Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Eti kimler yiyecek bakalım

  • 11 Kasım 2018 Pazar


Haydi bakalım buradan yak. Millet et yiyebilme derdine düşmüş. Siyasetçiler hala etin cins ve özelliğinden bahsediyor. Bu söze diyecek kelime bulamıyorum doğrusu. Şimdi vatandaşın elinde para var da, yok efendim sığır eti, yok koyun keçi eti diye ayrım peşinde koşacak. Üretici açısından konu değerlendirilirse, zaten neyi besleyip neyi besleyeceğine onlar karışacaktır. Burada konunun asıl önemini vatandaşın hangi parayla hangi eti tüketebileceği gerçeğidir.

AKP’ye oy verdiğini çok iyi bildiğim Mustafa amca, seslenince birden şaşırdım. Kendisini tanımasam eyvallah. Yıllardır merkez sağın aşırı militanı gibi çalışan bir kişi. Babadan kalan bir devamlılık söz konusu. Yıllarca Demokrat Parti döneminden gelen bir partizanlık var. Bu gelenek kendisini Adalet Partisine itmiş. Yıllar sonra yani 1980 döneminden sonra Özal desteği ile bu iş yürümeye başlamış. Gel beri git beri derken sonunda AKP kurulmuş ve kurulduğundan beri de oyunu oraya atmış. Şu sıralarda Reis diyor başka bir şey demiyor.
“Ya Erol bey, şu milletin et sorunu bir türlü bitmedi. Sen ne düşünüyorsun bu konuyla ilgili” diye sordu. Bana sormasına hakikaten şaşırdım. Çünkü benim cevabımın ne olacağını az çok bilen birisi olduğundan eminim. Her vatandaşın et yemeye hakkı olduğunu, et konusunun bu hale gelmesinin, fiyatlarının artmasının tek sebebinin üretimden geri kalınmasını ve ithal edilmenin bu işi çözmeyeceğini söyledim. Nedenini de, doların sürekli değer kazanmasına bağladım. Doğrusunun bu olduğunu zaten kendisi de biliyor. Zaten kilosu da bu güne kadar çok fazla et tüketicisi olduğunu bakınca kanıtlıyor. Maşallah ense kalın, gerdan ise boğa gibi.
Kendisine zaten sorduğumda da işi doğrulayarak, dana etini sevdiğini ve başka et eve girdiği zamanda eşinden şimdi bile fırça yediğini söyledi. Yani damak zevki, büyük baş hayvanlara müsait. Allah onlarla olan sevgisini bozmasın. Peki güzel de, bizim genetiğimizin danalara uymadığını siyasetçiler söylemişler. Aslında işin söyleme şeklini heyecandan unutmuş olabilirler diye düşünüyorum. Mesela şöyle diyebilirlerdi. Siyasetçiler ve elinde parası bol olanlar, dana ve sığır eti tüketmeye genetik açıdan oldukça müsaittirler. Geri kalan parasız gurebalar ise, genetik açıdan onlara uyan et cinsi keçi ve koyundur dese kimse alınmayacak. Ama sen kalkıp ulu orta bizim genetiğimizde keçi ve koyun vardır dersen bu vatandaş alınır. Allah muhafaza ileride seçim var. Bu sözler yol su elektrik olarak geri dönebilir. Memleketimizin toprakları o kadar verimli ki, ne ekersen onu biçersin. Kısacası, biz büyük baş hayvanlar içinde ot ekip biçeriz, küçük başlar için de bu ekimi yaparız. Yeter ki dışarıdan GDO’lu tohum olmasın. Bizim topraklarda her türlü hayvana hitap eden ürün yetişir. Yeter ki, o yetişen kısa veya uzun boylu olan ürünleri yiyecek küçük baş ve büyük başların temini sağlansın. Sığır üretiminde en üst seviyelerdeyken, şu an elimizde hakiki sığır kalmadı. Tamamı beyin göçünden yararlanarak dışarıya gitti diye düşünüyorum. İçeride bulunan koyun ve keçilerde nerede oldukları şüpheli artık. Onlar da geçim derdinden göç etmiş olabilirler. Konuşulacak sözün üretimi teşvikten yana olmalı diye düşünüyorum.