Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Geleceği zora sokan bir çalışma

  • 14 Nisan 2019 Pazar


Son ekonomik reform programının anlatılmasının ardından Nasrettin Hoca’nın fıkrası aklıma geldi. Bence Sayın Cumhurbaşkanı bu konuya dur demesi gerekir diye düşünüyorum. Sanırım hocanın yaptığı gibi testiyi kırmasın diye suya gitmeden önce çocuğunu dövmesi gibi aynı önlemi alması gerekirdi. Şimdi olur mu ya diyeceklerin sayısı % 50’nin üzerindedir. “Olur mu efendim bu nasıl iş. Adamın aldığı karar doğru değil mi? Bırakın bu reform yapılsın. Ülke rahatlasın” sözlerini şimdiden duyar gibiyim.

Benim şahsi olarak bu reform paketinden anlayacağım, işçiden emekçiden yana değil de, zenginden ve işverenden yana bir düzenleme olduğunu görüyorum. Adam kalkacak, bu hayat şartlarında çalışacak, didinecek ve evini geçirecek. Adamın yıllarca emeği olan tazminatı keseceksiniz. Bence bindiğin dalı kesmek konusuyla eşdeğer bir yaklaşımdır. Gerçi biraz mübalağa etmiş olabilirim. Çünkü örneklere göre çayın memleketi duymazlıktan gelmiş, milli tank palet fabrikası duymazlıktan gelmiş, şeker fabrikalarının olduğu yerler duymazlıktan gelmiş. Peki sorun var mı? Hayır elbette. Türkiye’de demokrasi varsa istediği yere de destek vermek herkesin kendi hakkıdır. O zaman ağlamayacaksın.
Sokakta ağlayanların büyük bölümü bu yazdığım kısımlarda çok daha fazla yoğunlukta. Peki bu ülkenin ekonomisi nasıl düzelecek? Ben yine tekrarlıyorum. Bu ülkede ne işçinin kıdem tazminatının reformlarla düzenlenmesine, ne başka bir reforma gerek var. Tek yapılacak iş, fabrikalarımızın ivedilikle devlet tarafından geri alınması ve üretimin bir an önce sağlanması. Birde tarım ülkesi olan ülkemizin tarımda reform yaparak acilen tarımsal ve hayvansal üretime geçmesi. Bakın o zaman kimsenin emeğini gasp etmeye gerek olmayacak. İşçinin emekçinin parasına neden göz dikiliyor anlamadım. Binlerce sanayici ve iş adamı var. Kazanca göre adil bir vergi sistemi oluşturup, harcamalara kısıtlama getirildiğinde bu ülkenin hiçbir tazminat tasarrufuna ihtiyacı olmaz. Bence Sayın Cumhurbaşkanı, bu konuda çalışmalar yapanları sorgulayarak kendilerinin siyasi geleceklerini de garantiye almaları gerekir diye düşünüyorum. Çünkü bu ülkede sadece kendilerine verilen oy değil bizlerde yaşamaktayız ve bizlerde bu ülkenin birerleriyiz. İnsanların ekonomik beklentileri olan ve geleceklerinin garantisi olarak gördükleri bu tazminat konusu, hocanın aynen kendi dalını kesmesiyle eş değerdir diye düşünüyorum.