12 Eylül Yıkımı (!)

Açmazın başlangıcı, başkalarının sorununu, kendi sorunu olarak algılamakla başlıyor. Her konum ve koşulda egemenler sorunlarını kitlelerin sorunuymuş gibi yığınlara kabul ettirmektedirler. Çıkarları korumanın en kısa ve en güvenli yolu bu. İnsanlar genellikle yanılgılarının kurbanı olmaktadırlar. Örndevamı +

Yılmaz Güney

 “Oyuncu, yönetmen, yazar ve senarist olan Yılmaz Güney  1 Nisan 1937 yılında Şanlıurfa'da doğdu. 9 Eylül 1984 yılında Paris / Fransa'da öldü. Asıl adı Yılmaz Pütün’dür. Resmi kayıtlarda 1 Nisan 1937 tarihinde  Şanlıurfa’da doğduğu yazılıysa da, kendi ifadesine gördevamı +

Anayasa der ki ;

Yasalar ve kurumlar geleceğin güvencesidir. Anayasalar, hakların, ödevlerin ve sorumlulukların sınırlarını belirleyerek; onurlu ve güvenli yaşamlara olanaklar sunar. Anayasalar devlet olgusunda, devlete karşı vatandaşların koruyucusudur. Devletin devasa gücü anayasa ve yasalarla sınırlanır.Güvenli, onurlu ve dudevamı +

Defterler Açılsın!

"-Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa... Birçok insan, insan yüzüne çıkamaz.Bizi bugün eleştirenler insan yüzüne çıkamazlar!Açık söylüyorum.Neden mi? İleride bir gün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman en kritik dönemlerden biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacakdevamı +

Barışın kaçınılmazlığı

Barış her koşulda yaşama ilişkin bir olgudur. Yaşamın olduğu her alanda uzlaşmayı zorunlu kılar. Uzlaşma farklılıkların birlikteliği ile oluşur. Bu farklılık doğada var olan tüm varlıkları içerir. Zaten barış, tüm varlıklar için yaşamı doğal akarında tutmak ve onların varlıklarını güven içindedevamı +

Zafer Bayramı

Bu bayram üstünde yaşadığı toprakları vatan bilen ve bu ülkeye vatandaşlık bağı ile bağlı olan her duyarlı vatandaşı çok yakından ilgilendirir. Ülkesini savunmak en öncelikli görevlerdendir. Bu duyarlı eylem sadece günü kurtarmak değil, geleceğimizi de kurtarmaktır. Hiç kuşkusuz, sadece kurtarmak yetmidevamı +

Kayyum

Kay­yum, kamu gü­ven­ce­sin­de­ki ku­rum­la­rın; kamu kurum ve kişi ya­ra­rı gö­ze­ti­le­rek baş­vu­ru­lan bir hu­ku­ki ön­lem­dir. Kay­yu­ma iliş­kin dü­zen­le­me­ler Me­de­ni Ka­nun­da, Ceza Mu­ha­ke­me­si Ka­nu­nun­da ve Türk Ti­ca­ret ka­nu­nun­da dü­zen­len­miş­tir.devamı +

Ölüler Siyanürden Korkmaz!

Başlığı Mansur Balcı’dan ödünç alıyorum. Mansur diyor ki; ”Ölüler altın takmaz!” Ben bu söylemi, “ölüler siyanürden korkmaz” biçimine dönüştürdüm.Tuğrul Keskin, “ABC” gazetesinde altın çıkarma işlemini anlatıyor: “İçinde altın olan toprağı siyanürlü su ile yıkıyorlar, toprağın devamı +

Bir dörtlüğün öyküsü

Dörtlükleri severim. Tüketimi kolay, hazmı zor olan üretimlerdir. Sayfalar dolusu bir şiiri dört dizeye indirger. Uzun bir sürecin birikiminde üretilir ve kısa zamanda tüketilir. Buna karşın etkileri, kalıcıkları zaman ve mekân dinlemez.Dörtlüklerin efendisi kesinlikle Ömer Hayamdır. Bizdeki en önemli takipçidevamı +

Bayramlar

Bayram duygu, düşünce, yaşam ve vatan ortaklığıdır. Yardımlaşmanın, paylaşımın ve dayanışmanın en yoğun olduğu; amaç, zam ve mekân ortaklığıdır. Kültür, bir yaşam biçimi, bayram ise, yaşamı renklendiren; uzlaşmanın, hoşgörünün yaşama dönüştürülmüş istenildik bir durumdur. Birliktelikleridevamı +

