19 mayıs 2019 ve nutuk...

 Bundan tam 100 yıl öncesinin 19 Mayıs gününde Samsun’a, Osmanlı Ordusu’nun 9.uncu Ordu Müfettişi olarak ayakbastı. Resmi görevi, Erzurum, Sivas ve Van illeri ile Samsun ve Erzincan ilçelerinde asayişin sağlanmasıydı… O… Kurmaylık penceresinden ülkeye bakıyor ve şunları görüyordu: “1919 yıldevamı +

Bakalım Ne Yanıt Vereceksiniz ?..

“Sınıf Bilinci” nedir? 1 Mayıs’ın anlamıdır; içeriğidir… Hakim sınıfların korku yüklü rüyasıdır. Hükümetlerin polisiye/askeri/inzibati tedirginliğidir. Ama… Emekçinin bayramıdır…   Sınıf bilinci, ücret mücadelesinin siyasi mücadeleye doğru yükseltildiği bir farkındalıktır. İdevamı +

Külahlar Çeşit Çeşit…

Seçimde oy kullanan seçmen sayısı belli. Her bir partinin aldıkları oy sayısı da öyle. Ama Bahçeli aynı sonuçları halka başka bir kepçe ile sunuyor; Erdoğan başka… Niçin böyle? Nedeni açık: Halkın gözünü sarıya boyamak ya da pembeyle sıvazlamak… Hangisi işine geliyorsa. Yoğurda hangi yöntemledevamı +

Fesuphanallah!

Sanayinin çöküşünden, tarımın yok oluşundan söz etmeyeceğiz. Artık bu konular sıradanlaştı. Konkordatolar, iflaslar, artan işsizlik, yüksek enflasyon da şimdilik konumuzun dışı… Büyüklerimiz “eden bulur,” derdi. Olan oldu; [gerçekten] eden buldu… Geçiyoruz. İç cepheyi yavan bir hır-gür dalaşdevamı +

Ters Köşeye Yatmamalıyız

Diyelim ki, [malum nedenlerden dolayı] Başakşehir’in şampiyon olmasını istemiyorsunuz. Önümüzdeki Cumartesi günü de Beşiktaş Başakşehir ile oynuyor. Ve siz, küme düşme korkusunu yaşıyor olsanız da, [iyi günde-kötü günde] sağlam bir Fenerbahçelisiniz. Birinci soru: Kimin kazanmasını istersiniz? İdevamı +

23 Nisan Çocuk ve Egemenlik Bayramı… Kutlayamıyorsunuz. Atatürk anıtına gidip, bir çelenk koyamıyorsunuz. Nasıl bir egemenliktir bu? Bu yasaklı milli bayramların gerekçesi nedir? Bu garip baskı ortamında “yerli ve milli” olan nedir? Açıklanmayan, bilinmeyen ve dolayısıyla da halktan saklanan bu gerekçdevamı +

İşkembe Çorbası

Seveni var, sevmeyeni var… Ama yararını tartışan pek yok. Özellikle iki kadehi üçe, beşe, onbeşe çıkartmışsanız, sonrası için tartışılması mümkün olmayan bir “çorba…” Doğal olarak her çorba gibi içinde karmaşık şeyleri-maddeleri-reaksiyonları barındıran bir ilaç… Hem ilaç, hem çorba,devamı +

Ertık ve nihayet..

Artık önümüze bakalım… Seçildik/seçilemedik, bir kenara bırakalım. Beklentilerimiz gerçekleşti-gerçekleşmedi boş verelim, boşundan geçelim… Kişiselliği, kişisel çıkar doğrultusunda koşturmayı [hiç değilse bir süreliğine] gündemin öteki tarafına fırlalatalım. Hamasi söylemlerin tavanına düdevamı +

Siyasal ve sosyal sorumluluk bir tarafta… Koltuk sevdası, rozet düşkünlüğü ve kişisel hırsların esiri olmak öteki tarafta… Bu iki taraf arasındaki tercihi belirleyecek olan unsur; kişisel, içe dönük, bireysel sorumluluktur. Sorumluluk duygusunun ürettiği en değerli haslet ise, içtenliktir. Toplum içindedevamı +

Nasılsınız… İyi misiniz?

