Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Fesuphanallah!

  • 27 Nisan 2019 Cumartesi


Sanayinin çöküşünden, tarımın yok oluşundan söz etmeyeceğiz. Artık bu konular sıradanlaştı.
Konkordatolar, iflaslar, artan işsizlik, yüksek enflasyon da şimdilik konumuzun dışı…
Büyüklerimiz “eden bulur,” derdi. Olan oldu; [gerçekten] eden buldu…
Geçiyoruz.
İç cepheyi yavan bir hır-gür dalaşı ve sindirme siyasetine dönüştürerek korku imparatorluğuna sürükleyen zihniyeti de –şimdilik- bir kenara bırakıyoruz.
Hukuk devleti, tek-adam siyaseti, kişisel özgürlüklerin imhası, kültürel gelişme, aydınlanma ideali [falan-filan], geçin bu kavramları da bir kalem…
Beka sorunu mu?
Evet, beka tehdidi ve kocaman beka riski…
Ama bir seçim kandırması olarak değil; hakiki, gerçek, sahici bir düzlemde varoluş ya da yok oluşun sırat köprüsü…
İşte tam da oradayız.
27 Nisan 2019 günü ve sonrasında o köprünün hemen kenarındayız…
Abartı değil bu tespit; yüzde yüz reel gerçek…
Dış siyasetteki hesap bilmeyen, kitap tanımayan yalpalamalar ve günlük parlamalarla dolu stratejisiz
lansız kişisel kibir kaynaklı politikalar ülkeyi gerçek bir beka sorunu ile göğüs göğüse getirdi.
Amerika Türkiye’ye ekonomik savaş açmanın tam-tamlarını çalıyor.
F-400/ F-35 arasına sıkıştırılmış bir dış siyaset gevrekliği ortasından çatlamak üzere…
Tarafsız/bağımsız/dengeli bir çizgi izleme yerine bilinç/bilgi ve diplomatik sağduyu izi taşımayan “van münit” çıkışları ile beslenen içe dönük politika yapma popülistliği dış siyasetin eksenine yerleştirilmiş, akıyor…
Ama nereye kadar?
İşte Dolar 6 TL’ye dayandı.
İşte hayat pahalılığı tahammül sınırlarını aştı.
İşte İran politikasının bizleri sürüklediği ambargo, Halk Bankası, petrol/doğal gaz çıkmazı…
İşte Ortadoğu’da Osmanlıcılık oynarken içine yuvarlandığımız gerçek “Beka Sorunu…”
İşte İktidar partisi içindeki bölünme
arçalanma çalışmaları.
İşte MHP-Devlet-i azam politikası ile yola çıkmanın Devlet’i sürüklediği mecra…
Ve işte… Daha geçen gün zillet ve illet olarak nitelenen ülke halkının yarısını temsil eden partilere yaslanarak çıkış arama, çare devşirme katakullileri… Adını da gerçekten güzel koymuşlar: “Türkiye İttifakı…”
Sevsinler zekâ küpü siyasetin Bay mühendislerine…
Ama…
Her halde bu kez bizim ala-balık yutmayacak zokayı; yani… İnşallah ve maşallah…
Dileriz hiç değilse bu kez düşülmez bu tufaya… İnşallah!
Ne diyordu pop-türküsü:
Alemin keyfi yerinde, fe-sup-han-al-lah!

@farukhaksal42
farukhaksal@gmail.com
www.akceder.com
www.haksal.av.tr