Adnan Güllü

Tüm Yazıları


Eski türk kadınının hakları

  • 09 Mart 2020 Pazartesi


Biliyorum uzun yazıları okumayan toplumuz, ama lütfen bu yazıyı okumanızı rica ediyorum...
İslam öncesi Türk toplumunda kadının yeri çok önemli idi. Hatta bugünkü Avrupa'da dahi kadına verilmeyen haklar o günün Türk toplumunda vardı. Bugün Avrupa toplumlarında bile kadın eşeysel (cinsel) bir nesne olarak görülmekte ve toplumsal anlamda erkeklerle tamamen eşit olamamaktadır.
Örneğin; bugün hangi Avrupa ülkesinde bir kadın ordu komutanı vardır? Oysaki eski Türk toplumunda kadınlar savaşçı, kale komutanı, vali, ordu komutanı olabiliyordu. Hatta Kağan gittiğinde Hatun başkentte kalırsa, ülkeyi o yönetiyordu. Zaten verilen buyruklar, "Kağan ve Hatun buyurdu ki..." diye başlıyordu. Hatun'un adının geçmediği, damgasının (mührünün) olmadığı buyruklar geçersizdi. Kadınlar, Hanım adını alıp oba yönetiyor, yeri geldiğinde ordunun başına geçip savaş yönetiyordu. Ordunun başına geçip Pers İmparatoru Darius'un (Dara) kellesini mızrağının ucuna takıp ülkesine getiren İskit Hatun'u Büyük Tomris değil miydi? Ya da Attilla'nın karşısına çıkan Roma elçileri önce Attila'nın eşi Arıkan Hatun ile görüşmek zorunda kaldıklarında şaşırmamışlar mıydı?
Diyebilirsiniz ki, "Bunlar soylu kadınlardı, halk nasıldı?" Halkta da durum aynı idi. Çünkü Türklerde soylu-halk (avam) ayrımı yoktu. Onlara göre tüm Türkler soylu idi. Kız çocukları erkekler gibi at biner, kılıç kuşanır, savaşa giderdi. Bir kadının birden fazla isteyeni olduğunda, kadın erkeğini kendi seçerdi. Evlenirken de bir kadın ve bir erkek çadırlarını birlikte kurardı. Evlilik çağı gelen erkek ve kadın, ailelerinden yaşarken kalıt (miras) payını ister, aldıkları paylar onların çeyizi olurdu. Bu payları birleştirir ve kendi yuvalarını kurarlardı. Her şey tamamen eşitti.
Peki ne oldu da kadının sosyal konumu bu kadar değişti? Cevap basit: İslam sonrası din gibi gösterdikleri Arap kültürünü bize dayatan Emeviler, kendilerinin anlayışını bize aktardılar. Oysa İslam'ı ilk kabul ettiğimiz sırada, Selçuklularda yüzünü örtmeyen, ata binip kılıç kuşanan, savaşan, erkeklerle birlikte oturup lafını sakınmayan kadınlardan şaşkınlıkla bahseder Arap gezginlerin kayıtları. Hatta Osmanlı'nın ilk dönemlerinde şehir içi güvenlik (o zamanın polis teşkilatı) kadınlardan kurulu "Bacılar" adında atlı birlik tarafından sağlanırdı. Ancak zamanla dili gibi yaşayışında da Araplaşan toplum, kadının toplumsal konumunu aşağılara çekti.
Peki ne yapmalı? Kadınlara yeniden eski Türk toplumundaki haklarını kazandırmak için eski Türk kültürünü canlandırmalı, İslam'a yapışarak kültürümüze bulaşan Arap geleneklerinden yüce dinimizi arındırmalıyız...
Kurtuluş özümüze dönmek…
(alıntı)

Adnan GÜLLÜ
Tarih Araştırmacısı