Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Farklı Ses - Farklı Nefes...

  • 22 Mart 2018 Perşembe


Müzikte çok seslilik ne anlama gelir?..
Aynı notanın, birden çok kişi ve müzik aletleri ile birlikte çalınması mıdır çok seslilik?
Hayır değildir!
Aynı melodi, birden çok insan ve müzik aleti ile çalınır ya da söylenirse, “çok sesli”lik oluşmaz…
Aynı düşüncenin birden çok kişi tarafından, aynı açıdan; ama farklı farklı kişilerce anlatılması nasıl çok sesli bir düşünce platformu oluşturmuyorsa, müzikte de öyle…
Bir melodinin farklı oktavlardaki seslerle veya birbirinden farklı [ama uyumlu] notaların insanın kulağının içine dolması ve bu renkli cümbüşün insanın içine, duyarlılığının pınarlarına ılık ılık akmasındadır çok sesli müziğin değeri...
İşte çok seslilik, işte çok sesli müziğin büyüsü, derinliği, yüksekliği bu pınardan beslenir.
Bir başka deyişle, çok sesli müzik dinleyen bir insan, edilgen bir durumda, pasif bir dinleyici değildir.
Zihinsel ve duygusal bir mayhoşluğun kıyısında ve aynı zamanda da kültürel bir ön-belleğin denetiminde ve belki de sarhoşluğu içinde, ama kesin ve keskin çizgileri ile yoğun bir etkinliğin içindedir…
Yani… Örneğin siz, elinizdeki gazeteye öylesine göz gezdirirken ya da yanınızdaki bir nazenin kişi ile sıradan bir dingildeşme içindeyken ve de özellikle de elinizdeki cep-telefonu ile sarmaş dolaş olmuşken… sahnenin arka planında, kendi halinde başına buyruk zıngırdayan bir gürültü kirliliği değildir çok sesli müzik…
İnsa
ndan, aktif bir katılım, yorucu bir uğraş talep eden, olmazsa olmaz bir dinginliktir...
Kabak çekirdeği yemiyoruz dostlar… Ya da “dizi” seyretmiyoruz: Müzik dinliyoruz!
[aslında] Aynen ve tıpkısı, [aslında] işte çok sesli düşünce de böyle…
Bakıyoruz renkli cama.
Diyelim ki, Kanal F...
Diyelim ki birden çok adam bir şeylerden söz ediyor..
Ama gerçekte aynı düşünceyi geveliyor.
Basın düttür-matiğinizin düğmesine: Kanal G, Kanal H, Kanal C... Birbirinin fotokopisi!
Birden çok açık-oturum.
Ama bir tek düşünce...
Birbirinin yalakası bilgiç profilleri, tıpkısının aynısı düşünceleri koyuyor aynı masaya.
Diyelim ki, Avrupa Birliği tartışılıyor bu kanallarda…
Ama o koca koca adamların her biri Avrupa Birliği’nin yılmaz bir savunucusu... Bu nasıl bir tartışmadır ki?.
Tartışma birbirinden farklı düşüncelerin karşı karşıya gelmesi ile yapılmaz mı?
Eğer gelmiyorsa; yani getirilmiyorsa, o zaman neyin çok sesliliğinden söz ediyorsunuz ki?..
Çok seslilik, en azından, iki farklı ses; iki farklı nefes, iki farklı düşünce, iki farklı dünya görüşü ve iki farklı insani yapı gerektirir.
Yani bir konunun çok yanlı olarak ortaya konularak tartışılabilmesi için, her şeyden önce, o konuda farklı düşünen, farklı dünya görüşlerine sahip düşüncelerin varlığı gerekir.
Aynı yöndeki iki düşüncenin, birden çok farklı insan tarafından ayrı ayrı dile getirilmesi, aynı melodinin iki farklı ses tarafından birbiri üzerine yapıştırılarak söylenmesinden başka ne anlama gelir ki?..

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com