Adnan Güllü

Tüm Yazıları


”FENERBAHÇE GALATASARAY ARASINDAKİ CENTİLMENLİK”

  • 29 Kasım 2018 Perşembe


TAVANARASI

Aynı Dili Konuşanlar Değil, Aynı Duyguları Paylaşanlar Anlaşabilir
( Mevlana)

Bir takım eşyaların, güncel kullanımları bittikten sonra, kimi sandık odasında, kimi bir tavan arasında, kimi de eskicilerin mahzenlerinde yıllarca tek başına beklerler. Sonra birileri gelir, onlara, bilgi, emek ve göz nuru, sunarak geri eski hallerine kavuşturur. Bu yeni yaşamın başlangıcı gibidir. Sanki nesnelerin de bir kaderi var dedirten bir anlayış ortaya çıkar.
Bazen birileri de çıkar hemen şu sözü söyler: “Eskiye rağbet olsaydı bitpazarına nur yağardı" Peki "Nereden biliyorsunuz bitpazarlarına nur yağmadığını" diye sorsa birileri, buna verecek bir cevabımız var mı? Zannederim yoktur. İşte onun içindir ki, korunan her eşya ve her bilgi yarınlarımızın oluşmasında bizlere rehberdir.
Bu açıklamalardan sonra, toplumumuzun büyük bir kesmi tarafından ilgi alanına giren, “Futbol” oyunundan bahsetmek istiyorum. Türkiye Birinci Futbol liginin başladığı şu günlerde, bende futbol’un tavanarasına girerek bulduğum o tozlu bilgileri siz değerli okurlara sunma ihtiyacı duydum.
Türk futbol spor tarihin öne çıkmış üç büyük kuvveti, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray, İstanbul’da doğdular, tüm yurda mal oldular. Her biri biri yüzer yılı aşkın bu üç kulüp, bugün gelinen noktada gerek yöneticileri gerek futbolcuları gerekse taraftarlarıyla kimi zaman centilmenlik ve sportmenliğe yakışmayacak hareketlerde bulunsalarda; tarihleri boyunca ahlaklı sporcu olmanın örneklerini sergilemişlerdi.
Ahlaklı sporcu centilmenlik demektir. Bakınız üç büyükler arasında mazide kalmış, ne büyük centilmenlikler var. Şimdikilerine kocaman, kocaman örnekler teşkil etmektedir.
Fenerbahçe ve Galatasaray birleşiyordu ( Fener- Saray Kulübü)
Türk sporunun en eski ve keskin rekabet, kuşkusuz Fenerbahçe- Galatasaray arasında. İlginç olan nokta ise, bu rekabetin son derece de içtenlikle başlamış ve milli duygularla yoğrulmuş olması. O kadar ki kuruluşlarının erken dönemlerinde (1911–1912) ‘de iki kulüp başkanının imzaladıkları bir belge ile birleşme kararı bile alınır.
İstanbul Futbol Ligi’nin devam ettiği 1910’da organizatörlerin tümünün, bu ligi oluşturan kulüplerinde çoğunluğunun ise yabancı ya da azınlık oluşu, Türk kulüpleri için bir handikaptı. Zira 1911–1912 sezonu başlarken haksız bir olay yaşanmış, Galatasaray Futbol Takımı oyuncularından defans(bek) Adnan ( Pirioğlu) Bey ”sert oynuyor “suçlamasıyla Union Clup(Kulüpler Birliği) tarafından, Başkan James Lafontaine imzalı bir belge ile kadro dışı bırakılmıştı. Bu karara karşı çıkan Galatasaray Kulübü’nün lige katılımı engellenmiş ve sarı- kırmızılı ekip kendini ligin dışında bulmuştu.
Bu durum Fenerbahçe Kulübü’nü de rahatsız etmiş, bunun üzerine Fenerbahçe ile Galatasaray kulüpleri toplanarak birleşme kararı almışlardı. Gerekli tüzük kısa sürede hazırlanmış, 26 Ağustos 1912 günü, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Galip( Kulaksızoğlu) Bey, ile Galatasaray Kulübü Başkanı Ali Sami (Yen) Bey’in imzaları eşliğinde, kulüp mühürlerinin bulunduğu 17 maddeden oluşan bir protokol imzalanmıştı. Osmanlı Olimpiyat Komitesi’ne bildirilen bu protokolün orijinali halen Galatasaray Kulübü Müzesi’ndedir.
Bu başvurunun ligi düzenleyen heyet tarafından öğrenilmesiyle birlikte, o yıllarda futbolu kontrol eden yabancı ve azınlık çevreleri telaşlanmış; hemen ertesi yıl Galatasaray Kulübü yeniden lige alınmıştı.
Gerçi o yıllarda düşünülen “FENER- SARAY” emeli yıllar sonra farklı bir şekilde gerçekleşmiş; Fenerbahçe ile Galatasaray, 1934 ‘te Türkiye’ye davet ettikleri yabancı takımlara karşı “Fenerbahçe- Galatasaray karması” olarak oynamışlardır. Bu karmanın forması ise, iki kulübün renklerinin karışımı olan lacivert-sarı-kırmızı olmuştu.
“İlk Beşiktaş- Fenerbahçe derbisi rakip eksik, bizde bir kişi çıkaralım”

