İlter Gözkaya Holzhey

Tüm Yazıları


Eşit Haklar

  • 26 Mart 2018 Pazartesi


Eş, biribirini tamamlayan iki şeyden biri, terliğin eşi gibi birbirinin benzeri. İnsan ilişkilerinde eş dost, karı kocadan herbiri.
Eşit, nicelik ve nitelik bakımlarından denk olan, aynı haklardan yararlanan, aynı düzeyde olan. Kadınlarla erkekler eşit olmalı derken, matematiksel olarak düşünülmüyor. Ailede, okulda, toplumda kanun karşısında aynı haklara sahip olma.
Teoride kolay, ama uygulamada bir arpa boyu yol alındı ve salyangoz adımlarıyla gidiliyor. Bugün gelinen, ulaşılan başarı yeterli değil. Kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olması oldukça zor görülüyor.
Her yönden Dünya’da örnek gösterilen Almanya’da 1800 yılından 19. yüzyılın başına kadar kadın kendi başına iş yapamayan bir varlık olarak görülüyor. Eş, baba veya abi izini olmadan hiç bir konuda hürriyeti yoktu.
İlk kadın derneği 1865 yılında Leipzig şehrinde Louise Otto-Peters önderliğinde kuruluyor. Eşit hak, tahsil ve iş hayatına girme amacı güdülüyor. Kadınlara üniversite tahsiline imkân 1900 yılında veriliyor. 1914 yılında Millî Kadınlar hizmet sivil kuruluşları Birinci Dünya Paylaşım savaşında yardım amacıyla kuruluyor, erkekler asker olarak savaş alanlarında. 1919 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesinden sonra parlamento önünde ilk konuşan kadın milletvekili sosyal demokrat Marie Juchacz tarihe geçiyor.
1957 yılında yapılan Roma antlaşmasıyla eşit işe eşit maaş kuralı konuyor. Uygulamada noksan görüldüğünden dolayı 2009’da Lizbon antlaşmasıyla kanun daha etraflı tekrar pekiştiriliyor.
Elisabeth Schwarzhaupt Federal Hükümette ilk bakan olarak Sağlık Bakanlığı görevini 1961 yılında üstleniyor. İlk Eyalet başbakanı ise Schleswig-Holstein eyaletinde Heide Simonis
1993 yılında olabilir. İlk ve tek kadın Federal Meclis Başkanlığı görevini Prof. Dr. Rita Süßmuth 1988 yılından itibaren on yıl boyunca yerine getirdi.
Federal Almanya ilk ve tek kadın başbakanı Dr. Angela Merkel 2005 yılından beri görevine devam ediyor. Dördüncü defa hükümet kurma çabalarını sürdürüyor.
Bu sene kadınların cinsel tacize uğraması gündemden hiç düşmüyor. Almanya’da kanunen 2006 yılında kadınlar korumaya alınmıştı. Hollywood oyuncuları tarafından ortaya çıkarılan haberle birden bire tüm Dünya’da işyerlerinde kadına taciz gündeme girdi, çıkmakta bilmeyecek gibi görünüyor, tanınmış rejisörler bile suçlandı.
Tanınmamış, susan, aile yakınlarından taciz edilenlerin sesi olmaya çalışan köşe yazarları, dikkat çekmeye uğraşıyorlar.
Üstdüzeyde idareci konumunda kadın kotası 2015 yılında kondu. 2018 yılı başında şeffaf ücret ödemede eşit işe eşit ücret
öngörüldü.
Almanya tarihinde kadın hakları, Hitler zamanında onbeş yıl sekteye uğradı. Ulaşılan haklar üç kavramla geriledi. Mutfak, çocuk ve kilise dışında kadın sosyal hayattan geriye
itildi.
Türkiye’de kadınlara ve çocuklara işlenen cinsel taciz haberleri hiç eksilmiyor, devamlı gündemde kalıyor. Rusya’da yılda yakın aile fertleri tarafından öldürülen kadınların sayısının ondört bine ulaştığını daha yeni okudum.
Eşit hak ve paylaşım çocuklara kaliteli yuva, kreş göstermekle başlar, ki kadınlar işlerinde yükselmek için fırsat
bulsunlar.
İşyerlerinde kadın erkek birlikte ekip olursa, çalışanlar huzurlu oluyor. Erkek idareciler söz geçirme, karar almada nitelikli, kadın liderler ise iletişim, duygusal ve sorun dinlemede öne geçiyor. İdareci olmak isteyenler her iki kalite ve beceriye sahip olmak zorundadır.
Avrupa Birliği ülkelerinde toplam idareci sayısının yüzde otuzüçünü kadınlar, ekonomi ve endüstri alanında erkekler lider durumunda.
Kısacası daha alınacak çok yol var, yalnız senede bir sekiz Mart’ta anılmayla çözülecek bir sorun değil. Zaten erkeklerle birlikte dayanışma olmadan kadınlar asla haklarını elde edemezler.
Tarihte bugüne kadar kadınların haklarına kavuşmalarında mücadele eden, kadın erkek bütün cesur insanlara selâm olsun.

Medeniyet kadının eseridir. Musfa Kemal Atatürk

Yaşadıkça çözdüm hayatı; Ha sen ha ben, ha öteki!
Herkes, her canlı doğanın emaneti ...
Yaşadıkça çözdüm hayatı: Zenginliği paylaşabildiklerimizdir, kahkahalarımızdır, âşık olabilmemizdir ... diye tarif etmeli. Yürek ön yargısızsa, götüreceği yere gitmeli ...
Yaşadıkça çözdüm hayatı: Sevebilmek ise, en önemlisi ...

Hanım kelimesi bir söylenceye göre şöyle ifade ediliyor:
Bir gün Cengiz Han tüm hanlarını toplamış. Yanına da eşi oturmuş. Hanlarına şöyle seslenmiş: “Ben hanlar hanı, hepinizin hanı Cengiz Han!” Ve eşini göstererek, “bu da benim hanım” demiş. İşte böyle! Haydi sen de söyle! Hanım!

Akif Uğurlu, Şair
Hoşça kalın!