Selma Erdal

Tüm Yazıları


Genel'den, Yerel'e

  • 29 Haziran 2018 Cuma


O beklenen günü yaşadık; 24 Haziran 2018 günü ülkemizin geleceğini oyladık, genel yönetim biçimimiz için oy verdik.Artık beklenen, üstelik de büyük bir olasılıkla yaşadığımız yıl bitmeden gerçekleşecek olan bir yerel seçim var sırada...Daha geniş tanımıyla YEREL YÖNETİMLER SEÇİMİ...Bu bağlamda yerel yönetimler üzerine tartışmak konunun güncelliği açısından önemli gibi...
Günümüzde yerel yönetim; demokrasinin beşiği olarak değerlendirilmektedir.Bununla birlikte yerel yönetimlerin; devlet ya da hükümet türünden olmakla birlikte, sivil toplum kuruluşu arasında bir yerde olduğu, kendi çıkarları ve sürekliliklerini sağlamak için oy kaygısıyla da olsa, halkla kurdukları yakın ilişkiler nedeniyle sivil toplum kuruluşu benzeri bir örgütlenme içinde oldukları ileri sürülmektedir.
Bilindiği gibi yerel yönetimlerin merkezi yönetime göre bir öncelik ve üstünlükle tartışılmaya başlanması; 1992 Haziran’ında Rio’da toplanan, yeryüzü zirvesi olarak da bilinenDünya Çevre veKalkınma Konferansı’nda gerçekleşmiştir. Konferans’dabir bakıma yerel yönetimlerin görevlerini yeniden tanımlama, Rio Bildirgesi’nde “Yerel Yönetimler” başlığı altında; “Yerel yönetimlerin seviyesi insanlara yaklaşmış olduğu için, bu yönetimler halkı sürdürülebilir kalkınma kavramı hakkında eğitmede ve harekete geçirmede hayati rol oynar, 1996 yılına kadar, bütün yerel yönetimler, vatandaşlarına danışarak, o toplum için bir YEREL GÜNDEM 21 geliştirmiş olacaktır. Yerel yetkililer, bilgi almak ve sürdürülebilir kalkınma stratejisi üzerinde mutabakat sağlamak için vatandaşlara, topluma, iş çevrelerine ve sanayi kuruluşlarına danışmalıdır. Bu mutabakat; Gündem 21’in amaçlarına ulaşmak ve yerel yönetimlerin programlarını ve mevzuatını yeniden düzenlemek için bu yönetimlere yardımcı olabilir. Bu danışma sistemi, kişilerin sürdürülebilir kalkınma bilincini arttıracaktır” biçiminde düzenlenmiştir.
Dolayısıyla demokrasinin beşiği olarak adlandırılan yerel yönetimler, 21.yüzyılda Yeryüzü Zirvesi’nin ardından işleyiş ve anlayış bakımından “demokratikleşme” yolunda önemli değişimler geçirmeye başlamıştır. Artık demokratik yerel yönetim, yerel topluluk üyelerinin (belde halkının) ortak gereksinimlerini karşılamak, toplumsal ve kültürel varsıllığına ve gönencine ilişkin yerel hizmetleri görmek üzere kurulan... Bu hizmetleri, genel yetki ve kendi sorumluluğu altında ve yerel topluluğun yararları doğrultusunda yerine getiren, hiçbir ayrım gözetmeden insanı yerel demokrasinin temeli sayan... İşleyişinde açıklığı, şeffaflığı, insan haklarını, çoğulcu ve katılımcı demokrasi ilkelerini yaşama geçiren... Yetkilerin yerel topluluğa en yakın yönetim birimince kullanıldığı kamu tüzel kişiliğinde, özerk ve demokratik bir yönetim olarak tanımlanmaktadır ki bu tanıma göre yerel yönetim hem “yerel” hem de bir “yönetim (iktidar)”dir.