Tarih 28 Kasım 1924. Yer Taksim Stadı. İngiliz hakem Mr. Allen’in yönettiği bu tarihi maçın ilk yarısı sona ermiş, her iki takımdan da birer oyuncu atılmıştır. Takımlar ikinci yarıya çıktıklarında, Beşiktaş takımından oyundan atılan Şahap Bey’in sahada bulunduğunu gören hakem, “Sizi sahadan atmıştım lütfen çıkınız “ dediğinde, hakeme itiraz eden Beşiktaşlı Refik Osman Top Bey’de oyundan atılmış ve Beşiktaş 9 kişi kalmıştır.Bunun üzerine, Fenerbahçe kaptanı Zeki Rıza ( Sporel) Bey, hakemin yanına gelerek “ Dokuz kişilik bir takıma karşı, bizim 10 kişi oynamamamız olmaz. İzninizle biz de 9 kişiyle devam edeceğiz. “ diyerek, kendi solaçıkları Seyfi Bey’i soyunma odasına göndermiştir. Neticede, her iki takımın da dokuzar kişi ile devam ettiği bu ilk Beşiktaş- Fenerbahçe derbisini, sarı- lacivertliler 4–0 kazanmıştır.

Zor durumda rakibin yanında olmak Galatasaraylılar fener forması altında

7 Haziran 1932 tarihinde Fenerbahçe Spor Kulübü’nün yaşadığı yangın felaketi ile birlikte, merkez binanın yanı sıra kulübün hemen hemen tüm malvarlığı da yanmıştı. Fenerbahçe’ye yardım kampanyalarının beklenenin üzerinde ilgiyle karşılanmış olması, takıma büyük bir moral olurken daha önce maç anlaşması yapılan Selanik Karması ile oynanacak maç iptal edilememişti.
Bununla beraber, takımı kurmak için gerekli sayıda moralli futbolcu yoktu ve Fenerbahçe Stadı’nda maçın başlamasına saatler kala, ilk 11 oluşturulamamıştı.
Bu arada soyunma odalarının kapısı açılmış; içeriye kaptan Aslan Nihat(Bekdik) başta olmak üzere Galatasaray’ın 6 ünlü futbolcusu girivermişti. Aslan Nihat, üzgün Fenerbahçeli futbolculara bakarak şöyle demişti. “Bu kara gününüzde sizi yalnız bırakamazdık. Bizleri de aranıza kabul ederseniz; ben ve takım arkadaşlarım bu maçta sizlerle birlikte Fenerbahçe forması altında oynamaya hazırız” Fenerbahçeli futbolcular, bu nazik teklifi teşekkürle kabul etmiş ve Selanik Karması maçında sahaya şu kadroyla çıkılmıştı: Avni Kurgan (GS), Yaşar Alpaslan(FB), Ziya Atamer(FB), Muzaffer Çizer (FB), Nihat Bekdik(GS), Fikret Arıcan (FB), Niyazi Sel(FB), Alaaddin Baydar (FB), Zeki Rıza Sporel(FB), Kemal Faruki (GS), Rebii Erkal(GS),
Bu anlamlı maç, Galatasaray takviyeli Fenerbahçe’nin Selanik Karması’nı 4-0 yenmesiyle sonuçlanmış, günün hasılatı olan 910 Lira Kızılay’a bağışlanmıştır. O günlerde bu paranın bir lirasına bile ihtiyacı olan Fenerbahçe Kulübü’nün bu davranışı kendisine çok yakışmıştı. Tabii bu da Galatasaray sayesindeydi.


Adnan GÜLLÜ
Tarih Araştırmacısı


Faydalanılan Kaynaklar.
Tarih Dergisi(2009)
Fenerbahçe Belgeseli