Avrupa Birliği ülkelerinin hepsi ile kocaman sorunlarımız var. Altına resmen imza attığımız “ortak kültür çıtası” çöp tenekesine atılmış durumda. ABD ile aramızda oluşan uzlaşılması mümkün olmayan ihtilaflar sıcak çatışmalara dönüşmek üzere. Komşularımızla kronik sorunlarımız zamana yaydevamı +

Kişisel konkordato

Takım için varını yoğunu ortaya koymak var; bir de tribüne oynamakla gönül eğlendirmek… Sahada adam gibi ter dökmek yerine, hakemi yanıltmaya çalışarak oyundan atılmamaya çalışmak… Bu davranış biçimlerinin birinde erdem vardır; ötekinde yalan dolan… Oysa… Gerçek –sadece- gerçektir. Neresinden devamı +

Abesle İştigal …

Ülkenin nerelerden nerelere geldiğinden söz etmek, abes… Bu konuyu gündeme alarak yazı yamak ise, (sonuç olarak) abesle iştigal… Bu yazıya gözü takılarak okumaya kalkışan herkes bu “sorun”un yanıtını biliyordur mutlaka. Peki ülke bu yerdeyken, İstanbul’da İmamoğlu’na mazbatası hala verilmemişkendevamı +

Merhem...

Her şey o kadar kirlendi ki… Siyasetin çamurlu zemini o ölçüde ağırlaştı; hırsının kölesi olan insan sayısı o kadar çok arttı ki… Dükkânın içi değil, vitrinin süsü o denli önem kazandı ki… Dimağında sağduyu biriktirmiş, gönlü serin insanlarda takat kalmadı, yorgunluk baş gösterdi… Alçdevamı +

Milliyetçilik, “Ulus Devlet”in ideolojisidir; emperyalizme karşı bayrak sallamasıdır… Emperyalizmin bu bayrağa karşı ürettiği ideoloji ise, etnik ayrımcılıktır. Böl ve parçala sloganı ise, söz konusu ayrımcılığın kültürel düzlemde kullandığı etkili bir silahtır. Kültür emperyalizminin toplumdevamı +

Dsp... (Niçin?)

Kazanamayacağınız kesin olan bir yarışmaya niçin girersiniz? 1.- Yıldızınızı parlatmak, kendi kişisel reklamınızı yapmak için. 2.- Yarışanlardan birisine arka çıkmak için… Var mı 3.üncü bir şık? Biz bilmiyoruz. Konuyu siyasi partilere indirgediğiniz zaman iş biraz değişiyor. Ve sanıyoruz sorumdevamı +

Halk sizi seçti, koltuğa oturdunuz; bu koşullarda milli iradeden yana olmak doğaldır. Asıl önemli olan, halkın tercihini yitirdiğiniz süreçte milli iradeye saygı gösterebilmektir. Gülerek oturduğunuz koltuktan, ağlamadan kalkabilmektir… Adalet işte budur. Demokrasi budur. Fazilet, olgunluk, erdem budur. Devdevamı +

İmamoğlu’nun farklılığı nerede? Adamı üç ay önce, İstanbul’un “kıyı-köşe” bir ilçesindeki insanlar dışında hiç kimse tanımıyordu. Şu anda ülkenin her bir köşesinde İmamoğlu konuşuluyor. İktidar medyası ona karşı suskundu. Hemen hemen yandaş medyada onun yer aldığı görüntü süresi devamı +

Hiç olmadığı kadar farklı bir yerel seçim kampanyasının üstünden atladık. Güneşi balçıkla sıvamaya kalktılar, olmadı. Güneşin bir kısmını örtmeyi başardılar ama, yine de (tam olarak) olmadı… Sonuç olarak bu kez, be-ce-re-me-di-ler! Sürdürülen kampanya çok sertti… Hakaret, karalama, kumpas, idevamı +

Didim Halkı Ne Dedi?

Belediye başkanımız, “devam ediyoruz,” dedi… Didim’in aydınlık insanları, “Bizce de uygun, başarılar sayın başkan,” dedi… Deniz Atabay’a karşı kaldırımdan yapılan önde gelen eleştiri, halka dokunmaması ile ilgiliydi. Didim halkı yanıt verdi: “Sen üç kağıtçılara, imar talanının simsardevamı +

Cennete Doğru Bir Adım…

Bu yazı Cumartesi günü sabahı yazılıyor. Yarın 31 Mart 2019… Ve gazetede 1 Nisan günü yayınlanmış olacak. Yani… Şu an 31 Mart’ın getirilerini ya da götürülerini henüz bilmiyoruz. Yani bu yazı 1 Nisan günü zurna zırt dedikten sonra okunacak… Ülke ne tarafa doğru dümen kıracak? Seçmen, beka sodevamı +

Hakları Yok!..

