Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Eşit ise partiler...

  • 02 Şubat 2019 Cumartesi


Demokrasi açısından bütün partilerin varlığına gerek duyulur. Demokrasinin olduğu ülkelerde her parti en az ötekiler kadar olmazsa olmazlardandır. Seçenekler azalınca partilerin sayısı azalabilir ama bu hiçbir koşulda demokratik olmaz!
Partilerin eşitliğinden söz etmek sözde kalıyor gibi. Fiili durumda altı milyona yakın oy alan bir parti görmezden geliniyor ise; ve her görüldüğü yerde gagalanıyor ise, eşitlik sözde kalıyor demektir. Bu partinin seçimle gelen yöneticileri yargı kararı olmaksızın idari kararla görevden alındığı zaman, onlara oy verenlerin hakları yok sayılmış oluyor. Bu olay sadece seçilmişleri değil, aynı zamanda haklı gerekçeler ortaya konmadan, seçenlerinde haklarının gaspı anlamına gelir!
Demek ki,; “Siyasi partiler sosyal yaşamın vazgeçilmez unsurlarıdır…” demek ve bu hükmün yasalarda yer alması yeterli olmuyor. Eşitsiz bir yarışta yarışmacı olmak için dürüst ve yürekli olmak gerekir. Bu gereklilik aynı zamanda bir varlık duyurma çığlığıdır. İnatla bunu görmemek ise ne yasallıkla bağdaşır, ne de demokratiklikle.
Siyasi partiler yasası mutlaka en geniş katılımlı uzlaşmalarla değiştirilmelidir. Şu anda mevcut yasaların da ayrıcalıksız olarak uygulanması gerekir. Bazı partiler sürekli olarak suçlanmaktadırlar ancak, bu parti veya partilerle ilgili olarak herhangi bir hukuki işlem yok. Bu durum, sürekli olarak tekrarlandığında dayanaksız olarak suçlayanların suçlu konuma düşmeleri kaçınılmazdır!
Öteki partiler kendi kıt olanakları ve yasal olarak belirlenen devlet desteği alarak seçimlere katılıyor. Bu partiler doğal koşullarda devletle seçim yarışına girmek zorunda kalmamalılar.

Devlet olanaklarını kullananlar, varlıklarını güvenceye alan yasalara uymamaktadırlar. Hemen hemen her alanda devlet olanaklarını, devlete hâkim olan partinin yararına kullanmaktadırlar. Özellikle maaşını halkın verdiği bürokratlar bir parti yararına çalıştıkları an yasalara aykırı hareket etmiş olurlar.


OY ve RÜŞVET.
Oy istemek her normal ve dürüst insanın temel haklarındandır. Oy veren ile oy isteyen arasında örtük bir anlaşma vardır. Bu uzlaşma, güven ve beklenti üzerine kurulmuştur. Aynı zamanda menfaatin ahlak sınırları içinde olması gerekir. Olanakları olanlar veya erk kullananlar seçeneksiz insanları kendilerine bağımlı kıldıkları zaman normal bir durumdan söz edilemez. Bağımlı kılma işleminde devlet olanakları kullanılır ise, durum çok daha kötü olur. En basit tanımı ile yönetime muhalif olanların vergileriyle sağlanan gücü muhalefete karşı kullanmak hiçbir koşulda adil gözükmemektedir. Muhalefeti kendi cephanesi ile vurmak ne kadar adil olabilir?
Kamusal kaynaklara alışılmadık biçimde el koymak etik olmadığı gibi büyük bir adaletsizliktir. Parti devletinin kontrolünde rollerini oynayan iş adamı kılıklı kişiler var ise bu ancak bir süre saklanabilir. Gerçeğin ortaya çıkmak gibi bir alışkanlığı olduğundan dolayı gerçekler bir gün ortaya çıkabilir(!)
İsyandadır sokağı kuşatan gök kuşağı,
Çiçeğe durdu filizlerde demokrasi.
Eşitlik, özgürlük, dostluklar eşliğinde…
Babalanmalar boş, bu efelenmeler sahte!