İşte yine o gün… İşte yine onun heykelinin önünde başlarımız öne eğik. Resmi dairelerde bayraklar yarıya indi. Kulaklarımız hoparlörlerden yükselen tiz sesle çınlıyor: -      Sarı saçlı mavi gözlü… Nerdeeee?.. Peki ya sonra?.. Sonrasında bir şey yok. Hiçbir şey yok.devamı +

Vekâletin Kötüye Kullanılması

Genel olarak halkının temel talepleri şöyle özetlenebilir: Ekonomik refah. Kendi kendini yönetme hak ve imkanına kavuşmak. Tam bağımsız bir ülkeye sahip olmak. Barış içinde yaşamak. Bu unsurlar bir ülkede mevcut ise; mutluluk vardır, refah hüküm sürer, özgürlük meydanlardan sokaklara, oradan da evlerin devamı +

Lütfen çevrenize daha bir dikkatlice bakın. Göreceksiniz: -      Bu ülkede bir şeyler oluyor. Ülkeye ve yaşadınız yöreyi iki göz, iki kulak, bilinç ve gönlünüzce bir kez daha izleyin… Sosyal medyaya bu pencereden bir kez daya bakın. Nasıl mı? Örneğin, facebook arama motoruna devamı +

CHP Türk siyasi tarihi içinde en doğurgan partidir. Demokrat parti onun içinden çıkmıştır. Bugünkü MHP’nin anneannesi olan Bölükbaşı’nın Millet Partisi de öyle… Derken 27 Mayıslı günlerin sonunda DP’nin yerine kurulan, başta Adalet Partisi olmak üzere diğer partiler. Sonra 12 Eylül: SODEP, Halkdevamı +

Eleştiriye açık olmak, özgüven duygusunun [ve gücünün] en belirgin göstergesidir. Eleştiriye kapalı olmak ve tahammül göstermemek ise, tam tersi bir psikolojik durumun otomatik refleksidir. Üstelik eleştirilere kapınızı kapattınız mı, kendi gelişmenizin kapısını da kapatmış olursunuz; yanlışlarınızdevamı +

Canım Sıkılıyor...

Yarın 29 Ekim. Cumhuriyetimizin hem resmen, hem fiilen ve hem de sahiden kuruluşunun 96. yıldönümü. Adet olmuş, her 28 Ekim’de bir yazı yazıyorum. Yazıyoruz, yazıyorlar. Politikacılar nutuklar atıyor; her türlü başkan açıklamalar yapıyor, demeçler veriyor. Anıt Kabir’e gidiliyor, o güzelim deftere caf/devamı +

Siyaset bir koltuk-kapmaca oyunu değildir. Adam eksiltme, çelme takma, her türlü melaneti hayata geçirme düzenbazlığı hiç değildir. Bir ülkenin bağımsız ve adil bir sosyal devlet olmasının; vatandaşın huzur içinde yaşamını sürdürmesinin alt yapısını inşa etmeyi hedefleyen özverili bir mücadelenin addevamı +

El sallıyorum…

Hayatın ekonomik mücadelesini [bir süre de olsa] ıskala… Yaşamanın görünür keyiflerini süzgeçten geçir, filtrele… Ve otur, 420 sayfalık bir kitap yaz. Yetmedi… İkincisi için de canını-dişine-tak, çalış/çabala… Sabahları saat 5’lerde uyanıp, masanın başına geçmek gibi bir disiplini süreklidevamı +

Tüm yaşamı savaşlar içinde geçen Gazi Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyor: -      Ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe savaş bir cinayettir. Yani, vatanın savunması için silaha sarılmak gerekli olacak; şartlar illaki zorunlu kılacak. Bugün yaşanan ortamda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Sdevamı +

Yeni çare [ ya da yol-yöntem] TIR Atatürkçülüğü’dür. Dahiyane bir buluştur gündeme getirilen “etniklik[!]..” Haberler, iletiler, birkaç kişinin akıllı telefonlardan gönderilen “akıl” yüklü iletişimler aracılığı ile öğrendik ki, Didim’e, oradan da Akbük’e Atatürkçü TIR’lar sükûn edecdevamı +

Çevre mi… Kültür mü?