“Küskün” ne demek, anlamak kolay değil. Demek sürdürülen siyasetin ekseninde sadece türlü/çeşitli beklentiler var. Demek bu “var”lar yok olunca ortaya küskünlük çıktı. Böylece tencere doldu ve kaynamaya başladı. Ve küskün rotasını yeniden gözden geçirmeye başladı. Dümen kıracağı sokaklardevamı +

31 Mart sadece basit ve sıradan bir yerel seçim değil. Hemen iki adım ötesinde ülkenin geleceği ile ilgili ciddi bir yol ayrımı niteliğini de taşıyor. Bir “beka” sorunu, yani var olma ya da yok olma meselesi olmasa da, bu anlamda önemli bir kilometre taşı… Ama 31 Mart [aynı zamanda] tek tek her birimiz içidevamı +

Bu İşin Ortası Yok…

Neleri savunduk yıllar yılı… Neleri savunmaya devam ediyoruz? Demokrasi, hukuk devleti, Cumhuriyet değerleri, tam-bağımsızlık, aydınlanma düşüncesi, hakça bölüşme, siyasal ve ekonomik özgürlük… 31 Mart işte tüm bu değerlerle, karşıtlarının seçimidir. Sırat köprüsünün ta kendisidir. Saflardadevamı +

Kaynatılmaya Çalışılan Kazanlar

İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanını seçeceğiz. Sonra ilçe belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini… Sonra Ankara, Konya, Edirne, Aydın (Didim) falan… Diyorlar ki, ülkenin beka sorunu var: Bizi seçin! Ne demek beka? Varlık, var oluş… Demek ki, örneğin İstanbul’u CHP kazanırsa ülke vadevamı +

Şaibesiz Bir Temizliğe Doğru…

Akbük yoğun turizm potansiyeline sahip bir yöre (şimdilerde mahalle…) Orman, deniz, güneş, temiz hava. Ve temiz bir doğaya sahip. İşte tüm sermayesi de bunlar… Bu zenginlikleri baltalayan en önemli unsurlar neler? 1.- Deniz kirliliği. Çözümü ne? Alt yapı-kanalizasyon… 2.- Sivrisinek yoğunluğu. Çödevamı +

Çünkü Görevliyiz…

Sürekli olarak kendimizi tekrar ediyoruz. Belli ahlaki değerler, dürüstlük, parti disiplini gibi değerleri sürekli olarak öne çıkartmaya çalışıyoruz. Neden böyle bir sıradanlığın içine düşüyoruz? Çünkü ihtiyaç var. Ortam bunu gerektiriyor. Çünkü bu satırları karalayan kişi keyif olsun diye yazdevamı +

Okuma Uçurumu

“Ne kadar okuyup öğrenirsek, o kadar farkına varırız cahilliğimizin…” Böyle demiş düşünürün birisi… Sanıyoruz çok çok okumuş ve sonra birden bire, içine yuvarlandığı o muhteşem dipsiz kuyunun farkına varmış… İşte farkındalık budur. Bir o kadar da acımasız, içe dönük bir sorgulama vardevamı +

Meselenin özü, adil bir yaşam… Hakça bölüşme, insanca yaşama. Bu özlü amaç uğruna tarih boyunca insanlar öldü, koca koca devrimler yapıldı… Adaleti kendi çıkarına kullanmak için her çareye başvuranlara, hakça bölüşme idealinin ortasına kılıcını saplayanlara karşı yiğitçe direnildi… Küdevamı +

4 Haritacı… Ve Kirliliğin Dibi!

Kirli haber, kirli merkezlerde üretilir ve kirli bir zeminde servis edilir… Temel amaç, kirliliği bulaştırmak, birilerinin üstünü başını kirletmeye çalışmaktır. Bakınız sosyal medyadaki türlü/çeşitli kirliliklere; iğrenmeden tiksinmeden bakabiliyor musunuz?.. En son manşette yer alan flaş kirlilik, devamı +

O… Nasıl Biri Olmalı?