Nagazaki 1945

Yıl 1945,Ağustos’un beşi. İlk 70.000 insanın ikinci bir şansı olmadı. Bu, dünyanın en iğrenç ve en pahalı soykırımı idi.Tamamen tek yanlı, direneni ve karşı koyanı olmayan planlanmış bir soykırım saldırısıydı.Ve bu soykırım sonuçta hedefi insan olan bir akıl dışı girişimdi.Öldürülenlerin içdevamı +

Kırım

Hiroşima ve Nagasaki’ye atom bombasının atılması sadece  yüzbinlerlere varan insanın öldürülmesi değil; o coğrafyadaki varlıkların da kırımıdır: “ABD başkanı Truman, Pasifik'teki savaşı bir an önce bitirebilmek için atom bombası kullanmaya karar verildiğini açıklar.6Ağustos 1945’de Hirodevamı +

Hiroşima

Hi­ro­şi­ma ve Na­ga­za­ki'ye atı­lan bom­ba­lar in­san­lı­ğa karşı iş­len­miş en büyük suç­lar­dan bi­ri­dir. Sa­vaş­ta yenik düşen bir halkı, savaş hu­ku­ku­nu da hiçe sa­ya­rak ce­za­lan­dır­mak in­san­lık­la bağ­daş­maz. As­lın­da ABD Ja­pon­ya üze­rin­den öteki üdevamı +

Suçun cezası

“Kanada da ihtiyar bir adam ekmek çalmaktan tutuklanıp mahkemeye sevk edildi.Yaşlı adam suçunu kabul edip itiraf etti. Ve yaptığı savunmasında şunları söyledi;─ Çok acıkmıştım neredeyse açlıktan ölecektim. O nedenle hırsızlık yaptım. Cezam neyse razıyım.Yaşlı adamı dinleyen hakim hükmünü verdi;devamı +

İttifak yaşamsaldır

Son yıllarda sağlanan ittifakın demokrasi ittifakı olduğu söylendi. Bu söyleme katılmamak mümkün değildir. İstanbul seçimleri ise, bir vicdan ittifakının yaşama geçirilmesine neden oldu. Bulunduğumuz noktadan ittifak olgusuna yaklaşırsak, toplumsal ittifakın kelimenin tam anlamıyla yaşamsal olduğunu görürdevamı +

Çanlar Bizin İçin Çalıyor(!)

Yatırım yok, üretim yok, istihdam yok ve tasarruf yok! Bu koşullarda gelecekten ne beklenir? Bu sorunun yanıtı bizim yaşantımızı özetler. Söndürülmüş bir gelecek ile ilgili hiç umut yok(!)Varlık sürdürmek için yeterli ve düzenli bir gelirin olması gerekir. İşsizler toplamı on milyonu geçiyor ise durum umudevamı +

Siyasi İntikam

Hayatın her alanında mücadele ve yarışma ne kadar doğal ise, mücadele sonucunda kaybedenin intikam almaya yönelmesi o kadar doğala aykırıdır. Ne var ki, kapitalizmin temeli bu zıtlığın üstüne oturmaktadır. Kaybedenler olacak ki, kazananlarda olsun. Sonra kazanmaya başlayan sürekli kazanmanın yollarını gelişdevamı +

Çürüme ve Çöküş!

“Çürüme, bozulmanın başlangıcıdır. Türk Dil Kurumu sözlüğü şöyle açıklıyor; “Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılmak” Bir olayda, bir oluşumda veya bir noktada başlayan bozulma tüm bünyeyi sardığı zaman, çürüme bünyeye egemen olur.Çürüme devamı +

Ümmet

Ümmet dendiğinde, bir peygamberi önder olarak kabul eden topluluk anlaşılır. Bir peygamberi rehber olarak kabul eden insanlar o peygamberin ümmeti olur.Pratikte ümmet sözcüğüne farklı anlamlar yüklenmektedir. Örneğin; günümüzde ve ülkemizde ümmet dendiği zaman, inananların bütünü değil; sadece AKP’ye (ldevamı +

Algı Yanılgıları

Yaşama ilişkin istem ve beklentiler, kesinlikle bir algı sorunudur. Yaşam algısı bireyin kültür düzeyi ile ilgilidir. Kültür bir yaşama biçimidir. Aslında bunların tamamı bir ideolojidir. İdeoloji, yaşama ilişkin istem ve beklentiler toplamıdır.Doğru ya da yanlış bir algı ile yaşamlar sürdürülmekte ve bdevamı +

Deniz Bitti...