Çevrecilik, öncelikle temizliği gerektirir. Temizlik bilincini öne çıkartır. Çevreyi kirletmeyeceksin. Ama çok daha önemlisi: Yaşamı kirletmeyeceksin! Kişiliğini, kimliğini kirletmeyeceksin. Erdemine toz kondurmayacaksın. Sürekli olarak temizlenme işlevi ve meşgalesi içinde olacaksın. Arınacaksın. &nbdevamı +

Dükkân, Vitrin, İflas, Müflis…

Vitrin, dükkânın içinde olanları sergilemek içindir. Peki dükkanın içinde bir şey yoksa… Ya da var olan her şey sadece vitrine konan üç-beş kontrplaktan mamul biçim-şekil-süsten ibaretse dükkan sahibinin yapacağı tek şey, konkordato ilan etmektir. Bu çare de yeterli gelmezse, [bunun ötesi kaçınılmazddevamı +

Dibi kalaylı kazan…

Akbük’de faaliyet gösteren amaçları birbirine oldukça yakın iki dernek var: Akbük Kültür ve Çevre Derneği [AKÇED] ve Akbük Doğa ve Düşünce Derneği [ADDD]… Her iki derneğin de ilk sözcükleri Akbük. İlkinde yer alan Çevre sözcüğünün yerini ikincisinde Doğa sözcüğü almış. Birinin isminde Kdevamı +

Sol Niçin Tırnak İçinde?

Kimileri soruyor, “Sol” Sinyal adlı kitabın isminde niçin sol sözcüğü tırnak içinde? Ne anlamı var bu iki adet tırnağın? Hele hele… Kitabın tanıtım yazısının başlığı işi daha da çetrefil hale getiriyor [muş!]… Başlık şöyle: Tırnak İçine İtilmiş “Sol”un Öyküsü. Evet, bu böyle bdevamı +

Evet… Adli tatil aralarında, oradan buradan biriktirdiğimiz küçük anları, sürelerin üstüne ekleyip biriktirerek, sonunda bir kitaba başladık… Ve en önemlisi bitirdik. Kitabın adı: “Sol” Sinyal… Kitabın konusu ise, kısaca, [sanki] bir “yol öyküsü.” Kerem ile Kerim isimli iki karavancının, biri devamı +

Akbük’de yer gök niçin inledi?

Bir bileni var mı? Ya da bir mantığı gören anlayan? Ya da dayandığı bir düşünceye ulaşabilen? Ya da bir kültür ve eğitim hamlesi, ya da felsefesi? Var mı? Bu “ya da”lar daha da çoğaltılabilir. Ama neye yarar?   Olay (özetle] şudur: Süper lüks, oldukça pahalı ve hatta bazıları servet oludevamı +

Kaz Dağları”ndaki Yokuş

Kaz Dağları’ndaki orman katliamı sadece bir çevre sorunu değildir. Basit, yavan ve artık maalesef alıştığımız bir doğa saldırısı değildir. Olup bitenler çok daha büyük ve geniş bir platformda ele alınmalıdır. Bu saldırı gerçekte. Türkiye’nin “ülkesi ile milleti ile” yok edilmesi stratejisinindevamı +

30 Ağustos'ta yenilen düşman kimdi?

Hayır!..  Kurtuluş(Bağımsızlık) Savaşı, Yunanistan’a karşı değil… Emperyalizme karşı kazanılmıştır.. Yunanistan, emperyalist güçlerin Anadolu’da yeniden yapılanan milli orduya karşı öne sürdüğü alelade ve biçare bir piyondan başka bir şey değildir… Ama, ısrarla ve inatla vurgulanarak adevamı +

Sansür çeşitlemesi üstüne

Sansür deyip geçmeyin… İçeriğinde, gücünde ve şiddetinde türlü/çeşitli farklılıklar var. Bir de çeşitleri var: 1.- Siyasi sansür, 2.- Medyatik sansür, 3.- Oto sansür, 4.- Sulh Ceza Mahkemelerinin uyguladıkları sansür…   Bu çeşitliliğin teker teker kısaca tanımlamalarını yapalım: Siyasdevamı +

Bu Ne Biçim Üvey Evlatlık?

