Selma Erdal

Tüm Yazıları


Eyyy Sen!...

  • 14 Mart 2018 Çarşamba



*Eyyy sen;ülkemin bilinçsiz mutluluğun pençesinde kıvranan halkı!...BM hazretleri buyurmuş ki 12 ve de 20 Mart günleri MUTLULUK HAFTASI'dır. Bu hafta senin haftan; gül, kahkahalar at, kan revan içinde debelenen şu Dünyamız'a gülen gözlerle bak...Ölüm kusan silahların gölgesinde; sevinç çığlıkları at ve yetmedi kan ver, can ver, mezarını kendi ellerinle kazıp, içinde huzurla yat...Kadınlar kuduz köpekler gibi telef edilirken...20'lik delikanlılar sömürgenlerin kirli oyunları sonucunda can verirken...Çocuk gelinler, oğlan çocuklarl sapıkların keyfine kurban edilirken... Evsizler, işsizler, açlar, sokaklarda yaşayanlar umutsuzca yardım beklerken...Sen olan bitene gözlerini kapat; BM hazretleri öyle buyurmuş işte...Dolayısıyla 12 ve 20 Mart günlerinde MUTLULUK HAFTASI kutlamaları için şenlikler yap... Yüreğin izin verdiğince... Anlaşıldı mı?...

*Eyyy sen; mutluluk şöyle dursun, tüm insanca duygularını yitiren insan biçimindeki yaratık!...Bu ülkeden öylesine değerli ve duyarlı insanlar gelip, geçdi...Hiç ayırdına vardın mı?...Sen Yıldız Kenter'i hiç tanıdın mı?...Ve onun; Süleyman Demirel'e bir şak mektubu yazdığını hiç duydun mu?...Yıl 1998...29 Ekim kutlamalarında, YILDIZ KENTER açıklıyor; SÜLEYMAN DEMİREL’e yazdığı aşk mektubunu ve bu mektubu yazma nedenini…KENTERLER ilk tiyatrolarını kurdukları günlerde, ödeme güçlüğüne düşüyorlar, tiyatroları icra yoluyla ellerinden gidecek…YILDIZ KENTER, DEMİREL’e mektup yazıyor, DEMİREL de onlara yardımcı oluyor.
1980 sonrasında, DEMİREL Zincirbozan’da…YILDIZ KENTER gazetede bir yazı okuyor. DEMİREL diyor ki;” Hiç kimse bana aşk mektubu yazmadı…”Bunun üzerine KENTER; DEMİREL’e bir aşk mektubu yazıyor. Nedeni; yıllar öncesinden gelen minnettarlık… DEMİREL’i mutlu etmek istiyor…
Kuşkusuz sanatçı kimliğini kişiliğinde içselleştiren iki ayrı birey; biri siyaset sanatını iyi bilmekle, sanata-sanatçıya saygılı…Diğeri gerçekten sanatçı… Sanatçı olduğunun göstergesi; sanatçı duyarlılığı, sanatçı inceliğiyle gönül borcunu ödüyor…
İşte bizler böyle bir Türkiye’den geldik bu günlere…Her geçen gün, daha da çok bataklıklara gömüle, gömüle…Yaşayıp gidiyoruz şu Dünya adlı gezegende…Eyyy sen; elindeki cep telefonuyla, bataklığın en dibine saplanan yaratık, böylesine insanca duygulara hiç olabildin mi tanık?...



*Eyyy sen "yetmez ama EVET'çi"!...Eyyy sen İ(kinci) Cumhuriyetçi!...Eyyy sen Küreselleşme çığırtkanı!...Ötekileştirilirken ülken;sesin, soluğun neden çıkmaz oldu?..."kerameti kendinden menkul" değerli aydın; yoksa dağarcığında sözler mi tükendi?...Sen istediğin kadar ye Amerikalı'nın dükkanında köfte;işte ülke koşar adım "ötekileştirilmek"de...Ve sen verdiğin taahhütlerin dışına çıkıp da "Batı'nın kompartmanından indikçe" dolayısıyla ötekileştikçe; geçemeyeceksin öteyeDaha dün Lale tohumlarınla, Osmanlı padişahlarının inayetleriyle var olanlar; bugün ezecekler seni hamam böceği gibi...Sen ATATÜRK İLKE ve DEVRİMLERİ'nin aydınlığından uzaklaşdıkça...Daha çooook tuzaklara düşeceksin bu aymazlığın sürdükçeSen ötekileştirdikçe kendini (Amerikalının üflemesiyle, Arabın beslemesiyle); aştırmayacaklar sana Batılı'nın bendini...Ve sen "yeni Osmanlı" dedikçe; bu gidişle ödetecekler sana 600 yıllık Osmanlı'nın bedelini...Uluslararası alanda; ülkece, ulusça saygınlığımız tozumaya uğramış, 29 Ekim 1923'le gelen tüm kazanımlarımız talanda...Kolaycının, entrikacının, asalağın, ayaktakımının kulağı; günlük çıkarları için anlatılan türlü çeşitli yalanda...İşte bu durumda; derim ki ben...Bekleyelim görelim; Afrin Harekatı'nın sonucunu... Eğer ki dönmezlerse ülkelerine şu yavşak Suriyeliler...Sonrasında açalım kapıları; salalım onları Kapıkule'den dışarı, bundan böyle AB ayıklasın pirincin taşını...