Deniz ne zaman biter? Var olanları satıp, gerek duyulan yaşamsal önemdeki maddeleri üretmediğiniz zaman deniz biter! Bir atasözümüz var, der ki; ”Mescit için gerekli olan camiye haramdır”! Peki, kamu için gerekli olan işletme veya kaynaklar hiç satılmaz mı? Burada önemli olan satışın yapılması değil, satdevamı +

Yanan canlar!

Ya­ka­rak öl­dür­mek nasıl bir ar­sız­lık­tır ki,Ve du­yar­sız­lı­ğı­dır din, iman di­yen­le­rin!Sön­dü­re­me­di göz­yaş­la­rı­mız ten yan­gın­la­rı­nı;Köz oldu ten­le­rin ateşi, otur­du yü­re­ği­mi­ze!2 Tem­muz sa­de­ce Sivas’ın değil, Tür­ki­ye’nin ve hatta indevamı +

İnsanlar neden muhalif olurlar?

Muhalif olmanın temelinde, yaşama ilişkin temel hakların savunulması var. Temel haklar, varoluşla birlikte ortaya çıkan; yer, zaman ve mekâna göre değişikliklerin yapılamayacağı, varlığa özgü haklardır. Özgür bireyler, olağan koşullarda temel haklarını kullandıklarında muhalif olarak ve hatta hain olarakdevamı +

Sağı sağdan uyarmak (!)

Abdurrahman Dilipak, yönetenleri eleştiren bir yazı paylaşmış. AKP’nin kuruluşundan buyana yapılan hatalar dillendiriliyor ve yönetenler uyarılıyor. Aslında solun tüm eleştirilerinin doğrulanması bizi şaşırtmıyor. Bu yanlışlar sürekli olarak eleştirildi ama dinleyen olmadı. Şimdi dönülmez noktalara geldevamı +

Israf

İsraf dendiği zaman ilk akla gelen gereksiz harcamalardır. Gereksiz harcamalar tutumlu olmamaktır.  Gereksiz harcamalara İsraf, bu harcamaları yapanlara da "müsrif" denir. Özellikle din bu konuda çok hassastır. Birden çok ayette konuya ilişkin vurgulamalar var:        &ndevamı +

Gerçekten korkanlar

Gerçek, doğru, dürüst ve namuslu insanların her zaman istedikleri bir şeydir. Gerçek bir ateş gibidir, ısıtır fakat, yaktığı anlarda olur!Gerçeklerden korkanların korkusu hesap vermemek veya verememekten kaynaklanır. Gerçekler yaşananlardan(doğal) ve yaşatılanlardan(kurgu) oluşur. İstenir veya istenmez oluşdevamı +

Tuzak

Türk Dil Kurumu Sözlüğünde “TUZAK” şöyle tanımlanıyor:1. isim Kuş veya yaban hayvanlarını yakalamaya yarayan araç veya düzenek.2. isim, mecaz Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzen, komplo.İstenmeyen ve beklenmeyen olay ve olgular, bazı kişiler tarafından tasadevamı +

Utanmak

Utanmak, insanlığın en temiz duygularından biridir. Utanmak insani bir saygınlık yaratır. Utanmak, bir konum yansıtan olumlu algı biçimidir. Buna alışılmış biçimde “insani algı” dediğimizde türcü ve ayrımcı bir yaklaşımı ifade etmiş oluyoruz. Gerçekte, utanmak sadece insanlara özgü bir durum olmayıdevamı +

nafile tartışmalar

İmamoğlu-Yıldırım arasında geçecek tartışma programı üzerinde yoğunluk, tv oturumundan sonra da sürecektir.  Pazar günü gerçekleşmesi beklenen program herkesin dilinde.  Gerçekte ortada merak edilecek; iki rakip arasındaki söz düellosundan sonra kamuoyunu aydınlatacak zerrece bir şey yok. 31 Mart devamı +

Aynı gemi mi?