Akbük’ün sorunları var mı? Tabii ki var. Her beldenin, her yörenin, her mahallenin kendisine özgü bir takım sorunları olması oldukça doğal. Didim yerelinde bu sorunların çözümü Büyükşehir Belediyesi ile Didim Belediyesi arasında bölüştürülmüş durumda. Yasa böyle. Peki, pratik nasıl işliyor? Haldevamı +

Lafazanlığın Dayanılmaz Ağırlığı

Karl Marks’ın başyapıtı Kapital’i okumayanlar bu ülkede Marksist… Hatta solcu, devrimci. Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutku’nun kapağını çevirmeyenler Atatürkçü… “Atam sen kalk da ben yatan” edebiyatı yeterlidir bu mahallede, gerisi ve ötesi gereksiz, hatta laf-ı güzahtır… Bu noktaya kadar gelmişdevamı +

Şunun şurasında “adli tatil”… Şöyle bir ayağımızı uzatıp, bütün yılın yorgunluğunu seyreltelim dedik. Ama durmuyorlar. Ve ne yazık hala durdurulamıyorlar… Kaz dağlarına saldırı, balık üretme-OSB’siyle Didim’in turizm geleceğine saldırı ve son olarak maden arama ihaleleri ile Aydın-Didim-Kudevamı +

Mesela...

Siyaseti; rakip bellediklerinizin kuyusunu kazarak değil; onlardan daha becerikli, daha yaralı, doğru ve dürüst olduğunuzu yaşamın pratiği içinde kanıtlayarak yapabilirseniz; size adam derler; hem de büyük bir adam. Tersine bir yola saparak yürüyüşünüzü sürdürürseniz kötünün de kötüsü olmaya devam ederdevamı +

Genel ve Yerel Muhalefet

Muhalefet, demokratik sistem ile ilgili tüm süreçlerin vazgeçilmez bir unsurudur. Muhalefetsiz bir demokrasi düşünmek mümkün değildir. Ancak… Muhalefet, iktidarın dibini oymak için değil, ortaya konan çalışmaların üstüne koymak için yapılır… “O koltuktan sen kalk, ben oturayım,” çıkarcılığındevamı +

3,1416 neydi hatırlayanınız var mı? [Hani okulda üç-bir-dört-bir-altı diye ezberletmişlerdi] Olmadı mı? O zaman hatırlayanlar hatırlayamayanlara bir zahmet anlatsın: “pi” sayısı… Peki, dairenin çevre uzunluğunun formülü neydi? Biz söyleyelim: 2 x pi [3,1416] x r [dairenin yarıçapı]. Ya dairenin adevamı +

Merdiven altı Dükkan Tasfiye Süreci

Diyelim ki, oturduğumuz mahallede ana cadde ile dar bir sokağın kesiştiği kavşağa yakın bir dükkan açtık. Onu bunu satacağız. Üçe alıp beşe pazarlayıp, merdiven altı muhasebesi ile KDV hariç “ekmek paramızı” kazanacağız. Hayırlı işler, dedi dost düşman. Sağ olun dedik, gerine gerine. Kaldırddevamı +

Ya Siyah Ya Beyaz...

Sorumluluk yetisi iki yönlüdür: A.       Kişisel sorumluluk, B.       Toplumsal sorumluluk. İlki, kişisel olarak kendimizi geliştirmemiz ve derinleştirmemizin motorudur. İkincisi ise, içinde yaşadığımız toplumun yararı yönünde emek ve çaba sarf etmekdevamı +

Sürekli aynı şeyi tekrarlıyoruz: -      Vitrine neler konduğu değil, dükkânın içeriği [zenginliği] önemli… Derdimizi bir türlü anlatamıyoruz. Ama, “tevekkül tü taalallah…”  sabır! Süreklilik, istikrar… Böylece… Bıkmadan usanmadan dükkânın içeriğini gündemde devamı +

AKÇED resmi olağan kongresini yaptı. Aklandı, paklandı, yenilendi. Biraz [hatta oldukça!] geç de olsa sonunda “kuruluş felsefesine” geri döndü. Teknoloji söyleminde buna “fabrika ayarlarına geri dönüş” deniyor. Nedir bu felsefenin temel taşları? Sıralayalım: Çarpık kentleşmenin karşısında durmdevamı +

 Ülkenin geldiği [getirildiği] yerin fotoğrafını çekmek için Didim’den kalktık, İstanbul’a uzandık… Üstlendiğimiz sorumluluk sadece fotoğraf çekmekle sınırlı da değil. Görev tanımında denetlemek var, demokrasiyi, adaleti kollamak ve gözetmek var. Bir ülkede seçim yapılacak. O ülkenin Barodevamı +

Zor dostum zor...

