Var mı İnecek?

2  = ? Nedir bu eşitliğin sonucu? Zorlamayın kendinizi… Çünkü bu nokta, matematiğin de konkordato ilan ettiği eşiktir… Eşiktir. Çünkü bu yoldan hiçbir yere varılamayan çıkmaz ve belirsiz bir sokaktır. 4 = 2…’dir! Yani irrasyonel değildir; çünkü akla uygun, us yönünde, yani rasyonel bir karşdevamı +

Reklama İhtiyaç Duyma Zafiyeti…

Dükkânınızdaki mal gerçekten iyiyse, reklama ihtiyacınız yoktur.Satacaksanız, içiniz ferah/gönlünüz rahat olsun, sürün piyasaya…Satmayacak da kiraya verecekseniz, yine aynı noktadasınız. Korkmayın, çekinmeyin; kiracınız sizi er/geç bulur.Nerede olursanız olun, hangi yükseklikteyseniz fark etmez, tırmanırdevamı +

Figan Eylemek

Bir insanı, hele hele toplum içinde sivrilmeye kafasına koymuş bir “adem”i gerçekten tanımak mı istiyorsunuz? Işığa tutun… Söylemlerini bir kenara koyun, röntgenini çekin ve iskeletini izleyin. Omurgasında bir eğrilik olup olmadığını kontrol edin. Belinde öne-arkaya-her iki yana bir kayma olup olmadıdevamı +

Nutuk

Atatürk bir put değildir. Onu kutsallaştırmak, düşünce alanından uhrevi, irreel bir alana doğru itelemek gerçek anlamda ona ihanet etmekle eş değerdedir. Bilerek-bilmeyerek Atatürk düşmanlarının hizmetine girmek demektir. Bakın bu konuda kendisi neler diyor: “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek dedevamı +

Hayal mi kuruyoruz?

Yerel yönetim organlarında çok sayıda aday [adayı] olması parti içindeki dinamizmin göstergesidir. Ayrıca demokrasinin de bir gereğidir. Hoş karşılanmalı ve hatta desteklenmelidir. Ancak… Adayların birbirinin dibini oymaması şartıyla… Rekabet bahanesi ile partiye zarar vermemek koşulu ile… İzliyorsundevamı +

 10 Kasım tüm ulusumuz için bir matem günü. O büyük kurtarıcıya olan sevgi, saygı ve minnet duygularımızı ortaya koymamız gereken önemli bir gün. Bu acı günü anarken topluma karşı duymamız gereken sorumluluklarımızı sorgulamamız gereken bir hesap günü… Birleşmenin, güç tazelemenin fitilini adevamı +

Demokrasi Zor Zanaat… Zor!

Demokrasi Zor Zanaat…  Zor! Sorunun asıl kaynaklandığı yer: “Ben” ve “Biz” ikileminin orta yeri… Sonuç olarak çözümün kaynaklandığı yer de aynı adreste… Siyasette de öyle. Kişisel ilişkilerde de böyle… Siyasette ben mantığı birleşmeyi değil, ayrışmayı doğurur. Toplumsal mücadeledevamı +

Haydi, bayrakları yarıya indirelim. Saat 9’u 5 geçe olduğumuz yerde ayağa kalkıp, başımızı önümüze eğelim. Ve saygı ile O’nu anıp, selamlayalım. Sonra?.. Sonra işimize devam edelim... Kaç yıldır yaptığımız budur. Bildik bileli tekrarladığımız... Ve tekrarladıkça monotonlaşan, tek düze birdevamı +

Bazı [biraz] çevreciler şöyle buyuruyormuş: “Biz de imar talanına karşıyız, ama… Niçin şimdi?” “Şimdi seçim kargaşası var. İmar çarpıklığına seçimlerden sonra karşı çıkacağız… Aslında biz de Altınkum’a dikilen ikiz kulelere karşıyız, ama…” Oysa; Talana, çarpıklığa, çevre katdevamı +

Yeni Dünya İnsanı…

“Yeni Dünya Düzeni”, sadece bir ekonomik sistem midir? Hayır, değildir. Aynı zamanda insani değerlerin tarumar edildiği bir yönetim biçiminin adıdır. İnsan ilişkilerinin bu sistem yolu ile erozyona uğratıldığı yeni “Dünya Görüşü”nün ürünüdür. Bu görüşün iletişim araçları yolu ile egemedevamı +

Aslında O Da Haklı…

Ya da çaresiz… Çaresizlik insanı haklı kılar mı? Kılmaz! Ama evde çocuk, mutfakta eş, çarşıda bakkal hep aynı şeyi bekliyor: Para! Tuzu kuru adamın ahlak dersi vermesi kolaydır. Zor olan, okula gitmek için ayakkabısının bağcıklarını bağlamakta olan veledin harçlığını kazanıp cebine koyuvermektidevamı +

Ciğer Borsada Kaç Para Ediyor?

