettirip duruyom, “ dedim aynı ağızla ve devam ettim:
“Özcan Bey, kiracın Sonat Bey iki gündür beni arıyor, bir sorunu varmış. Bu sorun benden kaynaklı değil. Şu an Nüfus Müdürlüğündeyim.. Senin evinde Ali Kocaman ile Kumru kocaman karı koca oturur, gözüküyor. Yoksa benden sonra evi bunlara mı kiraya verdin. Sonat Bey, Ali Kocaman’dan sonra mı evine girdi?”
“Musa Bey, siz taşındıktan sonra, benim evimin bitişiği ile arkasında üçer katlı apartman dikildi, sol tarafımdan da Belediye cadde açtı, hatta avludaki emektar ceviz ağacımızdan da olduk. Belediye, evleri yeniden numaralandırmaya başladı. Benim evde iki daire varken, Belediye kalkmış tek daire göstermiş; haliyle bendeki diğer daire komşuya kaymış, komşu dairede de Ali Kocaman oturuyormuş; ama Ali Kocaman’a bir türlü ulaşamıyoruz; ne bir telefonu var, ne de gelip gittiği var. Kim bilir belki de gurbetçidir. Sonat Bey on dört aydır, ikametgâh almak için uğraşıyor, bende Belediye’ye üç kez gittim, Belediye’deki memurlar da sisteme öyle girmiş;
“Bir şey yapamayız,” diyorlar. Yani tam bir keşmekeş, Arapsaçına dönmüş.
“Durum anlaşıldı, Gülfiye Yengeme selamlar,” dedim ve kapattım.
Hemen arkasından Sonat Bey’i tekrar telefonla aradım. Bu sefer ulaştım:
“Alo Sonat Bey, merhaba.”
“Merhaba Musa Bey.”
“Değerli ikamet ahzede kardeşim, senin işin pek çok zor. Muğla ve Ula’da kiralık ev bulmanın ne kadar zor olduğunu çok iyi biliyorum; ama yine de iki alternatifin var. Bahara kadar sabret ve o evden çık, ikinci alternatif te nişanlın sana bu sabrı göstermiyorsa, bu kızla evlenmekten vaz geç!”
“Sahi unutmadan edemeyeceğim, Belediye’den kaynaklandığını biliyor muydunuz?”
“Musa Bey, bilsem ne yazar; sizin o evden çıktığınızı en azından teyit ettirir isek, belki bu çetrefilli durumdan kurtuluruz umuduyla aradım.”
“Sonat kardeşim, Burası Made İn Turkey. Yaşar-yaşamaz vakaları; ne yazık ki devam ediyor, pek değişen bir şey yok!... “***