Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Genel kurulun ardından

  • 10 Şubat 2018 Cumartesi


Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel kurulu 3 ve 4 Şubat günleri sonuçlandı. Beni üzen konu, her ne kadar aday sayısı çok olsa da, kimsenin kimseyi incitmediği, sonuç ne olursa olsun birlikteliğin devam ettiğini gördük. İçeriden sesler mi çıkıyor? Evet doğrudur. Demokratik toplumlarda bu olması gerekenin ta kendisidir. CHP zaten demokratik bir kitle örgütüdür. İçinde bağıranlar, çağıranlar, itiraz edenler çok olacaktır. Bunlar olsa da, her üyenin ortak ve tek düşüncesi, Atatürk ilkelerine bağlılık, kadın hak ve özgürlüklerine karşı sorumluluk, vatanın misakı milli sınırlarına bağlılık, bayrağına saygınlık, bölünmez bütünlüğüne karşı değişmez tutku, adalet ve eşitliğin savunucusu, laikliğin ön planda tutulan düşünceli insanların bir arada olduğu bir aile ve bütünler topluluğudur.

Seçim ile gelen ve yeniden genel başkanlığı onaylanan Sayın Kılıçdaroğlu’nu kutlamaktan başka bir şey görmüyorum. Asıl umut ettiğim, önümüzde büyük bir seçim olacak. Bu seçim kaybedilen diğer seçimlere hiç benzemiyor. Bu seçim öncekilerden çok farklı. Bu seçim öncekiler gibi değil, gelecektekini görebilme olgusunu içeriyor. Bu seçim, ülkenin geldiği alışkanlık değil, geleceği farklı bir yaşamın izlerini ortaya koyuyor. Bu seçim önceden hazmı kolay olmayan, fazlasıyla zor olan bir seçimin ayak izlerini taşıyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleneğinde bulunan, halef selef meselesinden uzak, tamamen demokrasiye dayalı yaşam tarzının son ayak izleri gibi görülüyor.
Seçimin itirazları olsa da, tamamen CHP tabanına göre demokratik olarak kabul ettiğimiz bir olgunun yansımasıdır. Fakat tek anlaşılması gereken konunun ise, ortada bir yeni oluşumdan yana aydınlık günlerin görüldüğü hesabı yapılmaktadır. Bence bu hesapta yanlışlık payından ziyade doğruluk payı bulunmaktadır. Doğruluk payı nedir diye sorulursa, bunun payı, partiye destek veren tabanın değişimden yana olduğudur. Bunun açık örneğini son seçimdeki PM üyelerinin oy oranları ve dağılımındaki gerçekte yatıyor.
Partinin diğer partilerden ayrılan en önemli özelliğini ben buradan anlatacak değilim. Görülen o ki, parti içinde görevli olanlar, bundan sonra da parti tabanının istediği ölçüde hareket ederek, gerçek bir demokrasi örneği sunarak, onlara seçimde hitap edebilecek bir aday ile ipi göğüslemeye çalışmalıdır. Önceki Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan ortak aday konusu yeniden gündeme geldiğinde bu seçimdeki düşünülen değişim fikri bence çok uzaklarda kalmış bir fikir olarak tarihte yerini alacaktır. Benim şahsi düşüncem olarak, ortak bir adayın, kim olursa olsun eskiden olduğu gibi değerlendirilmesi CHP misyonuna kötü sonuçları beraberinde getirebilir olasılığı çok fazla görülüyor. Şahsi kanaatimce, CHP kendi misyonu doğrultusunda aday olarak gösterebileceği çok sayıda kişi vardır ve bu kişiler hiç olmazsa kendi tabanını küstürmeyecek derecede etki sağlarlar görüşündeyim. CHP seçimde göstereceği başarıyı birilerine sığınarak değil, birileri anlayarak CHP’ye sığınarak kurtuluşu ve seçimde başarıyı aramalıdır.