“Ciğeri on para etmez” lafını öğrendiğimizde 40 para bir kuruş ediyordu…Üç kuruşla ise, öğrenci pasosuyla tramvaya binilip, örneğin, Eminönü’nden Topkapı’ya gidilebiliyordu…10 adet 10 para, bir adet ortası delikli 100 para demekti.Ancak, [söylenenlere inanmayın] o zamanlar da ortalıklarda “ciğeridevamı +

Hırsına ve öfkesine kapılan bir insanın öncelikle damarları daralır. Damarlar daralınca beyine eskisine nazaran çok daha az kan pompalanır. Daha az oksijen gider. Sonuç ne olur? Düşünme yeteneği düşüşe geçer. Saçmalama olağanlaşır. İnsan uzağı filan boş verin, iki adım önünü bile doğru dürüdevamı +

Bu satırları karalayan kişi, Akbük Kültür ve Çevre Derneği [AKÇED]’in kurucusudur. Akbük’de mutlaka bir çevre derneği olmalıdır, diyerek… Akbük halkının kültürüne karınca kararınca omuz vermeye çalışan bir Akbüklüdür… Hiç kimsenin zihninde böyle bir düşünce henüz yer etmemişken, bu niteldevamı +

 “Türküm, doğruyum, çalışkanım…” Son günlerde siyaset arenasına taşınan gündem, özellikle bu üç sözcükten ilki ile ilgilidir. Türk çocuğunun “Türk” olduğunu ileri sürmesi sakıncalı bulunmaktadır. Emperyalizmin güdümüne kendisini sere/serpe bırakmış olan kültürümüzün içine düdevamı +

 Bazı “çevre[!]” derneklerinden garip sesler yükseliyor. Diyorlar ki; “Biz de imar talanına karşıyız, fakat…” İmar talanına karşı olmanın ifade edilen “fakat”ı garipten de tuhaf… “Efendim… şimdi zamanı değil” Niçin zamanı değil? “Çünkü, şimdi yerel seçim süreci içindeyizdevamı +

Olmalı… Ya da Olmamalı!

Siyaset, basit ve yavan bir kuyu kazma mekanizması değildir. Olmamalıdır. Olursa ne olur? O ülke, bizimkisi gibi olur… +  +  +   Uzlaşma, siyasetin en önemli ilkelerinden birisidir. Öyle olmalıdır. Olmazsa ne olur? Siyasetçiler birbirini yer; vatandaş yiyecek bir şey bulamaz ve sonuç olarak adevamı +

Yazıklar Olsun!

Evet işte sonunda, “takke düştü, kel gözüktü…” Keskin sirke dibini oymayı –ne yazık ki- sürdürüyor. Kişiliğinin dibine, hırsının benliğinde açılmış olan çukura yuvarlanmaya devam ediyor… Böylece tencere yuvarlanıyor, kapağının yanına çörekleniyor. Bizlere de söyleyecek tek söz kalıyordevamı +

En Azından Ayıp Değil Midir?

       Bu satırları karalayan kişi facebook kültüründen oldukça yoksundur. Hatta zaman zaman yayınlananların bazılarına karşıdır. Evet, bir iç boşaltma anlamında bir nevi terapidir bu yayınlar, ama… Örneğin, “Ahmet oğlu Mehmet bilmem ne kentinde mutlu…” mesajı yazıp, altına devamı +

“Bir Sincap Gibi, Mesela…”

Bir demokratik kitle örgütünün temel görevi, gördüğü eksiklik ya da yanlışlıkları teşhir etmek değil, tamir etmektir… Hele hele bir çevre derneğinin görevi –haydi haydi- böyledir. Çevre sorumluluğu, çevre ihlallerinin alelacele fotoğrafını çekip, ilgililerin dibini oymak için kullanmak değil, o ihldevamı +

