Selma Erdal

Tüm Yazıları


Esir ve Cesur

  • 29 Mayıs 2019 Çarşamba


Hiç düşündünüz mü acaba; dilimizdeki sözlerin bir tek harf değişimiyle anlamsal olarak nasıl bir dönüşüm geçirdiklerini?...Ben sıkça düşünürüm...İşte iki örnek düşündüklerimden...-Yaralanmak...-YaraRlanmak...Birileri yaralanırken, birileri de yaraRlanıyor...Ve bir örnek daha:-Esaret...-Cesaret...Birileri esaret yaşarkan, birileri Cesaret göstererek, esarete/ tutsaklığa başkaldırıyor...Bir tek harf; diğer harflerin taşıdığı anlamı nasıl da değiştiriyor; değil mi?...Bu sözlerimizin ardından geçersek gündeme, güne düşene...Biz bu Ramazanlık sokaktaki adamdan beklerken kadına yönelik saygısızlık...Yüce Yargı'nın Yargıcı; ADALET dağıtmak yerine, giyimi üzerinden kadını aşağılamaya kalkışmış, üstelik AVUKAT bir genç kadına yapmış bir saygısızlık ve de saldırganlık...Eğer 23 Haziran'da olmasaydı seçimler; Yargıç Efendi kendi dünya görüşü bağlamında adalet dağıtmaya devam ederdi kuşkusuz...Ama ah şu İstanbul seçimleri, ah!... Yancısı, yandaşı, yalakası; kafasına göre kuramıyor tezgah... Durumlar böyle olunca duruşma sırasında kafayı avukat genç kadının etek boyuna takan yargıç efendinin gösterisi gitti boşa...Çağdaş-mış gibi görünmek için; kadını suçlamadan, bu kez egemenlerden eleştiriler geldi yalnızca Yargıç'a...
Velhasıl esaret ve cesaret üzerinden olaya baktığımızda...Belli ki Yargıç efendinin kafası bir yerlere esir...Kendini yasalar doğrultusunda savunan avukat kızımızın da davranışı pek cesur...Üstelik yargıç efendi "mini etek" saldırısıyla avukat kızımızı yaralamak isterken, sırtının sıvazlanıp, aferin alıp, kızımızın "mini etek" durumdan kendine vazife çıkarıp yaraRlanmak istemiş ama...Bu kez işlem tamamlanamamış. Ola ki 23 Haziran'da İstanbul seçimleri olmasaydı...İşte o zaman turnayı gözünden vurmuş olabilirdi yargıç efendi (gerçi bu kafaya yargıç değil de sanki kadı mı demeli?)...Ama bu kez silah ters tepti. Mini etek üzerinden parsayı toplamayı düşünürken sakallı kadı pardon yargıç; seçim öncesinde seçmene hoş görünmek isteyenlerin yoluna taş koydu. Bu davranışının karşılığını da çok çabuk aldı. Ne yazık ki yargıç efendi yanlış yerde, yanlış zamanda, yanlış bir davranışta bulunarak; alkış beklerken, azar işitti.İşten el çektirildi.Sonuçta ne olur?...Kıyamet mi kopar?... Elbette ki hiç bir şey olmaz...Üç, beş gün geçer; konu gündemden düşer, yargıç efendi de, etek boyu nedeniyle işlediği "toplumsal ayrımcılık suçu" da unutulur ve yeniden koltuğuna oturur.Yalnızca bizim gibilerin anılarında; beyni esir erkek bir yargıçla, davranışı cesur bir kadın avukat kalır.