Bir çocuk düşünün, sahici bir çocuk… Örneğin henüz “reşit” değil; yani hukuken “iyiyi kötüden ayırma yeteneğinden [henüz] yoksun…” Alından elinden onun oyuncağını, durum vahimdir: avaz avaz ağlar; sızlanması doğaldır. Ama bir de oyuncağını kendi düşürüp, kırmışsa… Biteviye ağlamadevamı +

19 mayıs 2019 ve nutuk...

 Bundan tam 100 yıl öncesinin 19 Mayıs gününde Samsun’a, Osmanlı Ordusu’nun 9.uncu Ordu Müfettişi olarak ayakbastı. Resmi görevi, Erzurum, Sivas ve Van illeri ile Samsun ve Erzincan ilçelerinde asayişin sağlanmasıydı… O… Kurmaylık penceresinden ülkeye bakıyor ve şunları görüyordu: “1919 yıldevamı +

Bakalım Ne Yanıt Vereceksiniz ?..

“Sınıf Bilinci” nedir? 1 Mayıs’ın anlamıdır; içeriğidir… Hakim sınıfların korku yüklü rüyasıdır. Hükümetlerin polisiye/askeri/inzibati tedirginliğidir. Ama… Emekçinin bayramıdır…   Sınıf bilinci, ücret mücadelesinin siyasi mücadeleye doğru yükseltildiği bir farkındalıktır. İdevamı +

Külahlar Çeşit Çeşit…

Seçimde oy kullanan seçmen sayısı belli. Her bir partinin aldıkları oy sayısı da öyle. Ama Bahçeli aynı sonuçları halka başka bir kepçe ile sunuyor; Erdoğan başka… Niçin böyle? Nedeni açık: Halkın gözünü sarıya boyamak ya da pembeyle sıvazlamak… Hangisi işine geliyorsa. Yoğurda hangi yöntemledevamı +

Fesuphanallah!

Sanayinin çöküşünden, tarımın yok oluşundan söz etmeyeceğiz. Artık bu konular sıradanlaştı. Konkordatolar, iflaslar, artan işsizlik, yüksek enflasyon da şimdilik konumuzun dışı… Büyüklerimiz “eden bulur,” derdi. Olan oldu; [gerçekten] eden buldu… Geçiyoruz. İç cepheyi yavan bir hır-gür dalaşdevamı +

Ters Köşeye Yatmamalıyız

Diyelim ki, [malum nedenlerden dolayı] Başakşehir’in şampiyon olmasını istemiyorsunuz. Önümüzdeki Cumartesi günü de Beşiktaş Başakşehir ile oynuyor. Ve siz, küme düşme korkusunu yaşıyor olsanız da, [iyi günde-kötü günde] sağlam bir Fenerbahçelisiniz. Birinci soru: Kimin kazanmasını istersiniz? İdevamı +

23 Nisan Çocuk ve Egemenlik Bayramı… Kutlayamıyorsunuz. Atatürk anıtına gidip, bir çelenk koyamıyorsunuz. Nasıl bir egemenliktir bu? Bu yasaklı milli bayramların gerekçesi nedir? Bu garip baskı ortamında “yerli ve milli” olan nedir? Açıklanmayan, bilinmeyen ve dolayısıyla da halktan saklanan bu gerekçdevamı +

İşkembe Çorbası

Seveni var, sevmeyeni var… Ama yararını tartışan pek yok. Özellikle iki kadehi üçe, beşe, onbeşe çıkartmışsanız, sonrası için tartışılması mümkün olmayan bir “çorba…” Doğal olarak her çorba gibi içinde karmaşık şeyleri-maddeleri-reaksiyonları barındıran bir ilaç… Hem ilaç, hem çorba,devamı +

Ertık ve nihayet..

Artık önümüze bakalım… Seçildik/seçilemedik, bir kenara bırakalım. Beklentilerimiz gerçekleşti-gerçekleşmedi boş verelim, boşundan geçelim… Kişiselliği, kişisel çıkar doğrultusunda koşturmayı [hiç değilse bir süreliğine] gündemin öteki tarafına fırlalatalım. Hamasi söylemlerin tavanına düdevamı +

Siyasal ve sosyal sorumluluk bir tarafta… Koltuk sevdası, rozet düşkünlüğü ve kişisel hırsların esiri olmak öteki tarafta… Bu iki taraf arasındaki tercihi belirleyecek olan unsur; kişisel, içe dönük, bireysel sorumluluktur. Sorumluluk duygusunun ürettiği en değerli haslet ise, içtenliktir. Toplum içindedevamı +