Selma Erdal

Tüm Yazıları


Eylül...

  • 07 Eylül 2018 Cuma


26 Ağustos Büyük Taarruz'un ardından...30 Ağustos'da Zafer Bayramı...Ve her gün güzel bir ilimiz düşman işgalinden kurtulduğu için kutlamalar yapıyoruz. 6 Eylül Balıkesir...7 Eylül Aydın...9 Eylül İzmir...11 Eylül Bursa... 12 Eylül Mudanya...Düşmanın Mudanya'dan denize dökülüşü...Ve İsmet Paşa'nın imzaladığı 11 Ekim Mudanya Mütarekesi... Ve 29 Ekim 1923 Cumhuriyetimiz...
Biz bu kutlu ve mutlu günleri anarken... Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının ve elbette ki dağlardaki yörük efelerinin yardımıyla yurdumuzu düşman işgalinden kurtarılışını bugün bile yüreğimiz titreyerek, onları rahmet ve minnetle anarken...Öylesine olaylara tanık oluyoruz ki meğer hala düşman burnumuzun dibinde, yanımızda, yöremizde...Üstelik bu düşman dışarıdan da gelmemiş aramıza; yerli, bu ülkenin nufüsuna kayıtlı ama içine dış güçler tarafından zehir akıtmalı...
En sonunda Didim bize kaldı, şımarıkça paralar harcayan Almancılar,yoksullukdan yakınmalarına karşın yine de borç, harç kredi kartlarıyla tatil yapmağa çalışan yerli gezginler; sonunda gittiler diye sevinçliyiz.Apollo Tapınağı'nın yakınındaki Rumi Kafe'de oturuyoruz.Rumi Kafe;VEGFEST günlerinde açılmış olan ve o günlerden beri keyifle, huzurla çayımızı, kahvemizi içtiğimiz temiz, şirin, nezih bir ortam...Sürekli gelenlerin yanısıra,yazın son günlerinde, son gezginler de uğruyor...Özellikle de bizler gibi Didim'i İkinci Baharlarının Kenti olarak seçme arayışında ve de niyetinde olanlar... Ve onlar bize sorular soruyorlar; deneyimlerimizi, Didim'de yaşamanın, sonradan Didimli olmanın nasıl bir duygu olduğunu soruyorlar. Burada yaşamakdan mutlu musunuz diyorlar.Mutluyuz, Didimli olmakdan, burayı İkinci Baharımızın Kenti olarak seçmekden çok muytluyuz, ama sonunda Eylül geldi, herkes gitdi ve sonunda Didim bize kaldığı için çok daha mutluyuz diyoruz soranlara...
6 Eylül günü; yine Rumi Kafe'deyiz...Yaşıtım sayılabilecek bir kadın giriyor kafeye, oturuyor ve bir çay istiyor. Az sonra da konuşmağa başlıyor bizlerle...Kızgın, öfkeli, erkeklere düşman, kadın cinayetlerinden giriyor, ülkemizde yaşanan ırkçılıkdan çıkıyor. Kaşları çatık, ses tonu sevgiden yoksun, beden dili saldırgan, sanki tüm insanlara ve özellikle de erkeklere düşman, ansızın soruyor:-Didim'de sürekli mi yaşıyorsunuz?...Evet diyoruz ve ardından yine soruyor:-Sıkılmıyor musunuz?...Sıkılmıyoruz, mutluyuz, büyük kentlerin kalabalığından ve özellike de İstanbul'a, Bursa'ya doluşturulan Suriyeliler'i görmekden kurtulduğumuz için çok mutluyuz.Bu kez ses tonu daha da öfkeli; sorularını soruyor:-Bu ülkede bunca kadın cinayeti işlenirken, kadınlar dövülürken, kadınlar ikinci sınıf sayılırken siz nasıl mutlu olabiliyorsunuz?...Yanıtlıyorum onu; "siz yanılıyorsunuz, ben birinci sınıf, erkeğiyle eş ve eşit bir kadınım" diyorum.Daha da kızıyor:-Siz nerede yaşıyorsunuz, kör müsünüz, kadınların başına gelenler sizin umurunuzda değil mi?...Soruyorum:-Siz bekar mısınız?...Erkeklere bunca öfkeniz neden?...Yaşamınızda sevdiğiniz birisi, çocuklarınız yok mu?...Sanki siz yalnızca erkeklere değil, mutlu olan ya da olmağa çalışan tüm insanlara düşman gibisiniz?...Siz nerelisiniz?...-İstanbul'dan geldim buraya, ama hiç beğenmedim, sıkıcı burası, siz burada sıkılmıyor musunuz?...Ve bu arada Kars kökenli olduğunu, iki kez evlenip, boşandığını, çocuksuz olduğunu, balık burcu olduğunu öğreniyoruz.Yantlıyorum onu:-Sıkılmıyoruz.Üstelik burada Didim'de kinci baharlarını yaşayan bizler gibi gönlü gençlerin uğraşacağı pek çok alan var.Müzik, resim, folklor dansları gibi sanatsal uğraşlar...7'den 77'ye her yaş gurubuna yönelik tiyatro eğitimi...Yazarlar, ozanlar; herkes var burada...Yeter ki siz yerleşmeğe karar verin; mutlaka sizi mutlu edecek, ruhunuzu hoşnut edecek bir uğraş bulacaksınız Didim'de...Ve sürdürüyorum sözlerimi:-Üstelik burada kadınlara şiddet yok, kadınlar istedikleri gibi özgürce dolaşıyorlar sokaklarda gece ya da gündüz...Herkes birinci sınıf yurtdaş burada; tıpkı yasalarda yazdığı gibi kadın ve erkek uygulamada da eşit burada...Bu kez doğrudan bana soruyor:-Siz sıkılmamak için neler yapıyorsunuz?...Benden önce Rumi Kafe'nin sahipleri Mevlüt kardeşimle, eşi Burçin Hanım yanıtlıyor:-Eşi ile mutlu yaşıyorlar; neden sıkılsınlar ki?...Bu kez da ben yanıtlıyorum, gururla gazetemiz Mavi Didim'in internet sitesini gösteriyorum:-İşte gazetemiz Mavi Didim'de, Didim'in yerel gazetesinde yazılar yazıyorum ve bundan dolayı da hem mutluluk hem de gurur duyuyorum...Gazetemizin internet sitesini ve yazımı gösteriyorum. Sitede 6 Eylül 2018 günü yazdığım; SURUÇ'dan İDLİB'e başlıklı yazım var.Yazımı okuyor, hızla ayağa kalkıyor ve gözlerinden nefret saçarak soruyor:-Sen hiç Suruç'a gittin mi?...Hiç Suruç'da bulundun mu?... Sana soruyorum, sana...Git ve gör Suruç'u!...Ve kaçar gibi kafeden çıkıyor...Arkasından sesleniyorum:-Sen hiç PKK kalleşlerinin kurşunlarıyla şehid olan Mehmedçikler'in analarının evine gittin mi?...