İstifa fazilettir… Bir yerde, bir makamda, bir koltukta bulunmaya ya da oturmaya direnç göstermenin tanımını yapmayı ise gereksiz buluyoruz. Arif’e tarif gerekmez. Gerektiğinde, o anı ve noktayı hissettiğinde sana emanet edilen rozeti yakandan çıkartma erdemine sahip olacaksın!.. Bu onuru gösteremiyorsan… devamı +

Devamı Gelecek Sayıda …

Milletvekili, [kitaplarda yazdığına göre] milletin vekilidir. Aynı kitaplar milletvekilini halkın seçtiğini söylüyor. Ama acaba, gerçek böyle mi? Evet böyle, diyorsanız maalesef bilemediniz… Çünkü, milletin vekilini mensubu olduğu siyasi partinin lideri seçer; gerçek böyledir. Seçimin kıstası nedir; kdevamı +

Dürüstlüğün en önemli unsurlarından birisi, gerçeği olduğu gibi algılamak ve onu olduğu gibi yansıtmaktır. Gerçeğe kendi çıkar ve beklentilerimizin gözlüğü ile bakarak onu keyfimizin doğrultusunda yorumlayamayız… Yorumlarsak ne olur? Gerçeğin dışına düşmüş oluruz. Çıkarlarımıza yenik düşdevamı +

Didim Belediyesi’nde Neler Oluyor?

Hayır, başlık yanlış. Ya da eksik. Doğrusu, “Didim Belediyesi’nin dibi, niçin, kimler tarafından ve neden oyulmaya çalışılıyor?..” Esas soru budur. Yazının başlığı da asıl meselenin imbikten geçirilmiş özeti olmalıdır. Peki… Bu iki sorunun yanıtında neler var? Sıralayalım: Yerel ve uludevamı +

İstifa etmenin anlamı…

Bir derneğe üye olmak, öncelikle o derneğin amaçlarını benimsemekle olur. Bir dernekten istifa etmek ise, önceden benimsenmiş olan amaçlardan vazgeçmek anlamını taşır. Derneğin yönetim şeklini ve yöneticilerini benimsemiyorsanız, yapacağınız şey dernekten istifa etmek değil; o yönetim biçimini değiştidevamı +

Cambazhane Yazısı

Nedense bir insanın düşüncesi ile kişiliğini birbirinden ayıramıyoruz… Düşüncesini eleştirdiğimiz insan, “kendi kişiliği”nin eleştirildiğini sanıyor. Hatta bir adım daha ileriye gidiyor ve böylelikle kendisine düşmanca davranıldığını sanıyor. Böyle algılıyor, böyle anlıyor. Ve böylece eledevamı +

Eğer gerçekten Atatürkçü iseniz, Atatürkçü düşünceyi rehber edinip, içinize sindireceksiniz. Bunun başka yolu yok. “Bağımsızlık benim karakterimdir,” diyen bir yüce insanın dünya görüşünü kavramaya çalışacak ve onu yaşamınızın pusulası haline getireceksiniz. Bilindiği gibi; bir ülke bağımsdevamı +

Akbük Kültür Çevre Derneği yaklaşık 11 yıl önce büyük bir umutla kuruldu. Bu satırları karalayan kişi, derneğin kurucu üyesidir. Amaçlanan ideal çevre değerlerinin korunması ve kültür çıtasının yükseltilmesi için emek harcanmasıydı. AKÇED hiçbir siyasi amacın, makamın, hizbin ve çekişmenin tardevamı +

Devamı Gelecek Sayıda…

Alış-veriş, ekonominin merkezinde yer alır. Odağını oluşturur… Alış-veriş insan üstüne olduğunda bu ilişkide “satılan” en önemli unsurdur… Siyasi tarihte, sosyal etikte, günlük yaşantıda sık sık rastlarsınız bu merdiven altı alım-satım ilişkisine… Kişisel çıkar beklentisi bu alış-vedevamı +

Şeyh…

Merak bu ya… İnsanı zamansız ve amansız bir biçimde dürter. Giderilmek ister. Anlamak ister; öğrenmek ister.   Bu satırları karalayan kişi de bu merakın deştiği çukurun içine yuvarlandı ve [her nedense] “şeyh”lik üstüne sorular sormaya başladı. Bastı internetin düğmesine. Açılan sayfadadevamı +