Bu kadar öngörüsüz, bu kadar gelecekten kopuk bir yönetim olmaz. Geleceği yok ederken, kendisini de yok ettiğinin farkında değil. Geleceğe yelken açması gereken geminin rotasını geçmişe çevirmesi yetmiyormuş gibi; yönetmesi, koruyup kollaması gereken gemiyi batırmak için her şeyi yapmayı sürdürüyor. Gemiydevamı +

Bayram ola...

Bayramlar her koşulda kutlanır, en iyi bayram en uygun koşullarda kutlanır.Bayram, insanlara yaraşır biçimde kutlanırsa, bundan öncelikle insanlık ve tüm varlıklar yararlanabilir. Hukukun üstünlüğünün benimsenip yaşama geçirildiği, sorunlarını uygarca çözebilen ve özgür insanlardan oluşan bir yapıda kutdevamı +

Ahmet Arif

A   H   M   E   D        A   R   İ   F  (21.04.1927-02.06.1991)Ahmed Arif dendiği zaman hemen bazı dizelerin usumda akarlar oluşturduğuna tanık olurum. İlk karşılaşmadadevamı +

Stk'lar ve Dkö'ler

Çağdaş toplum, örgütlü toplumdur. Örgütler demokratik süreçlerde ve yasal güvencelerle kurulduğunda bundan tüm ülke yararlanır. Doğal bir sürecin ve gerekliliklerin ürünü olmayan örgütler, doğal örgütleri bozan ve frenleyen yapılanmalardır. Bu örgütlenmeler, çıkar odaklarından emir alan göstermelik devamı +

Özlenenler

İnsanlar neleri özler? İlk akla gelen yanıt; yaşanmış olanları, bilinenleri ve özlemle beklenenleri. Özlemlerin bir ayağı geçmişe basar. Genellikle geçmiş istenir yaşanmışlıklar barındırır. Geçmişe ilişkin özlem kabarması mevcut koşullarda işlerin iyi gitmediğini gösterir. Geçmişi özlemek için çdevamı +

Hukuk devleti

Hakkın olmadığı yerde hukuk da kendine yer bulamaz. Her ne kadar görece olsa bile, adalet toplumların omurgası ve taşıyıcı kolondur. Adaleti en iyi şekilde yaşam test eder. “Adalet mülkün temelidir”! Söylemi, devletin temelini işaret eder. Burada  “mülk” devlet yerine kullanılmaktadır. &nbdevamı +

Açmazlarımız

Doğal kaynakların yok ise ve gerektiği kadar üretmiyorsan, sorunlu bir yaşamın içindesin demektir. Dahası, elindeki tüm varlıkları elden çıkarmışsan, geriye geleceğini rehin bırakmaktan başka çare kalmaz. Geleceği borçlandırılan bir ulus öncelikle ulus olma niteliğini yitirir. Borç veren ve alacaklı olan devamı +

Çalmak

Türk Dil Kurumu sözlüğü çalma sözcüğünü ayrıntılı bir biçimde yanıtlıyor:1. -i, -e Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak"İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı." - F. R. Atay2. Vurarak devamı +

Her şey çok güzel olacak!

Yaşamın aynasından yansıyan ve gerçeğin imbiğinden süzülen şey “slogan” olarak adlandırılır. Bu yazının başlığı böyle bir gerçekliğin ifadesidir. Slogan, istemlerin hapa dönüştürülmüş halidir. Yaklaşık olarak aynı şeyleri çağrıştıran bir ortak paydadır. Ortak paydalar çoğulluğu işaret devamı +

Bir lider doğdu

Duyarlı ve bilinçli kitlelerin demokratik taleplerinin hukuka ve yasalara aykırı olarak engellenmesi, büyük bir toplumsal enerjinin açığa çıkmasına neden olmuştur. Kazanımlara ve temel haklara yönelik, ahlaktan yoksun hak ve hukuk tanımaz yaklaşımlar, bu eylemleriyle kendi geleceklerine noktayı koymuşlardır. Kidevamı +

Son mektup

Üç fi­da­nın son mek­tup­la­rı­nı say­gı­de­ğer okur­la­rım­la pay­laş­mak is­ti­yo­rum. Ül­ke­min bütün ne­hir­le­ri de­ni­ze akar.Son mek­tup – deniz gez­miş“Baba,Mek­tup eli­ni­ze geç­miş ol­du­ğu zaman ara­nız­dan ay­rıl­mış bu­lu­nu­yo­rum. ben ne kadar üzül­medevamı +