Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Farkındalığın içeriğinde neler var?

  • 21 Mart 2018 Çarşamba


Bir insanın potansiyel gücü, [ya da birikimi] onun dış etkenlere karşı oluşturacağı direnci ile ölçülür.
Yaşam merdiveninin her basamağında bu direncin canlı ve diri tutulması gerekir.
Burada kast ettiğimiz merdiven, bireyin kendisini tanıma, keşfetme ve “farkındalığının” derecesini belirleyen seviyedir, ölçüttür; yıllar değil...
Ancak bu noktada hemen birbirini tamamlayan bazı soruları gündeme taşımamız gereklidir:
- Bir insan, kendi potansiyelinin niteliğini, gücünü ve miktarını [yani niceliğini] ne ölçüde farkındadır?..
- Birey, benliğinin içine gömülmüş bulunan bu kıymetli hazinenin içeriğine ne kadar yakındır?..
Diyelim ki, farkındalığı gelişmiş bir kişi var karşımızda…
Bu kişinin kendi bilinçdışına itelediği; başka bir deyişle, bastırarak etkisinden kurtulmaya çalıştığı “etki”ler karşısındaki savunma mekanizması ne ölçüde güçlüdür?
Soru önemlidir.
Başarılması güç de olsa, hayatı damıtarak yaşamak, bilinç ve bilinçaltı ikilemini bir köprü ile birleştirmenin değerini kavramak ve bu yolla yaşamı daha anlamlı kılmak hem mümkündür ve hem de gerekli...
Ayrıca şu soru da önemlidir: Hayatın karmaşası içinde neler olmaktadır ki, bir çok kişi, bildiği bir şeyi [ya da hayatındaki bir etkiyi] farkındalığından silme yolunu seçmekte ve o şey [her neyse] bilinçaltına iteleyebilmektedir?..
Peki o bilinçaltı denen çuvalda neler vardır?
Bilinçaltı, ahlaki olarak toplumun onaylamadığı dürtüler, düşünceler ve arzuların bir deposu mudur?
Bilim adamları önümüze şöyle bir tarif koyuyorlar:
- Bilinçaltımız, bireyin hayatı içinde gerçekleştiremediği [ya da gerçekleştirmediği] yaşama potansiyelleridir…
Yani bilinçaltı, içinin boşaltılması ve temizlenmesi ile kişiyi ruh sağlığına ulaştıran bir kirli çıkın değildir…
Tam tersine, insanın potansiyelini harekete geçirici olumlu bir etki [dinamik bir güç] olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu olumlu etkinin psikolojik kaynağı, insanın olması gerektiği yönündeki kendi düşüncesi [birey olarak ideali] ile olmakta olduğu hal arasındaki fark ve mesafeden oluşuyor.
İnsanın, yaşamı içinde gerçekleştirmek istedikleri, kendisine biçtiği değerle doğru orantılıdır.
Şunları bunları yapacağım, şöyle biri olacağım; örneğin kültürlü, bilgili, erdemli ve bilinçli bir birey olacağım gibi hedefler, insanın yaşama potansiyelini meydana getirir.
Bu potansiyelin niteliği ya da düzeyi ile, hali hazır gerçek durum arasındaki farkın o kişi tarafından algılanması [farkındalığın bu düzeye ulaşması] birey için itici, olumlu, yapıcı bir dinamodur.
İşte sözünü ettiğimiz bu dinamo, yaşama potansiyeli olarak isimlendirilen “şey” ya da "şeyler"den ibarettir.
İnsanın, yaşama potansiyelinin itici gücü ile davranması, onun gelişme enerjisinin ta kendisidir.
Belirlenen hedefe yeteri ölçüde ulaşılamama durumunda duyulan suçluluk duygusu [ya da moralsizlik hali] ise, yaşam içinde sorumluluk üstlenmenin zorunlu ama olumlu bir sonucudur.
Ancak, yaşam bize bu nitelikte sorumluluk üstlenme bilincini kendiliğinden bahşetmez.
İşte içinde dolaştığımız sorunun püf noktası bu noktada düğümlenmektedir.
Çünkü farkındalık denen bilinç yetkinliği, sadece ve ancak bizim, kendi çabalarımızla ulaşacağımız bir yüksekliktir.

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com