Geçtiğimiz hafta Akbük bir cehennemi yaşadı. Cehennemde bu kez ateşler yanmıyordu, kulakları sağır eden bir gürültü ile cezalandırılıyordu Akbük’ün tatilcileri, yerlileri, sonradan yerli olmaya çalışan gedikli emeklileri… Gürültü yarışmasının yarattığı gürültü kirliliğinden hemen hemen herkedevamı +

Facebook sayfamıza bir haber düştü. Haberin spotunda aynen şunlar yazıyor: “Dünya Çöp Toplama Günü dolayısıyla farkındalık yaratıp çöp topluyoruz…” Haberin devamında şu “önemli[!]” bilgi de var: Bu iş, daha önce Didim’de yaşayan bazı İngilizlerin yaptığı gibi…” yapılacakmış. Akbük devamı +

Sonra Çok Geç Olacak…

Genel seçim şöyle geçti/böyle geçti… Umutlanıldı hayli, sonra karalar bağlandı. Ama küsmeye, sinmeye, mücadele alanını terk edip, ricat etmeye hakkımız yok. Çünkü, Gazi Paşa’nın dediği gibi, “hattı müdafaa değil, asıl sathı müdafaa önemlidir. O satıh ise, bütün vatan topraklarıdır. Tüm sdevamı +

30 ağustos’ta yenilen düşman kimdi?

Hayır!..  Zafer, Yunanistan’a karşı değil… Emperyalizme karşı kazanılmıştır.. Yunanistan, emperyalist güçlerin Anadolu’da yeniden yapılanan milli orduya karşı öne sürdüğü alelade ve biçare bir piyondan başka bir şey değildir… Ama, ısrarla ve inatla vurgulanarak altı çizilmeye çalışılan devamı +

Akbük’de bir süredir balık-ekmek kazanı kaynıyor… Kaynatılan güğümün altındaki ateşe her geçen gün bir çay bardağı daha benzin atılıyor. Şimdilerde işin içine o malum gazeteler de girdi. Olay, kendi somut gerçeğinden sıyrıldı, acıklı bir magazin boyutuna taşındı. Evrensel Gazetesi’nde yayıdevamı +

26 Ağustos Büyük Taarruz’un başladığı gün… 30 Ağustos ise, o büyük şahlanışın zaferle sonuçlandığı gün. Hangisi daha önemli? Soruyu bir de şöyle soralım: -         Yumurta mı tavuktan çıkar?. Yoksa tavuk mu yumurtadan? Ama bu noktada altını çizmek istedidevamı +

 Karar vermek kolay değil. Ama şaşmamak da elde değil… Geçtiğimiz gün yayınlanan Mavi Didim Gazetesi’nden okuyoruz. Aynen aktarıyorum: “Akbük Demokrasi Platformu ile de bir araya gelen Urhan ve ekibi Platform sözcüsü Ferda Kılıç ve platform üyeleri ile Akbük'ün sorunları ve çözüm önerileri hakdevamı +

Acilen… Hemen Şimdi!

Partili Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan TBMM’de tarafsızlık yemini etti. Sonra, Bakanlar Kurulu üyelerini değil [dikkat!], Cumhurbaşkanlığı “kabine”sinin kırmızı plakalı arabalarının “kullanıcı!”larını belirledi. Belirleme yeni sistem gereği- şimdilik kaydıyladır. Örneğin, bir solukta mesdevamı +

Gelin Dostlar…

Seçim bitti. Aydınlık insanların umudu başkan olamadı. Alınan oy eskiye nazaran daha az, çıkartılan milletvekili daha fazla. Cumhuriyet-demokrasi-adalet-uygarlık savaşçılarının yüzleri asık, sinirler gergin… Partinin çatısı, tabanı, tavanı moralsiz. Yönetim hiyerarşisi karışık… Karma-karışıkdevamı +

Yoksa Masal mı Anlatıyoruz?

 İç-Cephe”yi sağlam bir şekilde yapılandırmadan, Dış-Cephe’nin eşiğine bile adımınızı atamazsınız. Hiçbir meydanda ve sandıkta hiçbir mücadeleyi kazanamazsınız. Gerçek anlamda [sahiden] örgütlenemezsiniz. Ve bütün bunların sonucu olarak da, halkın güvenini kazanıp, güçlenemezsiniz. Bir devamı +