Biz Meydan Muharebeleri'yle, Kurtuluş Savaşı ile açık, aşikar düşmanlarımızı bu ülkeden kovduk, Akdeniz'den, Marmara'dan denize dökdük...Ama böyle içimizdeki düşmanları, ülke ekmeğini yiyerek ülkemizin koynunda beslenen yılanları denize dökmek şöyle dursun; hep görmezden geldik. Ama onlar işte her an, her yerde ansızın karşımıza çıkıp; tüm düşmanca saldırganlıklarıyla bizlere nefretlerini kusuyorlar ve ne yazık ki halkımız, ülkesini ulusunu gerçekden seven halkımız da onlara karşı hala susuyorlar.
Eylül ayını, Didim'in yeniden bizlere kalışını, onun güzelliklerini içimize sindirişimizi...Kürt-Türk, Alevi-Sunni, Kadın-Erkek ayrımı yapmaksızın; şu şirin beldede sevgiyle, dostlukla, kardeşçe birbirimizi kucaklayışımızı düşündüyorum....Sonra da bu duygularımızı gölgeleyecek, baltalayacak böylesine düşman yürekli bir kadının ve onun gibilerinin Didim'e gelmemesini diliyorum.Didim sevginin ve barışın kenti olarak; ülkedeki tüm kentlerle yarışır ve birinciliği kazanır diyorum... Keyifle çayımı yudumladıp;yaşam böylesi düşman yürekliler olmasa, onların da yürekleri sevgiyle,dostlukla dolsa ne güzel olurdu diyorum...Eylül ayı güzel,Eylül ayında Didim çok daha güzel...İkinci bahar gençlerinin yaşam kenti Didim; sen hep böyle güzel kal, Doğal güzelliklerinle de, insana "insanca" değer veren yargılarınla, hep böyle yaşanabilir bir kent olarak kal...