Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Farklılıkları korumak

  • 20 Ocak 2018 Cumartesi


Farklılıklarımızı koruyabilmenin kaçınılmaz ön koşulu birlikte hareket etmekten geçiyor. Olmak ya da olmamak konumunun karar evresindeyiz. Eğer akılcı ve tutarlı birlikteliklere evet diyebilirsek farklılığımızı koruyabileceğiz!
İçinde bulunduğumuz koşullarda farklılıklar üzerinden politika üretmenin gereği olmadığı gibi, anlamı da yok. İçinde bulunduğumuz olumsuz süreç hiçbir ayrım gözetmeksizin muhaliflerini yok etmeyi amaçlamıştır!
Bir toplumda farklılıkların varlığı o toplumun zenginliği olduğu gibi, demokratikliği de işaret eder. Bu açıdan bakıldığında farklılıklarımızı sürdürebilmemiz, öncelikle bizleri yok etmeyi hedefleyen girişimleri birlikte geri püskürtmekle olanaklıdır. Bu nedenle farklılıklar üzerinden politika üretmek yerine farklılıkları koruyan birlikteliklerin yaratılması yaşamsaldır; ancak bu yöntemle yarınlarda da varlığımızı sürdürebiliriz.
Demokratik olmayan İktidarların en büyük avantajları, muhaliflerini etkisiz hale getirmek için kontrol ettikleri iletişim araçları ile algı yönetimini devreye sokmaktır. Bunun için toplumun en hassas sinir uçlarıyla oynarlar. Yeterince gelişmemiş ya da bilerek ve tasarlanarak geri bıraktırılan toplumlarda inanç konusu en mayınlı alanlardan biridir. Bu nedenle dinsizlikle veya inançsızlıkla suçlamak her zaman prim yapar.
Dine karşı olmakla, dini bir çıkar aracı olarak kullananlara karşı olmak aynı şey değildir. Her şeye karşın her aracı kullanarak kazanmak isteyenler; haklı ve tutarlı tepkilerle karşılaştıklarında söyledikleri; “Sen dine karşı mısın?”. Utanmadan bu ucuz suçlamanın ardına saklanmayı alışkanlık haline getirmişlerdir. Oysa din, sırtından çıkar sağlayanları koruyan bir araç değildir. Zaten ruhban sınıfı(ülkemizde de varlığı su yüzüne çıkmıştır.) üreten değil, üretilenlerden; hizmetlerinin karşılığı olarak pay alarak tüketenlerdir. Ürettikleri hizmet, maddi değerlerin üretilmesini güvenceye almak ve yoksullara itaat etmeyi ve şükretmeyi öğretmektir(!)
İktidarlar yandaş yapamadıkları kitleleri etkisiz kılmak için inanç silahının yanında birde milliyet silahını kullanırlar. Burada belirleyici olan muhalifleri milli olmamakla ve dış güçlerin istekleri doğrultusunda hareket etmekle suçlamaktır.
Ülkenin dıştan görünüşü de içler acısıdır. Meryem Koray’ın vurgulamasıyla yazımızı sonlandıralım: “Gazetecilerin, siyasetçilerin, iş adamlarının tutuklanması zaten epeydir dünyanın gündeminde. Maşallah Türkiye bu gündeme her gün yenilerini de eklemekte!... Öyle olunca da, düşünce kuruluşu Freedom House Türkiye’yi “kısmen özgür” ülkeler kategorisinden çıkarıp “özgür olmayan ülkeler” arasına koydu.
Ne güzel değil mi!... Toplam 195 ülke var; bunlardan 49’u “özgür olmayan ülkeler... Türkiye’de, Suriye, Sudan, Eritre, Kuzey Kore, Suudi Arabistan gibi özgürlükten nasip almayan ülkeler arasında.