Nasıl bir belediye başkanı seçmek istersiniz? Yani… Bulunduğunuz yörenin yerelini yönetecek olan başkanda hangi nitelikler olmalı? Evet… En önde gelen nitelik hangisidir? Dürüstlük mü? Bizce de öyle… Yemeyecek, yedirmeyecek! Yani, alışılageldik bir belediye başkanı olmayacak! Kayırmacı olmayacak, devamı +

Buyurun Siz Yanıt Verin…

Bugün tersine bir şey yapalım: Biz yeni hiçbir şey söylemeden, sözü size ikram edelim. Aşağıdaki satırlarda küçük bir anket düzenledik. Memleketin [ve hepimizin] hal-i pür melalini ortaya koyacak kısa/kısa birkaç soru… Hem de uzun lafa hacet kalmadan; açık, net, yalın, bire-bir… Bu sorulara gerçekçidevamı +

Hayırlı Anketler Olsun…

Anketler ne kadar doğru söyler?.. Bilebilmek olanak dışıdır. Bu yüzden de güvenilirlik konusunda sicili berbattır. Anketler her şeyden önce, parayı verenin düdüğünü çaldığı bir alış veriş işidir. “Özel” sektör becerisidir. Anketi yaptıranın iki hedefi olabilir: 1.- Gerçekten durum-vaziyeti devamı +

Akbük gerçeği

Bir vakitler Akbük’de “Akbük Gerçeği” isimli bir gazete çıkmıştı… Gerçeği yansıtan haberleri ile, çevre değerlerini ön çıkartan duruşu ile ve hatta en çok okunan “Bihter”i ile… Size bugün o gazetede yayınlanan bir köşe yazısını aktaracağız. Bakın bakalım ne değişmiş? Bizler mi? Akbdevamı +

Yarın Çok Geç Olabilir

Dikkat ettiniz mi bilmiyoruz: AKP vitrininde bir süredir sadece o var. Mahir Ünal, Ömer Çelik, Numan Kurtulmuş ve benzerleri tribündeki localarına sindiler; sindirildiler… Tek sahnede bir tek o var. Peki neden? Partili Cumhurbaşkanımız strateji ustası olmasa da, taktik konusunda oldukça maharetli. Strateji olmadevamı +

Aynaya Bakma Önerisi…

Ülke ciddi ve acımasız bir savaşın eşiğine geldi. Ortadoğu bataklığında “beka” arayışımız tüm riskleri ile birlikte sürüyor, sürdürülüyor. Uzun yıllardır sınırlarımız içinde sürdürülen terör mücadelesi gün geçtikçe sınır ötesi bir süreklilik kazandı. Ancak… Türkiye tüm Dünya’devamı +

Ticaret Kanunu ve Haksız Rekabet

  Ticarette rekabet esastır. Uygulanmakta olan ekonomik sistemimizde bu kural yasalarla çerçevelenmiştir. Rekabet temel bir esas olarak kabul edilince, doğal olarak bu serbestliği sınırlayan ya da ihlal eden fiil ve davranışlar da yasaklanmıştır. Bu yasaklamaların toplamı Türk Ticaret Kanunu’nda “Haksıdevamı +

Günaydın...

Bir insanın “dünya görüşü”nü belirleyen birden çok katman var. Çocuk, ailenin inanç-gelenek-ahlak değerler sistemi içinde yaşamına adım atıyor. Sonra başına neler geliyor neler… Okul eğitiyor, arkadaşlar eğip/büküyor. Televizyon, medya anasını [hüngür/hüngür] ağlatıyor. Ve sonra büyük/iridevamı +

Gitmeyi seçtikleri yol engebelidir; kenarları sivri-dikenli tellerle çevrilidir. Çok ikaz edildi. Dinlemediler. Ve sonunda olanlar oldu: AKP kamyonunun lastiği patladı. Ama lastikler dublex… Hemen puflayıp, jantın üstüne tepe/taklak oturmuyor. Hem sonra, kamyonun bagajında işe yarar stepneler de var: FETÖ, PKKdevamı +

Duyduk ki, AKP yerel seçim propagandası için Akbük pazarına “şeref vermiş”… Hoş gelmiş, sefalar buyurmuş. Sonradan olma çatma AKP’li sayın teknik direktör, takımı ile birlikte şöyle bir dolaşacak olmuş pazaryerini… Eyvah ki eyvah! Kem gözler/iğneli sözler/kınayan bakışlar/üzgün ve biraz süzgdevamı +

Siyasetin gerçekler üzerinden yapılması gerek. Oysa ısrarla, algılar üzerinden yapılıyor. İnsanların bilinçlerine değil, hissiyatlarına hitap ediliyor. Onlara “dokunmak”tan söz ediliyor. Yani… Önemli oldukları hissettirilecek, elleri sıkılacak, sırtları sıvazlanacak, sanal bir dostluk bağı kurulacadevamı +