Bu bağlamda yerel yönetimin iki temel boyutundan da söz edilmektedir. Bunlardan ilki; yerel hizmet birimi olma, yerel hizmetlerin sağlayıcısı olma boyutu, ikincisi de; demokratik kendi, kendini yönetme birimi olma boyutudur.İşte bu iki boyutu nedeniyle yerel yönetim, halka en yakın yönetim biçimi olmakla birlikte, tarihsel olarak merkezi yönetimden önce gelişi (eski Yunan kent devletleri), demokratik niteliğiyle bireyin kendi, kendini yönetimine katılabileceği en uygun düzey olarak gösterilmektedir. Yerel yönetim; günlük yaşamın bugünü ve yarını için özel önemi olan kararların alındığı, uygulandığı yerdir. Bu tür kararların alınmasında halkın da içinde bulunması yerel yönetimin demokrasinin uygulanmadaki birinci yeri, temeli ve beşiği olarak değerlendirilmesine neden olmaktadır.Tarihsel kökeninde yerel yönetim bulunan demokrasi kavramı; 19.yüzyıla değin, kent devletiyle özdeşleşerek varlığını sürdürmüştür. Bilgi ve iletişim teknolojisindeki çağdaş ilerlemeler, hızlı kentleşme, ekonomik yeniden yapılanma, düzensiz gelişme ve küreselleşme süreçleri demokrasinin, yeniden doğuş çabalarıyla birlikte; yerel yönetimin 21.yüzyıl demokrasisinin en uygun birimi olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri süren görüşleri ortaya çıkarmıştır.
Demokrasinin büyük birimlerde sağlıklı işleyebilmesi; önemli ölçüde komşuluk duygusuna ve kişisel tanışıklığa dayalı, bireylerin kararlarının alınmasına doğrudan katılabileceği ve günlük yaşam üzerinde gerçek denetimde bulunabildiği birçok “küçük demokrasiler”den oluşmasına bağlıdır. Günümüz dünyasında büyük ölçeklerde ve “merkeziyetçi” anlayışlarla yaratılmaya çalışılan siyasal ve toplumsal düzeylerin ve uygarlıkların başarılarının sınırlılığı bilinmektedir.
Yerel demokrasi; halkı doğrudan ilgilendiren, günlük yaşamında önemli yer tutan gerçek ve somut sorunların gündemi belirlediği, tartışılıp karara bağlandığı ve uygulamaya konulduğu bir küçük ölçekli dünya olarak değerlendirilmekte... Gerçek demokrasinin ancak yerel gereçlerle ve aşağıdan yukarıya doğru, tabanın demokratik yönetime bağlılığına ve katılımına dayalı bir biçimde oluşturulabileceği ve sürdürülebileceği ileri sürülmektedir.
Toplumsal çelişkilerin, kimlik/farklılık sistemlerinin ve alan üzerinde hak iddialarının giderek kentleştiği bir dönemde, temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçişin, kentleşme süreçleriyle yapısal bir zorunluluk durumuna geldiği ve kentlilik olgusunun yeni bir tanımlamaya gerek duyulduğu modern toplumsal ilişkiler ağı içinde yerel yönetim sorusu önem kazanmaktadır.Dolayısıyla yerel yönetim seçimlerinde; yerel halk ve yerel halkı yönetmeğe, gerçekdeyse onlara hizmet sunmağa aday olanlar, merkezi/genel yönetime aday olanlardan çok daha önem taşımakdadırlar. Çünkü yerel yönetimlerde; halkla daha yakın, daha yüzyüze ilişkiler söz konusudur. Halk seçeceği adaya doğrudan oy verir, doğrudan onu değerlendirir; oyunu ödül ya da ceza olarak kullanırken, parti ideolojisinden çok, adayın kişiliğine, programına, tutum ve davranışlarına, eylem ve söylemlerine oy verir...Bu nedenle demokrasi kavramının; kuramsal boyutdan, gerçek yaşama geçdiği, ete kemiğe büründüğü alandır yerel yönetim ve yerel yöneticilerin seçilmesi, seçimi eylemi...Sırada yerelde bizi yönetecek olanlara; gerçekdeyse halka yerel düzeyde hizmet sunacak olanların seçilmesine ilişkin çok önemli bir yurtdaşlık görevimiz var. Üstelik de "baskın, basanındır" diyenlerin önerebileceği bir erken seçim olasılığı da var...Hazırlıklı olmalıyız derim...